Gelir vergisi mükellefiyetinin kâr dağıtımı noktasındaki avantajı!

Günümüz ticari hayatında firma satın alımları, birleşmeler artarak devam etmekle birlikte pek çok kişi de ben ne yapabilirim düşüncesinden hareketle, "bireysel" olarak ticari hayattaki yerini almaktadır.

Bu yazımız gelir vergisi mükelleflerinin, kurumlar vergisi mükelleflerine kıyasla dönem kârının ortaklara dağıtımı noktasındaki vergi avantajını konu almaktadır.

Şahsi sermaye ve emeğine tecrübesini ekleyerek, bir iş kuran müteşebbislerimizin, şahıs firması yerine ticari faaliyetlerini sermaye şirketi (ltd., AŞ) vasfında sürdürmek istemeleri durumunda, ileride şirkette oluşacak kârların ortaklara (yani bizzat kendisine) dağıtımı aşamasında, sadece sermaye şirketi olmasından dolayı karşılaşacağı ekstra vergi yükü ile ilgili olarak bir değerlendirmeyi bilgilerinize sunmak istiyoruz.

Ülkemizdeki küçük ölçekli ltd. hatta AŞ'lerin çoğunun gerçekte şahıs işletmesi olduğunu görmekteyiz. Yani en az iki kişilik ortaklık yapısı gerektiren hukuksal forma girmesinde (sermaye şirketi) yasal bir zorunluluk veya ortaklık bağı olmamasına rağmen, günümüz ticari arenada daha saygın bir yer edinme, ihalelerde, banka veya diğer ticari kurumlar nezdinde prestij kazanma düşüncesi hatta gelir vergisi mükellefi olunması halinde bazı giderlerin kanunen kabul edilmediği gibi yanlış bilgilendirmelerle, fiilen tek başlarına bir iş kurarak, bu işi sevk ve idare eden gerçek kişilerin, eşini veya yakın çevresinden bir dostunu kuracağı firmaya küçük hissedar yaparak ticari hayatlarına sermaye şirketi statüsünde devam ettiklerini tecrübe etmekteyiz.

Yukarıdaki açıklamalarımızda şahsi işletmeler kavramından aile işletmeleri anlaşılmamalıdır. Çünkü, aile işletmelerinde ortak yapısı belli bir süreden sonra zaruret haline gelmektedir. Şöyle ki; bir ferdi işletmenin uzun yıllar ticari hayatına başarıyla devam etmesi neticesinde zamanla aile fertlerinden çocuk ve kardeşleri işletmeye dahil olmakta bu da ileride aile fertlerinin hak ve sorumluluklarını sermaye şirketi çatısı altında şekillendirmeyi kaçınılmaz hale getirmektedir.

2. Vergi avantajı nasıl oluşuyor?

İster şahıs, ister şirket olsun tüm müteşebbislerin asli amacı kâr elde etmektir. Bu sebeple sermaye koyar, risk alır, emek sarfeder alır-satar veya hizmet sektöründe faaliyet gösterir.

Yukarıda açıkladığımız müteşebbis, çeşitli nedenlerle, şahıs firması yerine sermaye şirketi olarak faaliyet göstermeyi tercih ettiğinde, ileride şirketin kârını kullanmak istemesi durumunda aşağıda yapılan açıklamalar doğrultusunda vergi ödemek durumunda kalacaktır.

Ancak, şahıs firmalarında sermaye, kâr dağıtımı gibi kavramlar olmadığı gibi ticari faaliyetler şahıs firması olarak devam eden gelir vergisi mükellefleri kâr kullanımına bağlı herhangi bir vergi yükü ile karşılaşmamaktadır. İşte yazımızın konusunu oluşturan vergi avantajı burada ortaya çıkmaktadır.

Konuyu biraz teknik olarak detaylandırmak gerekirse; bir sermaye şirketi (anonim veya limited), dönem kazancını ortaklarına dağıtmak istediğinde önce yüzde 10 oranında stopaj kesintisi yapacaktır.

Kâr payını alan ortak ise, aldığı brüt kâr payı (temettü) tutarı 30.000 YTL'yi geçiyorsa, istisna sonrası kalan kısmı gerçek kişi olarak yıllık gelir vergisi beyannamesi ile mart ayında beyan edecek ve şirketinde yapılan stopaj kesintisini ise hesaplanan bu vergiden mahsup ederek kalan rakamı mart ve temmuz aylarının sonunda olmak üzere iki eşit taksitte ödemek durumunda kalacaktır.

3. Değerlendirme ve sonuç

Ticari hayatına, Yön Kâr Danışmanlık Ltd. Şti. adıyla sermaye şirketi vasfında faaliyetine başlayan bir kişi, elde edeceği kârı şirketten çekmek istediğinde; ltd. şirket olduğundan belli bir vergi yükü ile karşılaşacaktır.

Eğer şahıs firması olarak faaliyet gösterseydi herhangi bir vergi yükü ile muhatap olmayacaktı.

Örnek olarak yukarıdaki firmanın sahibi olan Murat Yılmaz, şirketinin 2005 yılı vergi sonrası kârından, para çekmek istediğinde karşılaşacağı vergi yükü aşağıdaki gibi olacaktır.

I. Örnek II. Örnek III. Örnek IV. Örnek

1- Brüt kâr payı 20.000 30.000 50.000 100.000

2- Stopaj kesintisi 2.000 3.000 5.000 10.000

3- Gerçek kişi g. vergisi - 3.420 14.920 33.520

4- Ödenecek g. vergisi (2-3) 420 9.920 23.520

5- Ele geçen kâr payı (1-4) 18.000 29.580 40.080 76.480

Örnek üzerinden gitmek gerekirse, eğer kâr payını alan ortak, şahıs firması kurmuş olsaydı, yukarıda görüleceği üzere 50.000 YTL kâr payını şahsen tasarruf etmek için 9.920 YTL'lik vergi yükü ile karşılaşmayacaktı.

Bu açıklamaların sermaye şirketi (ltd., AŞ) kurması zorunluluğu bulunmayan kişisel teşebbüsler için geçerli olduğu tabiidir. Yoksa, küreselleşen dünyamızda, şirketleşmenin doğru olmadığı gibi bir kanaat taşımadığımızı belirtmekte fayda var.

Bunlara ilaveten, ATO'nun üye kayıtlarında yapmış olduğu bir araştırmaya göre, şirketlerin ortalama ömrü 12 yıl olup, kısa süre içerisinde kapanan bu firmaların çoğunun aslında bir tek kişi tarafından kurulup, işletildiğini görmekteyiz. Şahıs firmalarının kuruluş ve kapanış prosedürlerinin sermaye şirketlerinden hem kolay, kısa ve ucuz olduğunu burada belirtelim. Ayrıca yukarıdaki şekilde faaliyet gösteren şirketler, kâr dağıtımına bağlı olarak doğan bu vergilerden kaçınmak için genellikle ortaklar cari hesabı kullanarak vergi ödememeyi tercih ediyorlar. Tabii ki bu durum inceleme elemanları tarafından tenkide konu olup, söz konusu kişiler ayrıca vergi cezaları ile muhatap olmak durumunda kalıyorlar. Yukarıdaki açıklamalarımızın bireysel olarak ticaret yapmak isteyen müteşebbislere fikir vermesini temenni ediyoruz.

İk
kaynak dursun ali yaz