Veysi Seviğ - Referans

Vergi Usul Yasası'nın 227'nci maddesi gereği olarak, "Bu kanunda aksine hüküm olmadıkça, bu kanuna göre tutulan ve üçüncü şahıslarla olan münasebet ve muamelelere ait olan kayıtların tevsiki (kanıtlanması-belgelendirilmesi) mecburidir."
Ticari işlemlerde kullanılan en önemli belgeyse faturadır. Fatura, verilmesi ve alınması zorunlu bir belge olup, nihai tüketiciye yapılan satış veya sunulan hizmet tutarının 2009 yılında, 670 TL'yi aşmaması ve nihai tüketicinin de talep etmemesi halinde, yapılan iş veya satış, perakende satış fişleri veya "makineli kasaların" vermiş oldukları fişlerle kanıtlanabilmektedir.
Konuya ilişkin olarak Vergi Usul Yasası'nın 233'üncü maddesinde yer alan düzenleme gereği olarak, "Birinci ve ikinci sınıf tüccarlar, kazancı basit usulde tespit edenlerle defter tutmak mecburiyetinde olan çiftçilerin fatura vermek mecburiyetinde olmadıkları satışları ve yaptıkları işlerin bedelleri aşağıdaki vesikalardan herhangi biri ile" kanıtlanabilmektedir.
* Perakende satış fişleri,
* Makineli kasaların kayıt ruloları,
* Giriş ve yolcu taşıma biletleri,
Yukarıda sayılan belgelerin verilmesi ve kullanılması zorunlu olup, söz konusu belgelerin verilmemesi ve kullanılmaması halinde Vergi Usul Yasası'nın 353'üncü maddesinin ikinci bendinde yazılı özel usulsüzlük cezasının kesilmesi gerekmektedir.
Yasal düzenleme gereği olarak perakende satış fişi, ödeme kaydedici cihazla verilen fiş, giriş ve yolcu taşıma bileti gibi belgelerle Maliye Bakanlığı tarafından düzenleme zorunluluğu getirilen belgelerin düzenlenmediğinin, kullanılmadığının, bulundurulmadığının tespiti halinde, her bir belge için 160 TL özel usulsüzlük cezası kesilebilmektedir.
Ancak yine yasal düzenleme gereği olarak her bir belge nevine ilişkin kesilecek özel usulsüzlük cezasının toplamı, her bir tespit için 7.600 TL'yi, bir takvim yılı içindeyse 76.000 TL'yi aşmayacaktır.
Diğer yandan, aynı yasanın birinci bendi hükmü gereği olarak da verilmesi ve alınması zorunlu olan faturanın verilmemesi, alınmaması hallerinde de vermeyenle almayana 160 TL'den az olmamak üzere faturanın üzerinde yazılması gereken meblağın yüzde 10'u nispetinde özel usulsüzlük cezası kesilmektedir.
Ancak Vergi Usul Yasası içinde yer alan bu zorunluluklar ve kesilmesi öngörülen cezalar sadece yasa maddeleri olarak yazılı kalmakta, uygulamada idare de dahil olmak üzere bu mecburiyetlere uygun davranılmamaktadır.
Özellikle tatil yörelerinde herhangi bir tüketiminiz için fiş ve fatura talep etmeniz halinde, alacağınız yanıtlar ülkemizde mevcut yasaların ve bu yasalarda yer alan maddelerin ne kadar geçersiz olduğunu gözler önüne sermektedir.
Örneğin bir tatil yöresinde otomobilinizi park etmeniz karşılığında sizden alınan park ücreti için fiş istemeniz halinde, size verilen yanıt "Biz fişe tabi değiliz" şeklinde olursa ve bu otopark da kaymakamlık binasının karşısında ise şaşırmamak elde değildir.
Bazı yerlerde deniz üstüne kondurulan ve adına "loca" denilen şatafatlı salların günlüğü 500 ile 1.500 TL olan yerlerde bu işi yapanların faturadan haberdar olmamalarından, bu işin denetimini yapacak olan Gelir İdaresi Başkanlığı rahatsız olmuyorsa, ülkemizde artık vergicilik açısından söylenecek bir sözün kalmadığını kabullenmek gerekmektedir.
Yıllardır ülkemizde uygulanan ve dolaylı vergilere ağırlık veren vergi politikaları sonucunda ve bu süre içinde de dolaysız vergilere önem verilmemesinden kaynaklanan rahatlık nedeniyle özellikle tatil yörelerinde artık Vergi Usul Yasası'nda yer alan belge düzeniyle belge kullanımına yönelik hükümlerin geçersiz ve uygulanamaz hale gelmesi gerçekten düşündürücüdür.
2009 yılında konuya ilişkin olarak eğer bir yurttaş sıfatıyla satın aldığınız bir mal veya yararlandığınız bir hizmet için belge istediğinizde verilen yanıtlar çok net olmaktadır. Bu yanıtlar kısaca, "Biz bu belgeye tabi değiliz. Bu bölge turistiktir, burada böyle bir şey yok" şeklinde olmaktadır.
Bilebildiğimiz kadarıyla Sayın Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, mayıs ayı içinde yapmış olduğu bir konuşmada, ülkemizde dolaysız vergilerin, toplan vergi gelirleri içindeki oranının düşük olmasından yakınmıştı.
Yukarıda aktarmış bulunduğumuz hallerde dolaysız vergilerin toplam vergi gelirleri içindeki payının artırılmasına olanak yoktur. Çünkü yapılan işlemlerin kayda girmesini sağlayacak olan belge düzeni artık işlemez hale gelmiştir.
Ülkemizde zorunlu olarak alınan vergiler dışında artık kimse vergiye ilgi göstermemekte, bu bağlamda da var olan denetimsizlik, vergi bilincinin giderek azalmasına neden olmaktadır. Ancak tüm bu olumsuzluklara karşın devletin vergiye ihtiyacı vardır.