YARGI KARARLARINDA

STOPAJ


1. Danıştay Vergi Dava Daireleri Genel Kurulu'nun 16.7.2007 tarih ve E.2006/226, K.2007/74 sayılı kararı;
"1996 hesap dönemine ait hasılatın bir kısmının kayıt ve beyan dışı bırakılması nedeniyle takdir komisyonunca belirlenen matrah farkı üzerinden 1997/Nisan dönemi için re'sen takdir olunan gelir stopaj vergisinin iptali talebi ile açılan davada, mahkemece davanın reddi yönünde ısrar kararı verilmişse de 1997/Nisan dönemi gelir stopaj vergisinin zamanaşımı süresinin ilgili olduğu kurum kazancının ait olduğu dönem dikkate alınarak hesaplanması gerekir. Bu durumda, davaya konu gelir stopaj vergisinin zamanaşımı süresi 31.12.2001 tarihi itibariyle dolmuşken, 13.2.2002 tarihi itibariyle yapılan takdir komisyonuna başvurulması neticesinde yapılan tarhiyatın zamanaşımında dolayı terkini gerekirken, davanın reddi yönündeki ısrar kararı hukuka uygun değildir."

2. Danıştay Vergi Dava Daireleri Genel Kurulu'nun 30.3.2007 tarih ve E.2006/364, K.2007/120 sayılı kararı;
"Kurum hesap ve işlemlerinin, kurum kazancının doğru olarak saptandığını gösterdiği hallerde, söz konusu kazancın ortaklara kâr payı olarak dağıtıldığının kanıtlanması yükümlülüğü idareye aitse de kurum kazancının sahte gider faturası kullanılmak suretiyle gizlendiğinin tespiti halinde kayıt dışı bırakılan söz konusu kazancın dağıtılmayarak kurum bünyesinde bırakıldığını ispatlama yükümlülüğü bu defa davacıya düşer. Kaldı ki böyle bir kazancın dağıtılabilir hale gelmesi için, dağıtım kararı alınmasına olanak bulunmadığı açıktır. Bu sebeple, davacının kar dağıtımının yapılmadığı yönündeki iddiasının kanıtlaması için gerekli belgeler istenerek elde edilecek bilgilere göre karar verilmesi gerekirken, kayıt dışı kazancın ortaklara dağıtıldığı yönünde tespitin olmadığı gerekçesiyle Gelir Stopaj Vergisi tarhiyatının terkini yönündeki mahkeme ısrar kararı hukuka uygun değildir."

3. Danıştay 4. Dairesi'nin E.2007/3348, K.2008/2305 sayı ve 12.6.2008 tarihli kararı;
"Üst hakkı tesisi, belirli bir süre ile sınırlı olmak üzere arazinin altının ve/veya üstünün yapı yapılması ve/veya mevcut bir yapının muhafaza edilmesi yetkisinin devri niteliğinde söz konusu arazinin kullanımına rıza gösterilmesi halidir. Bu sebeple üst hakkı tesisi, satış gibi mülkiyet nakli sağlamamaktadır. Üst hakkı kurulması işlemi, bir taşınmazın kiralanması niteliğinde olup, hak tesis bedeli üzerinden GVK'nın 94/5-b bendi uyarınca gelir vergisi tevkifatı yapılması gerekir. Bu nedenle, dava konusu işlemi satış olarak nitelendirerek davaya konu gelir vergisi tevkifatının terkini yönündeki mahkeme kararı hukuka uygun değildir."



Veysi Seviğ-Bumin Doğrusöz