ÖZELGELERDE



ŞÜPHELİ DEĞERSİZ ALACAK


1. İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı'nın 14.11.2005 tarih ve 1810 sayılı özelgesi
"Bir alacağın değersiz alacak olarak kabul edilebilmesi için söz konusu alacağın uzun bir süre tahsil edilememiş olması yeterli değildir. Söz konusu alacağın tahsil imkânsızlığını gösteren bir mahkeme kararına veya resmi bir belgeye dayanması gerekir. Şüpheli alacak ise nitelik itibariyle tahsili şüpheli olan, fakat değersiz hale gelip gelmediği kesin olarak bilinemeyen, buna karşın kısmen tahsil olanağı kalmayan alacaklardır. Bir alacağın şüpheli alacak kabul edilebilmesi için ayrıca bu alacak tutarının dava ve icra takibine konu edilmeye değmeyecek kadar küçük olması gerekir. Alacağın küçüklüğünün değerlendirmesinin ise hem her bir alacak için ayrı ayrı hem de söz konusu alacakların toplam değeri üzerinden yapılır. Bu açıklamalarla, şirket tarafından taahhütlü mektupla talep edilmesine rağmen ödenmeyen her bir müşteri itibariyle 30-60 TL arasında değişen toplam tutarı 1.161.541,54 YTL olan alacak için şüpheli alacak karşılığı ayrılması mümkün değildir."

2. Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı'nın 16.2.2009 tarih ve 243 sayılı özelgesi;
"Yurtdışında olan alacakların şüpheli hale geldiğinin ispatı için, ticari iş yapılan firmanın mukim olduğu ülkenin mahkemelerinde dava açılması ve icra takibinde bulunulması gerekir. Ayrıca söz konusu döviz cinsinden alacakların dönem sonu değerlemesinde oluşan kur farkları içinde asıl alacağa bağlı olarak şüpheli alacak karşılığı ayrılması mümkündür. Açıklanan sebeplerle, 31.12.2008 tarih itibariyle yurtdışında mukim bir şirketten olan alacak için söz konusu firmanın mukim olduğu ülkede alacağın tahsili için dava açma / icraya başvurma durumu söz konusu olmadığından bu tarihte söz konusu alacak için şüpheli alacak karşılığı ayrılması mümkün değildir."

3. İzmir Vergi Dairesi Başkanlığı'nın 2.3.2007 tarih ve 660 sayılı özelgesi;
"Alacak için şüpheli hale geldiği yılda karşılık ayrılmaması halinde, sonraki yıllarda karşılık ayrılması mümkün değildir. Vadesi gelmeyen alacakların ise şüpheli alacak kapsamında değerlendirilmesi söz konusu değildir."

4. Büyük Mükellefler Vergi Dairesi Başkanlığı'nın 11.3.2009 tarih ve 7698 sayılı özelgesi;
"Bir alacak için şüpheli alacak karşılığı ayrılabilmesi için ilk olarak söz konusu alacağın ticari veya zirai kazancın elde edilmesiyle ilgili olması gerekir. Ayrıca, varlığı süren bir borçluluk ilişkisinin gerektiği de açıktır. Şirketin şube müdürünün şirketi adına müşterilerine teslim ettiği ürünlere ait bedelleri tahsil etmesine rağmen şirkete aktarmaması şeklinde gelişen dolandırıcılık olayında şirket, mağdur etmemek için müşteriler haklarındaki yasal takipleri sürdürmemiş, bununla beraber şube müdürü hakkında dolandırıcılık dava açılması yönünde suç duyurusunda bulunmuştur. Böyle bir durumda şirket ve müşterileri arasında ödeme yapılmış olmasından dolayı ticari anlamda alacak borç ilişkisi sona ermiştir. Bu durumda şüpheli hale gelen bir alacaktan söz edilemez. Bu arada, emtianın hırsızlık, dolandırıcılık ve benzeri nedenlerle işletmeden çıkması faaliyetin normal icabı haricinde meydana geldiğinden, söz konusu tutarın gider olarak dikkate alınması da mümkün değildir."

5. Konya Vergi Dairesi Başkanlığı'nın 25.6.2009 tarih ve 739 sayılı özelgesi;
"Şüpheli alacaklara karşılık ayrılabilmesi için karşılık ayrılacak alacağın, ticari ve zirai faaliyetin elde edilmesi veya idam ettirilmesi ile ilgili olması diğer bir ifade ile daha önceden hasılat hesaplarına intikal ettirilmiş olması gerekir. Bu sebeple, çiftçilere verilen avanslardan tahsil edilemeyen, dava ya da icra yoluyla takip edilen alacaklar için karşılık ayrılması ve vergi matrahının tespitinde gider olarak dikkate alınması mümkün değildir."

Veysi Seviğ-Bumin Doğrusöz