Veysi Seviğ

Vergi Usul Yasası'nın 134'üncü maddesinde ifade edildiği üzere, "Vergi incelemesinden maksat, ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu araştırmak, tespit etmek ve sağlamaktır".
Vergi incelemesi, konuyla ilgili uzmanlık isteyen bir uğraştır. Bu nedenle yasal düzenleme gereği olarak inceleme yetkisi olanlar unvanları ile belirlenmiş olup, Gelir İdaresi Başkanlığı'nın merkez ve taşra teşkilatında müdür kadrolarında görev yapanların da inceleme yetkisine sahip olduğu hususu ayrıca hükme bağlanmıştır.
Yapılan incelemeler sırasında eksik vergi ödendiğinin tespiti halinde de ikmalen veya re'sen tarhiyat yapılır. Verginin fazla ödendiğinin anlaşılması halinde ise fazla ödenen kısmın mükellefe iadesi icap eder. (Vergi Usul Kanunu Açıklamaları, Oluş Yayıncılık Sf: 435.)
Vergi incelemesi tarh işleminin hazırlayıcısı maliyetinde yapılan idari bir çalışmadır. Yapılan vergi incelemesi sonucunda mükellef kayıtlarında ve işlemlerinde eleştiriyi gerektirecek bir konu bulunmayabilir.
Ancak mükellef kayıtlarında hata bulunması halinde iki farklı şekilde değerlendirme mümkündür. Şöyle ki;
* Her ne şekilde olursa olsun bir vergi tarh edildikten sonra, bu vergiye müteallik olarak meydana çıkan ve defter, kayıt ve belgelere veya kanuni ölçülere dayanılarak miktarı tespit olunan bir matrah veya matrah farkı üzerinden ikmalen vergi tarhı öngörülür.
* Vergi matrahının tamamen veya kısmen defter, kayıt ve belgelere veya kanuni ölçülere dayanılarak tespitine imkân bulunmayan hallerde ise takdir komisyonları tarafından takdir edilen veya vergi incelemesi yapmaya yetkili olanlarca düzenlenmiş bulunan inceleme raporunda belirtilen matrah ve matrah kısmı üzerinden farkı re'sen vergi tarh edilir. Bu çerçevede inceleme raporuna göre bulunan matrah ve matrah farkı re'sen takdir olunmuş kabul edilir.
Yapılan incelemeler sonucunda kayıtlarda herhangi bir hata bulunmayabilir. Böyle bir durumda incelemeye alınan mükellef hakkında herhangi bir ek tarhiyat yapılmaz.
Vergi Usul Yasası'nın 30'uncu maddesinde yer alan özel nitelikteki hallerde de vergi matrahının tamamen veya kısmen, defter kayıt ve belgelerine veya yasal ölçülere dayanılarak tespitinin mümkün olmadığı varsayılarak re'sen vergi tarhı öngörülebilir.
Vergilendirmede vergi yasaları lafzı (deyimsel) ve ruhu ile hüküm ifade de etmektedir.
Lafzın yani yazılı metinin açık olmadığı hallerde vergi yasalarının hükümleri, konusundaki amaç, hükümlerin ilgili yasanın yapısındaki yeri ve diğer maddelerle olan bağlantısı göz önünde tutularak uygulanır.
Maddi vergi hukukunda konu, mükellef, matrah, nispet (oran) gibi verginin yapısıyla ilgili esaslar yer alır. Bu esaslara göre verginin tespit ve tahsili için uyulması gereken kurallar ve genel olarak uygulamayla ilgili esaslar ise usul hukukunun konusunu oluşturur.
Vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin işlemlerin gerçek mahiyeti esas alınmaktadır.
Vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin işlemlerin gerçek mahiyeti yemin hariç her türlü delille ispatlanabilir. Ancak vergiyi doğuran olayla ilgili açık bir şekilde tespit edilemeyen tanık ifadesi kanıtlama aracı olarak kullanılmaz.
Bu bağlamda iktisadi ve teknik icaplara uymayan veya olayın özelliğine göre normal ve mutad olmayan bir durumun ileri sürülmesi halinde ispat külleti bunu iddia eden tarafa aittir.
Yasaların yorumu, yasa koyucunun yasa metninde belirtilmiş olan iradesinin tespiti ve bu iradeye göre yasa metninin gerçek anlamının belirlenmesi amacıyla yapılır. Ancak bazen yasa metinleri itibariyle her şeyin kolaylıkla anlaşılmasına veya metnin bütün olaylara kolaylıkla uygulanmasına olayın özelliği nedeniyle imkân vermeyebilir.
Yasa metinlerinin keyfi yorumlanması mümkün olmadığı gibi, yasalarda açıkça ifade edilmedikçe kıyas da yapılamaz. Kıyas vergi hukukunda istisnai bir tutamaç olarak vardır.
İnceleme elemanı varsayımlara dayalı değerlendirme yapamaz. Hukuken geçerli deliller ortaya konmadan yapılan işlemlerin yanlışlığı veya geçersizliği iddia edilemez. Bu bağlamda da özellikle re'sen vergi tarhına gidilebilmesi için gerekli inceleme ve araştırmaların yapılması, matrah oluşumuna ilişkin kanunların somut olarak ortaya konması gerekir.
Yorum yapılırken duraksamaya düşülebilir. Ancak bu hallerde mükellef lehine yorum yapılabileceği gibi idare lehine de yorum yapılabilir. Ancak her iki halde de lehine yorum yapılan tarafa yönelik işaretlerin güçlendirilmesi gerekir.
Vergi yasaları, vergilendirilmesini öngördükleri alana yönelik hükümleri çoğunlukla ayrıntılı bir biçimde içermektedir. Zaman zaman duraksamaya düşülebilecek olaylar olabilir. Böyle bir durumda mevcut yasa maddesi ile konuya ilişkin işlem arasındaki örtüşebilirlilik dikkate alınarak, yapılan işlemin gerçek mahiyetine uygun bir değerlendirme yapılabilir.