Atilla DÖLARSLAN atilladolarslan@yontemymm.com.tr

Yurt dışında bulunan kayıt dışı varlıkların yurda getirilmesi ve yurt içindeki kayıtsız varlıkların kayda alınması amacıyla getirilen ve varlık barışı olarak adlandırılan kanundan yararlanma süresi 30 Eylül Çarşamba günü doluyor.
--------------------------------------------------------------------------------

Gözlem'in geçen haftaki sayısında da okuduk, Maliye yetkilileri vatandaşın bu kanundan yararlanması için bilgilendirme toplantıları yapıyorlar. Çok da faydalı oluyor. Çünkü vatandaş kanundan yararlanması halinde "Maliye'nin Sicili"ne gireceği konusunda endişeli.

Biz de dilimiz döndüğünce Maliye'nin böyle bir yapısı olmadığını, aftan ya da barıştan yararlananları işaretleyip sonradan hesap sorulma gibi bir uygulama yapılmadığını anlatmaya çalışıyoruz.

******

Ancak kayıt dışı varlıklar için yürütülen bu barışma çabasının kayıt içi çalışanlar için de gösterilmesi gerektiğini düşünüyorum.

Ekonomik krizin en önemli sonuçlarından birisi de devlete olan vergi ve sigorta borçlarının ödenememesi oldu.

Ödenemeyen bu borçlar neredeyse piyasadaki en yüksek faiz olan aylık yüzde 2,5 oranındaki gecikme zammı ile faizlendirildiği için de kartopu gibi artmaya devam etti.
Asıl barışın kayıt içi çalışmış ama krizden etkilendiği için borcunu ödeyememiş olan bu borçlularla yapılması gerekiyor. Ama bunu yaparken daha önce örneklerini yaşadığımız gibi birikmiş borçların uzun vadeye yayılması şeklinde değil borcun içerisindeki yüksek faizin de yok edilmesi de gerekiyor.

Bu ise ancak kanun değişikliği ile yapılabilir.

******

Eğer bu konuda bir kanun çıkarılmazsa en fazla Maliye Bakanlığı ya da Bakanlar Kurulu yetkilerini kullanarak "tecil" uygulamasında bazı düzenlemeler yapabilir. Ya tecilin kapsamını genişletilir, ya tecil faizini düşürülür ya da ikisini birlikte yapılabilir.

Tecil uygulaması ile ilgili olarak daha önce bu köşeden yayınlanan bir yazımızda detaylı açıklamalar yapmıştık. Bugün geçerli uygulamaya bazı vergi cinsleri tecil kapsamında tutulmuş durumda.

KDV, geçici vergi, ÖTV, banka ve sigorta muameleleri vergisi, özel iletişim vergisi, harçlar tecil kapsamına girmiyor. Bunları tecil kapsamına almak Maliye Bakanlığı'nın yetkisinde. Tecil faizi de Bakanlar Kurulu Kararı ile düşürülebilir.

Ama dediğimiz gibi bu düzenlemeler asıl problemi çözmez. Çünkü asıl problem bu borçların çok yüksek bir faiz oranı ile faizlendirilmiş olması. Adına barışma denecekse önce bu kabahatten vazgeçilmesi gerekir.

******

İşte bunun içinde geçen haftaki yazımızda bahsettiğimiz ve 2006 yılında sigorta prim borçları için yapılmış bir yapılandırma benzeri yapılandırma gerekiyor.

Yani en başa dönerek önce faiz hesabının makul bir faiz oranı ile tekrar yapılması ve bu şekilde yeniden hesaplanan borcun düşük bir faizle vadeye yayılması gerekir. Yeni faiz oranı olarak enflasyon oranları alınabilir örneğin.

Nitekim 2006 yılındaki sigorta yapılandırması kanununda da borçlar gecikme zammı yerine enflasyon oranıyla yeniden hesaplanıp yapılandırılmıştı. Ancak geçen haftaki yazımızda belirttiğimiz gibi Sosyal Güvenlik Kurumu yetkisi olmadan bileşik faiz hesabı yapmış bir çok vatandaş olması gerekenden çok yüksek ödemeler yapmıştı..

Bu arada geçen haftaki yazımıza gelen tepkilerden anlıyoruz ki vatandaş henüz yediği bu kazığın farkında değil.

Bu cümleyi daha kibarca kurarsak kimse devletinin kendisinden kanunda yazandan fazla faiz alıyor olabileceğine ihtimal vermeden kuzu kuzu kendisine söylenen paraları ödemiş.