23.9.2009 günlü Referans gazetesinde Anadolu Ajansı kaynaklı bir haber yer aldı. Bu haberde yer alan bilgileri değerlendirmeden önce habere tekrar özetle bir göz atalım:
"Gelir İdaresi Başkanlığı, risk analizlerini yapacak yeni bir yazılım sistemiyle bütün mükelleflere karne vermeye hazırlanıyor. Edinilen bilgiye göre Gelir İdaresi Başkanlığı Bilgi İşlem Merkezi'nde, Vergi Daireleri Otomasyon Sistemi VEDOP-3 çerçevesinde yeni bir yazılım programı uygulamaya konuluyor. Program, Türkiye çapında bütün mükelleflerin çeşitli kriterler çerçevesinde değerlendirmeye tabi tutulmasını öngörüyor. Yeni sistemde, Gelir ve Kurumlar Vergisi, Katma Değer Vergisi, Özel İletişim Vergisi, Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi, Özel İşlem Vergisi ile diğer vergi mükellefleri elektronik ortamda sürekli takibe alınacak.
Yeni yazılım programında, mükelleflerin risk analizi ve değerlendirmelerine dönük onlarca değişik kriter yer alacak. Örneğin beyannamesini düzenli verenle naylon fatura düzenlediği tespit edilen bir mükellefin karnesine bu bilgiler işlenecek ve buna göre bir puanlama yapılacak. A mükellefinin sahte fatura kullandığı tespit edilmişse, kendisine örneğin eksi 10 puan, beyanname vermediyse eksi 2 puan verilecek. Sektör ortalamalarının üstünde gelir beyan ettiyse artı 3 puan alacak.
Her sektör ve her mükellef için çeşitli kriterlere göre yapılacak değerlendirme ve not verme işlemi, mükellefin yıl içindeki ve yıl sonundaki karnesini de ortaya koyacak. Yeni yazılım sayesinde Gelir İdaresi Başkanlığı'nda bir tuşa basılarak, Türkiye genelindeki bütün mükellefler için belirlenen kriterler çerçevesinde notlama işlemi gerçekleştirilecek.
Söz konusu işlem, aylık ya da 3 ayda bir yine elektronik ortamda güncellenecek. Böylece hangi mükellefte hangi gelişmenin yaşandığı an ve an izlenebilecek. Gelir İdaresi Başkanlığı'nda, puanlama ile her mükellef için mükellef karnesi hazırlanmış olacak. Karne notu düşük olanlar riskli mükellef sayılacak. Vergi incelemeleri de bu risk analizlerine göre yapılacak. İncelemelerde notu düşük mükellefler öncelik alacak."
Haber aynen böyle.
Bu haberin düşündürdüğü ilk sorular: Bu uygulamanın şeffaf olup olmayacağı? Bir başka anlatımla herkesin kendi karnesini görüp göremeyeceği? Karnesi yanlış olanların düzeltilmesi için müracaat hakkının olup olmayacağı?
Kendisi hakkında hatalı karne düzenlenen bir mükellefin bu karnesini göremediği, hatalı bilgi ve notları düzelttiremediği ve yargı haklarının bulunmadığı bir sistem öngörülüyorsa burada mükellef ve hatta insan hakları yönünden son derece sakıncalı bir uygulama karşımıza çıkacaktır. Gizli puanlar, gizli ölçütler, gizli değerlendirmeler ve gizli karneler, hukuk devletinin maliye idaresini değil, keyfi idareyi ifade eder.
Zira bu uygulama giderek ticari ilişki neticesinde belge temin edilen mükelleflerin karnesine göre asıl mükellefin değerlendirilmesi uygulamasına kadar varabilir. Ba ve Bs formlarındaki bilgilerden hareketle düşük notlu kişilerle alışveriş yapanların incelemeye alınmasından hiç incelenmeden notunun düşürülmesine kadar uygulama yapılması mümkündür.
Bu uygulama ancak, bahsettiğimiz mükellef haklarına saygıyla başarılı olabilir. Aksi halde bu uygulama, halen varlığını yasal dayanaksız olarak sürdüren "kod uygulaması"nın yeni bir versiyonu olarak karşımıza çıkar.
Ben, bu noktada yeni karne uygulamasının çok eleştirilen ve bu yüzden epey yıpranan kod uygulamasının yerini almak üzere, onun alternatifi olarak öngörüldüğünü düşünmek dahi istemiyorum.
Bu uygulamanın hukuksal sorunların yanı sıra Hazine geliri açısından bir anlam ifade edebilmesi ise yüksek notlu mükelleflere bazı ayrıcalıklar tanınması ile mümkün olabilir. Örneğin hiç borcu olmayan ve son üç yılda bütün beyannamelerini süresinde vermiş olanlara bir veya iki puan düşük vergi oranı uygulanması veya bu mükelleflerin vergi taksitlerini erken ödemeleri halinde indirim yapılması gibi uygulamalarla yüksek karne notu teşvik edilebilir.
"Marifet iltifata tabidir" özdeyişindeki gibi "iyi karne, hediyeyi hak eder."

Bumin Doğrusöz http://www.referansgazetesi.com/habe...75&YZR_KOD=156