Mustafa UYSAL

Kalıcı indirimler

Ekonomi ile ilgili karar süreçlerinin, karar öncesi ve sonrasında ölçülmesi büyük önem taşımaktadır. Böylece, alınan kararın ne derece amaca hizmet ettiği; ne ölçüde etkili olduğu hesaplanabilir hale geliyor. Şöyle ki, alınan her kararın topluma; devlete veya vatandaşlarımıza fayda veya maliyeti oluyor. Maliyeti faydasından fazla ise, bu karar milli ekonomi için olumsuz bir sonuç haline geliyor.

Özellikle vergilendirmeye ilişkin kararlardaki "etki analizi" daha da büyük önem taşıyor. Şöyle ki, verginin hem makro planda ve hem de işletme düzeyinde yansıyan etkileri; büyüme, tasarruflar, yatırım ortamı, fiyatlar genel seviyesi, rekabet, sermaye akımı, sermaye birikimi, dış ticaret, gelir dağılımı... vb. faktörler üzerinde mikro ve makro bazda önemli yansıma etkileri doğuruyor.

Son altı yılda önemi sayılabilecek vergi indirimleri yapıldı. Elimizde detaylı ekonomik veriler olmasa da bu kararları genel bakış açısı ile değerlendirmeye çalışalım:

Kurumlar vergisi oranı %33'ten %20'ye düşürüldü. Bu karar ile yatırım indirimi uygulamasına son verilmekle birlikte, sonuç olarak yatırım ortamının iyileşmesi adına önemli bir adım atılmış oldu. Başta bankalar olmak üzere şirketlerin değerleri yükseldi, sermaye verimlilikleri arttı; bu aynı zamanda özelleştirme gelirlerini ve yabancılara satılan banka hisselerinin gelirlerini de olumlu etkiledi. Bu indirime rağmen beyan edilen vergi matrahları takip eden yıl %40 oranında yükseldi. Yurtdışı kâr transferlerinde ülkemiz çekici hale geldi.

Kurumlar vergisi indirimi yanında, gelir vergisi tarife yapısındaki indirimler ile dağıtılan kazançlardaki vergi yükü %62'den, %34'e geriledi. Dolayısıyla bireysel yatırımcıların kâr payı gelirleri yükseldi.

Ücretlilere vergi iadesi kaldırıldı, ancak yerine getirilen asgari geçim indirimi ile, çocuk ve eş durumuna bağlı olarak gelir vergisi yükleri geriledi. Söz gelimi, dört çocuklu, eşi çalışmayan ailede gelir vergisi yükü "sıfır" oldu. Sonraki dönemde sosyal güvenlik primi işveren hissesinde beş puanlık indirim yapıldı. Böylece istihdam üzerindeki vergi yükü hafifledi; OECD ülkeleri arasında istihdam vergi yükü sıralamasındaki "en yüksek" olan durumumuz orta sıralara geriledi. Bu aynı zamanda doğrudan yabancı yatırımcıların algısını da bir ölçüde değiştirdi; istihdamda bizleri daha rekabetçi konuma taşıdı.

Dolaylı vergilerin adaletsizliği bir ölçüde hafifletildi

Sağlık, eğitim, temel gıda, turizm ve tekstildeki KDV oranları %18'den %8'e indirildi. Böylece dolaylı vergilerin hep şikayet edilen adaletsizliği, bir ölçüde de olsa hafifletildi.

Sağlık ve eğitim hizmetlerindeki indirimi, "pozitif dışsallık" kısaca sosyal fayda sağlayan hizmetler olarak değerlendirmek gerekir. Diğer ülkelerde de bu hizmetlerdeki KDV yükü indirimli orana tabi tutuluyor.

Günümüzde bilgisayarlar artık eğitim aracı olarak kullanılıyor. Hele de bilgi toplumuna geçecek, ülkemizi bu sektörde hizmet ihraç etme hedefimiz var ise, bu ürünlerdeki KDV oranını %8'e düşürmeyi ciddi olarak düşünmemiz gerekiyor.

Temel gıda maddelerindeki KDV'nin %18'den %8'e indirilmesi düşük gelir grupları lehine gelir adaletini gözeten bir karar olmuştur.

Turizmdeki KDV oranının %18'den %8'e düşürülmesi, özelikle rakibimiz olan Akdeniz ülkeleri karşısında rekabet gücümüzü artırmıştır. Fransa, İtalya, Yunanistan, İspanya gibi ülkelerde turizmdeki KDV oranları da %5-%9 oranında indirimli tarifeye tabi tutuluyor. Bizim ülkemizin turizm pastasından hakkettiği payı alabilmesi için başta tanıtım faaliyetleri olmak üzere, daha güçlü desteklere ihtiyacımız var. Unutmayalım, küresel krizi bu açıdan da fırsata dönüştürebiliriz!

Tekstildeki KDV indirimi, ihracatta ortaya çıkan vergi iade sistemindeki olası haksızlıkları önlemek için getirildi. Şüphesiz bu konuda olumlu etkiler doğurmuş; yaygın olan kayıtdışılığı azalmış, haksız rekabeti önlemiş olabilir. Ancak bu zafiyetin giderilmesi, daha çok Gelir İdaresi ve denetim mekanizmasının güçlendirilmesi ile telafi edilmeliydi. Tekstildeki KDV indirimi tekstil ürünleri ithalatını da hızlandırmış, yabancı şirketlerin ülkemizdeki durumlarını güçlendirmiştir. Oysa ki bu alanda henüz marka oluşturma yönünde emekleme döneminde sayılırız. Diğer ülkelerde tekstil ürünleri %18-%22 seviyelerinde normal KDV oranına tabi. İngiltere gibi bazı ülkelerde çocuk giyim ürünleri, nüfus artışını teşvik amacıyla indirimli orana tabi tutuluyor.

İndirimler, güçlü gelir idaresi ile desteklenmeli

Yukarıda özetlemeye çalıştığımız kalıcı vergi indirimlerinin ortak diyebileceğimiz sonuçları ise şöyle özetlenebilir:

- Vergi indirimleri, vergi tabanının hem ulusal hem de uluslararası alanda (ihracat ve dış sermaye hareketlerini ülkemize çekmesi yönüyle) genişletiyor. Bunun en önemli iki örneği İrlanda ve Hollanda'dır. İrlanda'da aktif gelirlerdeki kurumlar vergisi oranının %12.5'a düşürülmesi, çok ciddi doğrudan yabancı sermaye girişinin başlıca sebepleri arasındadır. Başta bilişim şirketleri olmak üzere özellikle ABD'li yatırımcıların ilgi merkezi haline geldi; dünya ticaretindeki payı da yükseldi. Hollanda ise uygun vergi rejimi ve başarılı çifte vergi anlaşmaları ile, ülkesini holding yatırımlarının merkezi haline getirdi.

- Vergi indirimleri vergi uyumunu artırır, kayıtdışılığı azaltır. Ancak bu kararların yine güçlü Gelir İdaresi ile desteklenmesi gerekir.

- Vergi indirimleri, kamu harcamalarındaki verimliliği artırır; yerli-yabancı özel sektörün kaynak verimliliği ve yatırım eğilimi artar. Böylece istihdam ve büyüme üzerinde pozitif etki doğurur.

- Sosyal amaçlı vergi indirimleri ise, gelir dağılımı ve kalkınma üzerinde olumlu etkiler doğurur.

- Ekonomideki karar süreçlerinde etki analizini yeterince yapamadığımız bir gerçek. Bu konu üzerinde önemle eğilmeli; başta üniversitelerimiz olmak üzere tarafsız kuruluşları bu çalışmalara dahil etmeliyiz. Elbette sonuçlarını da kamuoyu ile paylaşmalı ve süreci şeffaflaştırmalıyız. Bu kararlar sonuçta vatandaşlarımızın kaynaklarının kullanımıdır ve vatandaşlarımızın bilgi sahibi olmaları en doğal hakları ve katılımcı demokrasinin de vazgeçilmez gereğidir.(*)

- Vergi indirimleri kadar, bu değişikliklerin tanıtımına da önem verilmesi gerekiyor. Daha geçen hafta uluslararası büyük bir şirketin üst yöneticilerine kurumlar vergisi indiriminden bahsettim, ilk defa bilgi sahibi olduğunu ve çok etkilendiğini söyledi. Pazarlanmayan ve satılamayan malın değeri yoktur.

Vergi indirimleri konusu hükümetin bugüne kadar uyguladığı temel bir politika oldu. Bu süreçte mali disiplinden de taviz verilmedi; faiz dışı fazla ve bütçe dengeleri, hedeflenenlerden daha iyi gerçekleşti. Ta ki küresel krizin etkileri görülünceye kadar. Bu ortamda, maalesef 2009 bütçemiz, milli gelirin yaklaşık %6.5'i oranında 63 milyar TL açık verecek. Buna rağmen ekonomiyi canlandırmak için geçici vergi indirimleri yapıldı. Geçici indirimlerin etki analizini ise başka bir yazımıza bırakalım.

(*) Bkz: Yılmaz Argüden "Düzenleyici Etki Analizleri" DÜNYA Gazetesi 02.10.2009

www.dunyagazetesi.com.tr/yazar.asp?authId=51