BELGELENDİRİLEMEYEN GİDERLER

Vergi usul kanunun 227. maddesine göre ? Bu Kanunda aksine hüküm olmadıkça bu Kanuna göre tutulan ve üçüncü şahıslarla olan münasebet ve muamelelere ait olan kayıtların tevsiki mecburidir. ? denilmekte olup,Defter tutmak mecburiyetinde olmayan mükellefler vergi matrahlarının tespiti ile ilgili giderlerini tevsike mecburdurlar. Bu Kanuna göre kullanılan veya bu Kanunun Maliye ve Gümrük Bakanlığına verdiği yetkiye dayanılarak, kullanma mecburiyeti getirilen belgelerin, öngörülen zorunlu bilgileri taşımaması halinde bu belgeler vergi kanunları bakımından hiç düzenlenmemiş sayılacağını belirtmiş ve akabinde Vergi usul kanunun 228. maddesine göre de Tevsiki zaruri olmayan belgeler ise;

1. Örf ve teamüle göre bir vesikaya istinat ettirilmesi mutat olmayan müteferrik giderler;

2. Vesikanın teminine imkan olmayan giderler;

3. Vergi kanunlarına göre götürü olarak tespit edilen giderler.

Olduğu belirtilmiştir.

Konuya ilişkin maliye bakanlığının 30.06.1992 tarih ve 224444-228-24/53986 Sayılı Özelgesi?nde ise şu açıklamalara yer verilmiştir.

Özelge ile yapılan açıklamaya göre; fatura ve benzeri belgelere bağlanamayan giderler;

- Faaliyetlerle ilgili olması,

- İşin genişliğine ve niteliğine uygun bulunması,

- Şehir içi ulaşımı (otobüs veya dolmuş) göstermek üzere hazırlanan bir liste düzenlenmesi,

- Postaya verilen evrakın niteliğini gösteren bir bordro hazırlanması,

- Vergi mükellefi veya yetkilileri tarafından imzalanması veya firma kaşesi basılması

halinde, gerçek miktarları üzerinden kayıtlara gider olarak kaydedilebilecektir.

Maliye Bakanlığının 22.07.1996 tarih ve 33611 sayılı özelgesinde yapılan posta masraflarının faaliyetle ilgili olması adi mektup şeklinde yapılan harcamanın belgelendirilmesi için vergi mükellefi veya yetkilileri tarafından imzalanmak ve işletme veya firma kaşesi basılmak suretiyle bir bordonun düzenlenmesi postaya verilen evrakın niteliğinin söz konusu bordoya yazılması yeterli bir belge olduğu ifade edilmiştir. Kanımca bu bordoların posta idaresine onaylatılması daha yerinde bir davranış olacağı kuşkusuzdur.Tabi bu açıklamalar adi postalar için geçerli olup,acele posta servisi ve iadeli taahhütlü gibi işlemlerde alınan belgeler birer ispat aracı olduğu bir gerçektir.

Belgesiz giderlerin KDV indirimi

Yine Maliye bakanlığını 22.07.1996 Tarihli özelgesi?nde bahsi geçen posta masraflarında yer alan KDV nin iç yüzde yöntemiyle hesaplanıp kayıtlara alınması gerekmektedir.

Yukarıda yer alan konuların daha detaylı şekilde Maliye Bakanlığının Bir özelgesinde konuyla ilgili şu şekilde açıklama yapılmıştır.

193 Sayılı Gelir Vergisi Kanununun 65'inci maddesinde; '' Her türlü serbest meslek faaliyetinden doğan kazançlar serbest meslek kazancıdır.

Serbest meslek faaliyeti sermayeden ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılmasıdır.'' hükmü yer almıştır.

Aynı Kanunun '' Mesleki Giderler '' başlıklı 68'inci maddesinde, (5035 sayılı Kanunla değişmeden önceki şekli) serbest meslek kazancının tespitinde hasılattan indirilebilecek giderler 10 bent halinde sayılmış olup 10'uncu bendinde (4369 sayılı Kanunun 37'ci maddesiyle değişen bent) (1.1.1999 tarihinden geçerli olmak üzere ) ''işle ilgili olarak şehir içi ulaşım, posta, telgraf ve odabaşı ücretleri gibi müteferrik giderler ile envantere dahil olan binek otomobillerinin giderleri ve Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre ayrılan amortismanları '', 6 numaralı bendinde de mesleğin ifasına lüzumlu aletlerin, eczaların ve sair maddelerin tedariki için yapılan giderlerin serbest meslek kazancının tespitinde hasılattan gider olarak indirim konusu yapılabileceği hüküm altına alınmıştır.

Diğer taraftan söz konusu madde hükmü, 5035 sayılı Kanunun 13'üncü maddesiyle değiştirilmiş olup 1.1.2004 tarihinden geçerli olmak üzere 2.1.2004 tarihinden itibaren yürürlüğe giren Gelir Vergisi Kanununun 68'inci maddesinin 1'inci fıkrasının bir numaralı bendinde: mesleki kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için ödenen genel giderlerin, 2 numaralı bendinde, hizmetli ve işçilerin iş yerinde veya iş yerinin müştemilatında iaşe ve ibate giderlerinin tedavi ilaç giderlerinin sigorta primleri ve emekli aidatının, 7'nci bendinde ise mesleki faaliyetin ifası için ödenen mal ve hizmet alım bedellerinin serbest meslek kazancının tespitinde hasılattan gider olarak indirilebileceği hüküm altına alınmıştır.

Öte yandan; Vergi Usul Kanununun ''Tevsiki zaruri olmayan kayıtlar '' başlıklı 228'inci maddesinde Aşağıdaki giderler için ispat edici kağıt aranmaz.

1, Örf ve teamüle göre bir vesikaya istinat ettirilmesi mutat olmayan müteferrik giderler;

2, Vesikanın teminine imkan olmayan giderler;

3, Vergi kanunlarına göre götürü olarak tespit edilen giderler

1 ve 2 numaralı fıkralarda yazılı giderlerin gerçek miktarları üzerinden kayıtlara geçirilmesi ve miktarlarının işin genişliğine ve mahiyetine uygun bulunması şarttır.'' hükmüne yer verilmiştir.

Diğer taraftan 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 29/1'inci maddesinde; mükelleflerin, yaptıkları vergiye tabi işlemler üzerinden hesaplanan katma değer vergisinden faaliyetlerine uygun olarak kendilerine yapılan teslim ve hizmetler dolayısıyla hesaplanarak düzenlenen fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen katma değer vergisini indirim konusu yapabilecekleri hükme bağlanmıştır.

Aynı kanunun 30'uncu maddesinin 1'inci fıkrasının (d) bendine göre, Gelir ve Kurumlar vergisi Kanunlarına göre kazancın tespitinde indirimi kabul edilmeyen giderler dolayısıyla ödenen katma değer vergisi indirim konusu yapılmayacaktır.

Öte yandan aynı kanunun 34'üncü maddesinde; yurt içinde sağlanan veya ithal olunan mal ve hizmetlere ait Katma Değer Vergisinin alış faturası veya benzeri vesikalar ve gümrük makbuzu üzerinden ayrıca gösterilmesi ve bu vesikaların kanuni defterlere kaydedilmesi şartıyla indirileceği katma değer vergisinin fatura ve benzeri vesikalarda ayrıca gönderilmesine gerek görülmeyen işlemlerde vergi indiriminin nasıl belgelendirileceğinin Bakanlığımızca tespit edileceği hükme bağlanmış olup, 53'üncü maddesinde ise: ''Bu Kanunda geçen fatura ve benzeri vesikalar tabiri Vergi Usul Kanununda düzenlenen vesikaları ifade eder.'' denilmektedir.

Bu durumda, şehir içi ulaşımı için belediye ve özel halk otobüslerine ödenen bedellere ilişkin fatura ve benzeri herhangi bir tevsik edici belge bulunmadığından yüklenilen katma değer vergisinin indirim konusu yapılması söz konusu olmamakla birlikte muhasebecilik faaliyetiniz ile ilgili olması kaydıyla şehir içi ulaşımı için belediye ve özel halk otobüslerine ödediğiniz bedellerin KDV dahil tutarlarını Gelir Vergisi Kanunu'nun 68'inci maddesinin 1'inci bendine göre serbest meslek kazancınızın tespitinde gider olarak indirebileceğiniz tabiidir.

Öte yandan serbest meslek faaliyeti ile ilgili ve iş hacmi ile mütenasip temizlik ve ikram giderlerinin tevsik edici belgelere dayandırılması şartı ile serbest meslek kazancının tespitinde 5035 sayılı Kanunla değiştirilen 68'inci maddenin 1 numaralı bendine göre indirim konusu yapılacağından, tevsik edici belgelerde yer alan KDV'nin de indirim konusu yapılacağı tabiidir.

Diğer taraftan, Gelir Vergisi Kanununun 68'inci maddesinin 1'inci fıkrasının 2'nci bendinde sadece hizmetli ve işçilerin iş yerinde veya iş yerinin müştemilatındaki iaşe giderlerinin serbest meslek kazancının tespitinde indirim konusu yapılacağı hüküm altına alınmış olup bu nedenle tarafınıza ait iaşe giderlerinin serbest meslek kazancınızın tespitinde indirim konusu yapılması mümkün bulunmadığından iaşe giderlerine ilişkin belgelerdeki KDV'nin de indirim konusu yapılması söz konusu değildir.

GÖTÜRÜ GİDER UYGULAMASI

Gelir Vergisi Kanununun "İndirilecek Giderler" başlığı altında yer alan 40 ıncı maddesinin l numaralı bendinde, ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için yapılan genel giderler, düzenlenmiştir. Bu giderlerin, Vergi Usul Kanununun 227 ve müteakip maddeleri hükümlerinde belirtilen şekilde tevsiki zorunlu olup, bu hükümler çerçevesinde tevsik edilemeyen giderlerin ticari kazancın tespitinde indirim konusu yapılması mümkün değildir.

Ancak, 4108 sayılı Kanunla Gelir Vergisi Kanununun 40 ıncı maddesinin 1 numaralı bendine eklenen bir hükümle, bazı giderlerin Vergi Usul Kanununun ilgili hükümlerine göre tevsik edilemediği, hallerde de ticari kazancın tespitinde indirimine müsaade edilmiştir. Söz konusu hüküm aşağıdaki gibidir:

"(İhracat, yurt dışında inşaat, onarma, montaj ve taşımacılık faaliyetlerinde bulunan mükellefler, bu bentte yazılı giderlere ilaveten bu faaliyetlerden döviz olarak elde ettikleri hasılatın binde beşini aşmamak şartıyla yurt dışındaki bu işlerle ilgili giderlerine karşılık olmak üzere götürü olarak hesapladıkları giderleri de indirebilirler.)"

Götürü gider uygulaması olarak adlandırılabilecek bu düzenlemeye ilişkin çeşitli hususlar, aşağıda açıklanmıştır.

1. Götürü Gider Uygulamasından Yararlanabilecek Olan Mükellefler

Götürü, gider uygulamasından ihracat, yurt dışında inşaat, onarma, montaj ve teknik, hizmetler, ile taşımacılık faaliyetinde bulunan, dar mükellefiyet esasında, vergilendirilenler de dahil olmak üzere gelir ve kurumlar vergisi mükellefleri yararlanabileceklerdir. Bu tür faaliyetleri bulunmayan mükelleflerin Gelir Vergisi Kanununun 40 ıncı maddesi hükmüne göre götürü gider kaydı ve bu giderleri kazancın tespitinde indirim konusu yapmaları mümkün değildir.

2. Götürü Giderlerin Belgeli Giderlere İlaveten Uygulanması

Belgelendirilememiş giderlere karşılık olmak üzere, götürü gider kaydı, mükelleflerin genel esaslara göre tevsik edilmiş giderlerinin gider kaydına engel teşkil etmemektedir:

3. Götürü Gider Kaydedilebilecek Azami Tutar

Gelir Vergisi Kanununun 40 ıncı maddesinin 1 numaralı bendine 4108 sayılı Kanunla eklenen parentez içi hükme göre, tevsik edilemeyen giderlere karşılık olmak üzere, götürü olarak gider kaydedilebilecek tutar, ihracat ve yurt dışında yapılan inşaat, onarma, montaj, teknik hizmetler ile taşımacılık faaliyetlerinden döviz olarak elde edilen hasılatın binde beşini aşamayacaktır. Sözü edilen hasılat kavramı içinde değerlendirilecek dövizlerin, kambiyo mevzuatı gereğince Türkiye ye getirilme şartı aranılmayacaktır:

4. Götürü Gider Uygulamasında Hasılat

a) İhracat Hasılatı

Her türlü ihracat ve yurt dışı taşımacılıktan döviz cinsinden sağlanan hasılat, götürü gider kaydına esas azami tutarın hesaplanmasında dikkate alınabilecektir. Türk Lirası karşılığı yapılan ihracat hasılatı azami gider tutarının tespitinde dikkate alınmayacaktır. Ancak, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne Türk Lirası karşılığı yapılmış ihracat, döviz cinsinden hasılat olarak kabul edilecektir.

İlgili mevzuat çerçevesinde yapılan serbest ihracat, kredili ihracat, konsinyasyon ve müşterek hesap yoluyla ihracat, prefinansman yoluyla ihracat, bedelli ticari numune ihracatı, serbest bölgelere yapılan ihracat ile sınır ve kıyı ticareti yoluyla yapılan ihracattan sağlanan hasılat götürü gider hesaplanmasına konu olabilecektir. Yurt dışında ortak olunan firmalara ayni sermaye olarak mal gönderilmesi şeklinde yapılan ihracat ile müteahhitlerin yurt dışındaki şantiyelerine şube, büro, temsilcilik ve acentalık gibi yerlere mal gönderilmesi durumunda da anılan mal bedelleri ihracat hasılatı kapsamında değerlendirilecektir.

Ancak, gümrük hattı dışındaki mağaza ve işletmelere yapılan mal teslimleri, yabancı gemi ve uçaklara ve uluslararası taşımacılık yapanlara akaryakıt, su, kumanya ve sair malzeme teslimleri, Türkiye'deki konsolosluklara diplomatik temsilciliklere, uluslararası kuruluşlara ve askeri tesislere yapılan mal teslimleri, Türkiye'de ikamet etmeyenlere yurt içinde yapılan mal teslimleri, uluslararası ihaleye çıkarılan projelere ilişkin olarak Türkiye'de yapılan mal teslimlerinden sağlanan hasılat ile transit ticaretten sağlanan hasılat götürü gider kaydedilmesinde ihracat hasılatı olarak dikkate alınmayacaktır. Bu şekilde satılan malların yurt dışına çıkarılmış olması önem arzetmemektedir.

Döviz olarak elde edilen ihracat hasılatının Türk Lirası karşılığının tespitinde, hasılatın kanuni defterlere kaydedildiği tarihte geçerli olan ve T.C. Merkez Bankasınca tespit ve ilan edilmiş döviz alış kurlarının esas alınması gerekmektedir.

Hasılatın kanuni süreden sonra kayıtlara intikal ettirilmesi halinde, götürü gider uygulamasında dikkate alınacak hasılat, kayıtlara intikal ettirilmesi gerektiği tarihteki kur üzerinden hesaplanacaktır. Dövizlerin yurda getirilmesi gerektiği tarihe kadar doğan kur farklarının ise bu uygulamada dikkate alınamayacağı tabidir.

Bilindiği üzere, ihracat, FOB teslim şartının yanı sıra CF veya CIF teslim şartı ile de, yapılabilmektedır. CF satış bedeli, mal bedeli ile birlikte navlun bedelini; CIF, satış bedeli ise bunlara ilaveten sigorta bedelini kapsamaktadır. İhracatçı taşımayı bizzat kendisi gerçekleştirebileceği gibi Türk Lirası veya döviz karşılığında diğer gerçek ve tüzel kişilere de yaptırabilmektedir. İhracatçının, CF veya CIF teslim şartı ile ihracatta; taşımayı döviz karşılığında başka kurum ve gerçek kişilere yaptırması halinde, götürü gider uygulamasında gümrük çıkış beyannamesinde yer alan FOB değerler esas alınacaktır. Başka bir deyişle, taşımanın başkasına döviz karşılığı yaptırıldığı durumda, ihracatın FOB, CF veya CIF teslim şartı ile yapılmış olmasına bakılmaksızın azami götürü gider tutarı FOB satış bedeli üzerinden hesaplanacaktır. Nakliyenin bizzat ihracatçı tarafından yapılması veya Türk Lirası karşılığında diğer gerçek veya tüzel kişilere yaptırılması durumunda ise ihracatçı, götürü gider uygulamasında sigorta bedeli hariç CF hasılat tutarını dikkate alacaktır. Öte yandan, taşımayı Türk Lirası karşılığında gerçekleştiren nakliyecinin, bu taşımacılık hasılatı dolayısıyla götürü gider uygulamasından yararlanması söz konusu değildir.

Geçici, kabul, rejimi çerçevesinde ithal edilen, ham ve yarı mamül maddelerin Türkiyede bir işlem gördükten sonra ihracatından sağlanan döviz hasılatı da diğer ihracat şekillerinde olduğu gibi götürü gider uygulamasına konu olabilecektir.

ÖNDER ÖZSOY - Serbest Muhasebeci Mali Müşavir - info@onderozsoy.com