Dr. Adem Utku ÇAKIL
SMMM

Ba ve Bs Formları ve Maliyenin kayıt dışı ekonomiyi önleme çalışmasının mükelleflere yansıması

Mükellefler ve Muhasebeciler tarafından Ba ve Bs Formu olarak bilinen ve Maliye Bakanlığı na aylık olarak 8.000 TL yi aşan alış ve satış işlemlerinin bildirimi olan beyan usulü hakkında Maliye Bakanlığı yeni bir düzenlenme yapmış ve WEB sitesine taslak tebliği olarak koymuştur.

Bu taslak tebliğe göre; bundan böyle Ba ve Bs formu düzenleyen mükellefler kısa özetle;

a. 5.000,00 TL nin (dahil) tüm işlemleri banka veya benzeri kuruluşlardan geçirmek zorunluluğuna sahip olacaklardır.

b. 5.000,00 TL ve üzeri KDV matrahına giren alış ve satış işlemi ile bu tutarın üzerindeki her türlü harcamayı Ba ve Bs formu ile beyan etmek zorunda olacaktır.

c. Ba ve Bs Formlarına ilişkin beyan süresi hali hazırda beyan verilecek ayı takip eden aydan sonraki ayın 5 iken taslak tebliğ ile takip eden ayın 28 inci gününe çekilecektir.

Maliye Bakanlığı niçin Ba ve Bs Formları[1] üzerinde bu kadar çok duruyor diye düşünülebilir? Nedenini, Maliye Bakanlığının ?Kayıt Dışı Ekonomiyle Mücadele Stratejisi Eylem Planı 2008 -2010? başlıklı çalışma kitabında bulmak mümkün.

Anılan kitabın 36. Sayfasında bu formların uygulama nedeni?Ekonomide kayıt dışılığın azaltılmasına ilişkin bugüne kadar yapılan çalışmalar? başlığı altında verilmiştir.

Bazen insanların yaptıkları ve önemli bir uygulama olarak sundukları çalışmalar aslında arka yüzünde gereksiz bir çok çabanın gereksiz sonuçlarından oluşan yığınları olduğu ve taraflar için daha vahim sonuçlar doğurduğu görülecektir.

Bugün hem piyasalar hem de piyasa oyuncularının büyük bir kısmı sanal muhasebe işlemleri içinde kendi yalanlarını söylemektedirler. Vergi mükelleflerinin büyük kısımı elde edebildikleri alış ve satış belgelerine dayalı bir muhasebe sistemi üzerinden raporlama yapmaktadırlar. Bu raporlamalara dayanarakta sanal vergiler ödemektedirler.

Bir çok işletme hayali veya yetersiz belgelere dayalı muhasebe verileri üretirken çoğunlukla ticari baskılar sonucu işletmesi için ya karı şişirmekte ya da zarar göstermekle yetinmektedir.

İşin ilginç tarafı veya komedyası da burada belki;

Bu sonuçlara dayalı olarak yapılan incelemeler genellikle ek vergi tarhı yani gösterilmeyen vergi sonuçlarını doğurmakta veya incelenmiyorsa da bir kısım tarafından büyük muhasebecilik faaliyeti olarak pazarlama konusu yapılmaktadır.

Belki daha ileri bir konu ise evrak ve belge konusunda disipline olmamamış olan piyasada mükelleflerden Ba ve Bs formu gibi bir beyanın istenmesidir. Mümkün olmayan ise düzensiz olan bir piyasa için bu formların ne kadar anlamlı olacağıdır.

Maliye Bakanlığının ısrarla ifade ettiği kayıt dışını önleme çalışmasının bir unsuru olarak değerlendirilen Ba ve Bs formları ne kayıt dışını önleyebilir ne de anlamlı sonuçlar çıkarabilir. Vahim olan bu durumun son bulması için;

1. Kayıt dışı önleme için öncelikle piyasalarda evrak dolaşımının disipline edilmesi gerekmektedir.Belki de öncelikle Maliye Bakanlığının yapması gereken e - fatura ve e -defter çalışmalarını hızlandırılarak online evrak ve online kayıt sistemine geçilmesini sağlamaktır. Böylelikle disipline olması sağlanacak piyasaların alt yapısı hazırlanmış olacaktır.

2. Muhasebeci camiası ile maliye camiasının ortak bir alanda çalışma yapabilirliği sağlanmalıdır. Maliyenin dışladığı Muhasebeci ve Mali Müşavir camiası ile ortak çalışma yapabilirliğe doğru bir açılım veya uzlaşı sağlamalıdır. Uzun zaman önce ifade etmiş olduğum bir çalışma bu noktada önemli olabilir[2]; Mali Müşavirlerin ücretlerinin Maliye Bakanlığı tarafından karşılanması ve vergi karşılığı muhasebecilere prim ödenmesi hususu yeniden gündeme taşınabilir. (Bilmeyenler için ifade edelim bilenlerde tekrar hatırlasın; Muhasebeci ve Mali Müşavir olmak için girilen sınavlar Maliye Bakanlığının uzmanlarının yoğunlukta olduğu komisyonca hazırlanır ve yürütülür. TÜRMOB ?un denetimi Maliye Bakanlığına aittir. Ücretlerimiz Maliye Bakanlığı tarafından onaylanır ve yayım izni alır.) Maliye Bakanlığı tarafından onaylanıp ilan edilen Mali Müşavirlik Asgari Ücret Listesi ortadan kaldırılarak, Ücretleme sistemi kurularak Maliye Bakanlığı tarafından karşılanmalı, belki Mali Müşavirlerin bakmış olduğu mükellef sayıları sınırlandırılarak, muhasebecilere belirli tahsisler sağlanarak ürettiği vergiye dayalı prim sistemine geçilmesi ve sistemin kayıt içine alınması sağlanmalıdır. Böylelikle vergi kaybı önlenmiş olacak mükellef izleme ve gözetimi yerinde yapılacak hem devlet hem de millet karlı çıkacaktır.

3. Vergi oranları adil ve kabul edilebilir bir orana çekilmelidir. Uzun yıllardan beri hükümetler ya oy kaygısı ya da silbaştan yeni uygulamalar için vergi afları, bölgesel veya sektörel vergi indirimleri getirmişlerdir. Getirilen düzenlemeler sonunda piyasalarda gittikçe artan indirim ve af taleplerini gündeme taşımıştır. ?Devlete borcun varsa ödeme birgün affeder? mantığı piyasalara hakim olmuştur. Bunun yerine ?vergi oranlarında indirim cezalarda ağırlaştırma? bu sistemin temel disiplini olmalıdır.

4. Türk Maliyesi gelir bazlı inceleme yerine gidere dayalı vergilendirme sistemine geçmelidir.

Sonuç olarak; Mali Müşavirlerin desteğinin ve görüşünün alınmadığı sistemlerin piyasalarda vergi gelirini artırmadığı yaşanmış tecrubelerle anlaşılmıştır. Burda baskıcı ve teorik olarak daha çok iş yükünü artıracak işler yerine muhasebeciye daha çok düşünme ve sistemli uygulama zamanı tanıyacak kaliteli zaman sağlayacak uygulamaların düzenlenmesi doğru olacaktır. O zaman hakkı ile söyleyebiliriz ki;

?Ba ve Bs formlarının uygulama zamanının erkene alınması düzensiz evrak akışı, içinde sistemin anlamsız veri üretmesini ve anlamsız sonuçlara varılmasını sağlamayacaktır. Çünkü bu forma gerek kalmayacaktır.?