[quote][size=10pt]12.11.2008 Veysi Seviğ - Bumin Doğrusöz Referans

Danıştay 3. Dairesi E.2000/4013 K.2003/929 T.25.2.2003
Davacı hakkında, vergilendirme döneminde GVK'nun 86. maddesinde belirtilen beyanname verme sınırının üzerinde kâr payı elde ettiği halde bu kâr payının bir kısmını muvazaalı bir şekilde üçüncü kişilere aldırarak beyan sınırının altında bıraktığı görüşüyle, ortağı olduğu anonim şirketin defter ve belgelerinin tetkiki sırasında hazirun cetvellerindeki bilgilerden tespit edilen matrah üzerinden re'sen tarhiyat yapılmıştır. Böyle bir muvazaanın varlığı gerçekte beyanı gereken kâr payının beyan dışı bırakıldığı sonucunu doğuracağı gibi, davacının vergilendirme döneminde beyana tabi geliri olmadığı yönündeki bildiriminin de idareyi yanıltma amaçlı olduğunu ortaya koyacağından, anonim şirketin kayıtlı bulunduğu ticaret sicil müdürlüğü ve davacının paydaşı olduğu anonim şirketten, şirketin kuruluş belgeleri ve sonradan tescil edilen kararlara göre davacının ne miktarda ve ne tür hisse senedine sahip olduğu, bunların devir tarihleri ile ne şekilde tescil edildiği, hazirun cetvellerindeki farklılığın sebebi, vergilendirme döneminde davacıya hangi hisse senetleri karşılığı ne miktarda kâr payı ve diğer ödemeler yapıldığı araştırıldıktan sonra muvazaalı bir devir bulunup bulunmadığı da belirlenerek hüküm kurulması gerekmekte olup, resen tarh nedeninin varlığı bu muvazaanın araştırılmasına bağlıdır.
Danıştay 3. Dairesi E.2000/1089 K.2001/15 T.16.1.2001
Tarım ürünleri ticareti yapan davacının, hakkında ilgili yıl işlemlerinin incelenmesi sonucunda, gerçekte müstahsilden yaptığı zirai ürün alışlarını gerçeği yansıtmayan faturalarla belgelendirdiği görüşüyle yapılan cezalı tarhiyata karşı açtığı dava, yerel mahkemece fatura düzenleyen şirket ortağının belli bir komisyon karşılığında gerçeği yansıtmayan belge ticareti yaptıklarını beyan ve ifade ettiğinden bahisle reddedilmişse de; davacının zirai mahsul alımlarının faturalı olması, bu faturaların 213 sayılı Kanunun fatura nizamına ilişkin hükümleri açısından tenkit edilmediği gibi faturaları düzenleyenlerin zirai mahsul alım satımı yapmak üzere işe başlayacağını bildirmiş tüccar olması, olayda zirai mahsullerin çiftçilerden satın alındığı hususunda yapılmış bir tespit bulunmaması ve gerçeği yansıtmadığı kabul edilen faturaları düzenleyenlerin defterlerinde hasılat kaydedilip kaydedilmediğinin de araştırılmamış olması sebepleriyle, varsayımdan öte değer taşımayan bazı ifade ve tespitler esas alınarak yapılan tarhiyatta yasal isabet yoktur.
Danıştay 3. Dairesi E.1999/106 K.2000/619 T.16.2.2000
Blok tuğla imalatı faaliyetinde bulunan davacı adına, inceleme elemanınca işletmenin uğraş konusu ve bu konuyu vergi matrahının oluşumu yönünden etkileyebilecek olan bir kısım veriler ele alınarak yapılan randıman hesaplaması sonuçlarının işletme kayıtları ile karşılaştırılması ve işletme hâsılat kayıtların gerçeği yansıtmadığının ileri sürülmesi suretiyle cezalı tarhiyat yapılmışsa da; 213 sayılı VUK'nun 30.maddesi, idareye verilmiş olan yetkilerin kullanılması ve görevlerin eksiksiz olarak yerine getirilmesi suretiyle öncelikle defter kayıtları ve bunlarla ilgili vesikaların incelenmesini, bu kayıt ve vesikalarda vergi matrahının doğru ve kesin olarak tespitini engelleyen noksanlık, usulsüzlük ve karışıklıklar bulunuyorsa bunların tutulması zorunlu olan defterlerin veya verilen beyannamelerin gerçek durumu yansıtmadığını gösterip göstermediğin tespitini, bu saptamalardan sonra da matrahın takdirine geçilmesini öngörmekte olup, olayda ise bu inceleme ve tespitler yapılmamış, delil bulunmamış ve kanunda bulunmayan ve özü itibariyle kişisel kanaate ve karinelere dayalı bir resen takdir sebebi yaratılmış olduğundan, kanunun aradığı anlamda bir resen takdir sebebi bulunmadan yapılan tarhiyatta yasal isabet yoktur.