İstanbul. 10.02.2006
Sayı: 2486
Sayın; Mehmet Timur
TÜRMOB Genel Başkanı
Konu: Elektronik defter, kayıt ve belgelerin oluşturulması ile ilgili Vergi Usul Kanunu Tebliği taslağı konusunda;

Vergi Usul Kanununun mükerrer 242/2. maddesi hükmü ile Maliye Bakanlığına verilen yetki çerçevesinde; kâğıt ortamında düzenlenen, tutulan, muhafaza ve ibraz edilen defter ve belgeler yerine, aynı bilgileri içeren elektronik defter ve belgelerin oluşturulması, kaydedilmesi, iletilmesi, muhafazası ve ibrazına ilişkin usul ve esasları düzenlemek amacıyla bir Genel Tebliğ Taslağı hazırlanmış ve Gelir İdaresi Başkanlığının web sayfasında kamuoyunun görüşüne açılmıştır.

Bu Tebliğin hemen başında, aktardığımız kavramların anlamları şu şekilde açıklanmıştır.

Elektronik Kayıt: Elektronik ortamda tutulan ve elektronik defter ve belgeleri oluşturan, elektronik yöntemlerle erişimi ve işlenmesi mümkün olan en küçük bilgi öğesidir.

Elektronik Belge: Şekil hükümlerinden bağımsız olarak, Vergi Usul Kanununa göre düzenlenmesi zorunlu olan belgelerde yer alan bilgileri içeren elektronik kayıtlar bütünüdür.

Elektronik Defter: Şekil hükümlerinden bağımsız olarak, Vergi Usul Kanununa göre tutulması zorunlu olan defterlerde yer alan bilgileri kapsayan elektronik kayıtlar bütünüdür.

Veri İbraz Dönemi: Hesap dönemi başından itibaren, başka bir dönem tespit edilmediği durumda, aylık veya üçer aylık periyotlara bölünmüş kayıt dönemleridir.

Veri Formatı: Elektronik defter ve belge sistemlerindeki verilerin Başkanlığa gönderilmesinde birlik sağlanabilmesi için hazırlanan standart formattır.

Bu tanımlardan da anlaşılacağı üzere, Vergi Usul Kanunu uyarınca kağıt ortamında tutulması gereken defter ve belgeler elektronik ortamda tutulabilecek, elektronik ortamda tutulan defter ve belgeler, defter açısından tasdik hükümleri, belgeler açısından şekil hükümleri dışında yine aynı Kanuna tabi olacaktır.

Defter ve belgelerini bu şekilde tutmak isteyen mükelleflerde izin için aranacak koşullar yine tebliğ ile belirlenmiştir. Bu koşullar :

1- Bilanço esasına göre defter tutulmalıdır.
2- Yeminli mali müşavir ile tam tasdik sözleşmesi yapılmış olmalıdır.
3- Elektronik ortamda tutulacak defter ve belge sistemi donanım, yazılım, personel ve diğer açılardan uygun bulunmalıdır.

Bu koşullardan ikincisi, 3568 sayılı Kanun hükümleri karşısında duraksamalara yol açacak niteliktedir. Zira 3568 sayılı Kanunun 2/A fıkrasında defter tutma, mali tabloları düzenleme, mali mevzuatı uygulama vb. işlerde Serbest Muhasebeci (SM) veya Serbest Muhasebeci Mali Müşavirleri (SMMM) münhasır görevli ve yetkili kabul etmiştir. Ayrıca, aynı maddenin B fıkrasında Yeminli Mali Müşavirlerin defter tutamayacakları hükme bağlanmıştır. Öte yandan SM ve SMMM’lerin söz konusu görev ve yetkileri açısından defterlerin basılı ortamda veya elektronik ortamda tutulması, her hangi bir önem arz etmemektedir.

Elektronik ortamda defter tutma, hiç şüphesiz, sadece tasdik hizmeti alanlara tanınabilir. Ancak sadece bu koşulun aranması, defterlerin kim tarafından tutulması gerektiği sorusunu açıkta bırakmakta olduğu gibi, defterlerin tutulması ve mali tabloların düzenlenmesinin 3568 sayılı Kanuna göre yetkili olmayanlar tarafından da yapılabileceği anlam ve sonucunu da çıkartmaktadır.

Unutulmamalıdır ki tasdik hizmetinin dahi başarı ile ifa edilebilmesi, öncelikle, tasdiki yapanlar dışında tutulan defterlerin sağlıklı olması ve bu defterlere göre oluşan mali tabloların gerçeği yansıtmaları sayesinde mümkün olabilir.

Bu nedenlerledir ki, defterleri tutmaya yetkili olacaklar göz ardı ederek, sadece tasdik hizmeti alınması şeklinde bir koşul öngörülmesi, hem 3568 sayılı Kanunla öngörülen meslek yapılanmasına, hem de ihdas olunan yeni düzenlemenin amacı ile çelişmektedir.
Getirilen düzenlemenin başarıya ulaşması, ancak defterlerin yetkili meslek mensupları tarafından tutulması, hatta elektronik kayıtların (elektronik olarak oluşturulacak yevmiye maddelerinin) yetkili meslek mensubunca kendi şifresi ile paraf edilmesi veya elektronik imzasıyla onayı ile mümkündür.

Bu nedenlerle, “defteri kim tutarsa tutsun yeter ki tasdik sözleşmesi olsun” anlayışından vazgeçilerek bu konuda aranan koşullardan ikincisinin

“2- Elektronik kayıtların tutulması konusunda en az bir Serbest Muhasebeci veya Serbest Muhasebeci Mali Müşavir ile ve tam tasdik konusunda en az bir Yeminli Mali Müşavir sözleşme yapılmış olmalıdır”

şeklinde düzenlenmesinde yarar vardır.

Ayrıca defterlerin SM veya SMMM tarafından tutulması esasının benimsenmemesi, defterlerin yurt dışı server’larda ve hatta yurt dışında tutulması gibi bir sonuca da yol açabilir. Bu gün pek çok çokuluslu şirketin muhasebesinin maliyetler ve yazılım sektörünün gelişimi gibi sebeplerle Hindistan’da tutulduğu görülmektedir. Böyle bir hususun Devletin mali egemenliği ile bağdaşmayacağı, denetim olgusunu zafiyete uğratacağı açık olduğu gibi, ülke dövizinin yurt dışına hizmet bedeli olarak çıkmasına ve dış ödemeler dengesini olumsuz etkileyecek şekilde hizmet ithalinde çok büyük artışlara yol açacağı da muhakkaktır. Kaldı ki bu sonucun ortaya çıkması, Maliye Bakanlığının sağlıklı vergi toplamada ve kayıt dışı ekonomi ile mücadelede en büyük destekçisi olan meslek mensuplarını da giderek kaybetmesine de yol açabilecektir.

Görüşlerimizin Gelir İdaresi Başkanlığı’na iletilmesini arz ederiz.

Saygılarımızla,
Yahya Arıkan
Başkan