taşeron kamu işçi maaş programı

Like Tree1Beğeni
  • 1 Post By ferhat

Konu: Değerleme

  1. #1
    Üyelik tarihi
    Nisan.2013
    Mesajlar
    88

    Değerleme

    saygılar,

    elimde bir adet 250 bin dolar değerinde çek var, bu çekin vadesi 31/1/2018 tarihinde doldu.

    bu çek ile ilgili ay sonlarında kur değerlemesi yapılacak mıdır ? hangi kur ile ?

    101 hesabın bakiyesinde görünmektedir. başka bir hesaba almaya gerek var mı ?

    (durum biraz karışık şüpheli alacak olarak işlem yapamıyorum.)

    kolay gelsin.


  2. #2
    ferhat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    ferhat isimli Üye şimdilik offline konumundadır Forum Müdavimi
    Üyelik tarihi
    Haziran.2005
    Mesajlar
    5.401
    Dövize endeksli olarak bedeli tespit edilen bir işlem için alıcıdan çek veya senet alındığında bu durumu ödemenin gerçekleşmesi, tahsilatın yapılması olarak yorumlamayan ve bu tarih itibariyle hesaplanacak kur farkı kimin lehineyse o taraftan KDV'lii fatura tanzim etmesini istemeyen Maliye, aynı çek ya da senet ciro edilirse bu işlemi nihai ödeme/tahsilat olarak görmekte ve bu tarih itibariyle oluşan kur farkı kimin lehineyse o tarafında fatura düzenleyerek KDV hesaplamasını istemektedir.

    Dövize endeksli çek ya da senedin ciro edildiği tarihte kur farkı hesaplanıp hesaplanmayacağı ve bu kur farkının KDV'ye tabi olup olmayacağına dair herhangi bir İdari düzenleme (tebliğ ya da sirküler) bulunmamaktadır. Özelgelerde ise benimsenen görüş ciro tarihi itibariyle kur farkı hesaplanması ve bu farkın KDV hesaplanarak fatura edilmesi gerektiği şeklindedir. Bu yorum gerek mülga gerekse güncel tebliğ ve sirkülerlerde yer verilen düzenlemelerin lafzına aykırı olduğu gibi, ayrıca finansal ve hukuki açıdan nihai şekilde bir ödeme/tahsilat yapılmamış olması nedeniyle kesinleşmiş bir işlem gerçekleşmediğinden KDV matrahının da hatalı tespitine yol açmaktadır.

    İLGİLİ MEVZUATIN İNCELENMESİ

    KDV Kanununun 20. maddesine göre, KDV'nin matrahı teslim ve hizmet işlemlerinin karşılığını teşkil eden bedeldir. Bedel deyimi ise, aynı maddede, alıcının ödediği veya borçlandığı para, mal ve diğer şekillerde sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaat, hizmet ve değerler toplamı olarak tanımlanmıştır.

    Ayrıca, Kanunun 24/c maddesinde, vade farkı, fiyat farkı, faiz, prim gibi çeşitli gelirler ile servis ve benzeri adlar altında sağlanan her türlü menfaat, hizmet ve değerlerin matraha dahil olduğu; 26. maddesinde de, bedelin döviz ile hesaplanması halinde, dövizin vergiyi doğuran olayın meydana geldiği andaki cari kur üzerinden Türk Lirasına çevrileceği hükme bağlanmıştır.

    Yukarıda yer alan açıklamalar uyarınca; mal teslimi ve hizmet ifalarına ait bedellerin döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak belirlenmesi halinde, döviz cinsinden belirlenen tutarın vergiyi doğuran olayın meydana geldiği tarihteki cari kur üzerinden Türk Lirasına çevrilerek bulunacak bedel üzerinden katma değer vergisi hesaplanması gerekmektedir.

    Bilindiği üzere, yukarıda yer verilen mevzuata göre Maliye Bakanlığının uzun yıllardır ısrarlı bir şekilde benimsediği görüşe göre, bedelin döviz cinsinden veya dövize endekslenerek ifade edildiği işlemlerde mal teslimi ve hizmet ifasının gerçekleştiği ilk safhada vergiyi doğuran olay ile ödeme tarihi arasında ortaya çıkan kur farkı için lehine kur farkı ortaya çıkan (alıcı veya satıcı) tarafından bu farkın oluştuğu tarihte fatura düzenlenmesi gerekmektedir. Söz konusu yasa maddelerini kur farkında da KDV hesaplanması gerektiği şeklinde yorumlayan Mali İdare aşağıdaki düzenlemeleri de yayınlanmıştır.

    60 No.lu KDV Sirkülerinin "4.5. Yurt İçi Teslimler ile İhraç Kayıtlı Teslimlerde Oluşan Kur Farkları" başlıklı bölümünde;

    "KDV Kanununun 26 ncı maddesinde, bedelin döviz ile hesaplanması halinde dövizin, vergiyi doğuran olayın meydana geldiği andaki cari kur üzerinden Türk parasına çevrileceği hüküm altına alınmıştır.

    Konu ile ilgili 105 Seri No. lu. KDV Genel Tebliğinin E bölümünde açıklama yapılmıştır.

    [B][I][U]NOT KDV TEBLİĞLERİ KDV UYGULAMA TEBLİĞİNDE TOPLANMIŞTIR UYGULAMA KDV TEBLİĞLERİ İLE AYNIDIR

    4.5.1. Yurt içinde KDV uygulanmak suretiyle teslim edilen mallara ilişkin olarak,

    -KDV dahil toplam bedelin dövize endeksli olarak belirlenmesi durumunda vergiyi doğuran olayın meydana geldiği tarih ile ödeme tarihi arasında ortaya çıkan kur farkı bedeline iç yüzde oranı uygulanarak,

    -Dövize endeksli toplam bedele KDV'nin dahil edilmemesi durumunda vergiyi doğuran olay ile ödeme tarihi arasında ortaya çıkan kur farkları üzerinden lehine kur farkı ortaya çıkan mükellef tarafından düzenlenecek faturada KDV hesaplanması ve kur farkının ortaya çıktığı dönemlerde her iki mükellef tarafından genel esaslar çerçevesinde işlem yapılması gerekmektedir." açıklamasına yer verilmiştir.

    Mülga 105 Seri No.lu KDV Genel Tebliğinin (E/2.) bölümünde ise aşağıdaki açıklamalar yapılmıştı:

    “E. VADE FARKI, KUR FARKI VE MATRAHTA DEĞİŞİKLİĞE YOL AÇAN İŞLEMLERDE KDV UYGULAMASI

    2. Kur Farkları

    Bedelin döviz cinsinden veya dövize endekslenerek ifade edildiği işlemlerde, bedelin kısmen veya tamamen vergiyi doğuran olayın vuku bulduğu tarihten sonra ödenmesi halinde, satıcı lehine ortaya çıkan kur farkı esas itibariyle vade farkı mahiyetinde olduğundan, matrahın bir unsuru olarak vergilendirilmesi gerekmektedir.

    Buna göre, teslim veya hizmetin yapıldığı tarih ile bedelin tahsil edildiği tarih arasında ortaya çıkan lehte kur farkı için satıcı tarafından fatura düzenlenmek ve faturada gösterilen kur farkına, teslim veya hizmetin yapıldığı tarihte bu işlemler için geçerli olan oran uygulanmak suretiyle KDV hesaplanacaktır.

    Bedelin tahsil edildiği tarihte alıcı lehine kur farkı oluşması halinde, kur farkı tutarı üzerinden alıcı tarafından satıcıya bir fatura düzenlenerek, teslim ve hizmetin yapıldığı tarihteki oran üzerinden KDV hesaplanması gerekmektedir.

    KDVGenel Uygulama Tebliğinin III/A.5.3. no.lu ve “Kur Farkları” başlıklı kısmında ise aşağıdaki düzenleme yapılmıştır:

    Bedelin döviz cinsinden veya dövize endekslenerek ifade edildiği işlemlerde, bedelin kısmen veya tamamen vergiyi doğuran olayın vuku bulduğu tarihten sonra ödenmesi halinde, satıcı lehine ortaya çıkan kur farkı esas itibarıyla vade farkı mahiyetinde olduğundan, matrahın bir unsuru olarak vergilendirilmesi gerekmektedir.

    Buna göre, teslim veya hizmetin yapıldığı tarih ile bedelin tahsil edildiği tarih arasında ortaya çıkan lehte kur farkı için satıcı tarafından fatura düzenlenmek ve faturada gösterilen kur farkına, teslim veya hizmetin yapıldığı tarihte bu işlemler için geçerli olan oran uygulanmak suretiyle KDV hesaplanır.

    Bedelin tahsil edildiği tarihte alıcı lehine kur farkı oluşması halinde, kur farkı tutarı üzerinden alıcı tarafından satıcıya bir fatura düzenlenerek, teslim ve hizmetin yapıldığı tarihteki oran üzerinden KDV hesaplanması gerekmektedir.

    Yıl sonlarında ve geçici vergi dönemlerinde, Vergi Usul Kanunu uyarınca yapılan değerlemeler sonucu oluşan kur farkları üzerinden KDV hesaplanmaz.

    Buna göre, bedelin tahsil edildiği tarihte satıcı lehine kur farkı oluşması durumunda satıcı tarafından alıcı adına; bedelin ödendiği tarihte alıcı lehine kur farkı oluşması durumunda ise alıcı tarafından satıcı adına fatura düzenlenerek KDV hesaplanması gerekmektedir.

    Yukarıda yer verdiğimiz gerek mülga gerekse güncel mevzuat metinleri incelendiğinde görüleceği üzere, mal teslimi ya da hizmet ifası yapılan (vergiyi doğuran olayın gerçekleştiği) tarihte dövize endeksli bedelin TL karşılığı ile, bu işleme dair bedelin ödendiği/bedelin tahsil edildiği tarihte döviz cinsi bedelin TL karşılığı arasında fark varsa, bu fark kimin lehineyse o tarafında fatura düzenlemesi ve KDV hesaplaması gerekmektedir.

    Herhangi bir kişiye bedelin ödenmesi ya da bedelin tahsil edilmesi ifadelerinden ne anladığını sorduğunuzda sanırız ki alacağımız yanıt NAKİT tahsilat yapılması, NAKİT ödeme yapılması şeklinde olacaktır. Keza, çek ya da senedin vadesinde ödenememesi (nakit tahsilat yapılamaması) riski her zaman için mevcuttur. Diğer bir ifadeyle, bir mükellef, portföyünde yer alan alıcılarından temin ettiği bir çeki satıcısına ciro ettiğinde borcundan gerek finansal gerekse hukuki olarak kesin bir şekilde kurtulmadığı gibi aynı zamanda kendisi de gerek finansal gerekse hukuki olarak alacaklı olduğu bedeli nihai şekilde tahsil etmiş sayılmamaktadır.

    Dövize endeksli olarak bedeli tespit edilen bir işlem için alıcıdan çek veya senet alındığında bu durumu ödemenin gerçekleşmesi, tahsilatın yapılması olarak yorumlaMAyan ve bu tarih itibariyle hesaplanacak kur farkı kimin lehineyse o taraftan KDV'li fatura tanzim etmesini istemeyen Maliye, aynı çek ya da senet bir başkasına ciro edilirse bu işlemi NİHAݝ ödeme/tahsilat olarak görmekte ve bu tarih itibariyle oluşan kur farkı kimin lehineyse o tarafında fatura düzenleyerek KDV hesaplamasını istemektedir. Aşağıda Maliye'nin bu görüşüne dair özelge örnekleri yer almaktadır.

    3. ÖZELGE ÖRNEKLERİ

    Gelirler Genel Müdürlüğü tarafından verilen 06.05.1997 tarihli ve B.07.0.GEL.0.53/5324-185/18592 sayılı özelge.


    Bu hükümlere göre, dövize endeksli veya bedelin döviz cinsinden ifade edildiği vadeli satışlarda, vadeli senet vadesinden önce ciro edilir veya kırdırılırsa, tahsil edilen bedelin o tarihteki cari kurdan toplam değeri ile mal veya hizmet satışının yapıldığı dönemdeki kur üzerinden hesaplanan değeri arasındaki fark matraha dahildir. Borçlanma katma değer vergisi dahil bedel üzerinden yapıldığından kur farkının katma değer vergisi, toplam kur farkına iç yüzde uygulanmak suretiyle hesaplanacaktır.

    Dövizli satışa ait vadeli senet vadesinden önce ciro edilir veya kırdırılırsa, tahsil edilen bedelin o tarihteki cari kurdan toplam değeri ile mal veya hizmetin satışının yapıldığı dönemdeki kur üzerinden hesaplanan değeri arasındaki fark matraha dahildir. Bu tutar üzerinden üç yüzde yoluyla katma değer vergisi hesaplanıp beyan edilmesi gerekmektedir. (16.01.1997 tarih ve 1906 sayılı özelge.) [1] Aynı özelgede aşağıdaki hesaplama örneğine de yer verilmiştir. [2]

    90 gün vadeli satılan bir kamyonet için 12.000 dolar bedel tespit edilmiştir, bu bedel 2.000 dolarlık aylık taksitlere bağlanmış ve her bir taksit tutarı üzerinden 2.000 dolarlık senetler düzenlenmiştir.

    Satıcı senetlerden sonuncusunu vadesine 30 gün kala 1.850 dolara bankaya kırdırmıştır. Kamyonetin teslim edildiği dönemde dolar kuru 85.000 TL'dir. Senedin ciro edildiği dönemde dolar kuru 110.000 TL'dir.


    Bu satıcı kamyonetin teslim edildiği dönemde;


    - KDV matrahını, 85.000 x 12.000 USD = 1.020.000.000 TL,

    - Hasılat KDV 1.020.000.000 x 0,15 = 153.000.000 TL


    olarak hesaplayıp beyan edecektir.

    Mükellef, 2.000 dolarlık taksitleri müşteriden tahsil ettikçe kur farkları üzerinden KDV hesaplayarak beyan edecektir. Son senet bankaya kırdırıldığında önce TL cinsinden senet karşılığında tahsil edilen tutar;

    110.000 x 1.850 USD = 203.500.000 TL olarak hesaplanacaktır.

    Bu senet dolayısıyla başlangıçta beyan edilen vergiye esas matrah ise,

    85.000 x 2.000 USD = 170.000.000 TL idi.

    İkisi arasındaki fark;

    203.500.000 170.000.000 = 33.500.000 TL KDV dahil kur farkını vermektedir. İç yüzde yoluyla hesaplanan DV ise;

    (15 x 33.500.000) / 115 = 4.369.565 TL olacaktır.

    Gelir İdaresi Başkanlığı Gelir Yönetimi Daire Başkanlığı tarafından verilen B.07.1.GİB.0.01.53-010-19 sayılı ve 02/11/2011 tarihli özelge.

    1- Bedelin döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak belirlendiği yurtiçi satışlar nedeniyle teslimin gerçekleştiği tarih ile ödemenin yapıldığı tarih arasında lehe veya aleyhe oluşan kur farkları üzerinden kural olarak, KDV hesaplanması gerekmektedir.

    2- Döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak düzenlenen çek ve senetlerin ciro edildikleri veya kırdırıldıkları tarih itibariyle ödeme gerçekleşmiş olduğundan, vergiyi doğuran olayın vuku bulduğu tarih ile çek veya senetlerin ciro edildikleri ya da kırdırıldıkları tarih arasında lehe veya aleyhe bir kur farkı oluşmuşsa, 105 Seri No.lu KDV Tebliğinin (E) bölümündeki açıklamalar çerçevesinde hareket edilecektir.

    3- Söz konusu çek ve senetlerin ciro edildikten veya kırdırıldıktan (ödeme gerçekleştirildikten) sonra nihai olarak tahsil edildiği tarihe kadar oluşacak kur farklarının KDV matrahı ile bir ilişkisi bulunmamaktadır. Bu nedenle, döviz cincinden veya dövize endeksli olarak düzenlenen ve vade tarihinden önce ciro edilen veya kırdırılan çek ve senetlerin ciro veya kırdırılma tarihinden sonra oluşan ve işlemin matrahında herhangi bir değişiklik meydana getirmeyen kur farkları için fatura düzenlenmesine ve KDV hesaplanmasına gerek bulunmamaktadır.

    4- Mal teslimi veya hizmet ifası karşılığında alınan dövize endeksli çek ve senetlerin ödeme tarihinden önce dönem sonlarında yapılan değerleme nedeniyle ortaya çıkan ve bu aşamada işlemin matrahıyla ilişkilendirilmesi söz konusu olmayan kur farkları için de fatura düzenlenmeyecek ve KDV hesaplanmayacaktır.

    5- Ancak bedelin döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak belirlendiği satışlar nedeniyle teslimin gerçekleştiği tarih ile ödemenin yapıldığı tarih arasında lehe veya aleyhe oluşan kur farkları için fatura düzenlenmişse ve düzenlenen bu faturada KDV hesaplanmışsa, hesaplanan bu KDV nin beyan edilerek ödeneceği tabiidir

    Gelir İdaresi Başkanlığı Gelir Yönetimi Daire Başkanlığı tarafından verilen B.07.1.GİB.0.01.53-010-20 sayılı ve 02/11/2011 tarihli özelge.

    -dövize endeksli veya bedelin döviz cinsinden ifade edildiği vadeli satışlarda, vadeli senet vadesinden önce ciro edilir veya kırdırılırsa, tahsil edilen bedelin o tarihteki cari kurdan toplam değeri ile mal veya hizmet satışının yapıldığı dönemdeki kur üzerinden hesaplanan değeri arasındaki fark üzerinden fatura düzenlenmesine ve KDV hesaplanmasına,

    -bedeli döviz cinsinden tespit edilmiş vadeli senetlerin firmaca mal veya hizmet alımlarındaki ödemelerde kullanılarak ciro edilmek suretiyle vadesinden önce birkaç kez el değiştirmesi durumunda senedi elinde bulunduranların kendi lehine ortaya çıkan kur farkları için senedi düzenleyen adına, aleyhte oluşan kur farkları için ise, senedi düzenleyen tarafından senedi elinde bulunduranlar adına fatura düzenlenmesine ve KDV hesaplanmasına,

    gerek bulunmamaktadır.


    İzmir Vergi Dairesi Başkanlığı tarafından verilen B.07.1.GİB.4.35.17.01-35-02-761 sayılı ve 27/12/2011 tarihli özelge

    Ayrıca, dövize endeksli veya döviz cinsinden düzenlenen çeklerin ciro edilmesi veya kırdırılması halinde, tahsil edilen bedelin o tarihteki cari kurdan toplam değeri ile mal teslimi veya hizmet ifasının yapıldığı tarihteki kur üzerinden hesaplanan değeri arasındaki müspet fark matraha dahil bulunmaktadır.

    İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı tarafından verilen 39044742-KDV.24-979 sayı ve 04/07/2013 tarihli özelge.

    Öte yandan firmanız adına keşide edilen çekin firmanızca ciro edilmesi tahsil hükmünde olduğundan ciro edilen tarih ödeme tarihi olarak dikkate alınacak ve vergiyi doğuran olayın meydana geldiği tarih ile ödeme tarihi (ciro edilme tarihi) arasında ortaya çıkan kur farkı üzerinden, lehine kur farkı ortaya çıkan mükellef tarafından düzenlenecek faturada KDV hesaplanacaktır.

    4. ÖZELGELERİN DEĞERLENDİRİLMESİ

    KDV Genel Uygulama Tebliğinde ve 60 No.lu KDV Sirkülerinde, teslim veya hizmetin yapıldığı tarih ile BEDELİN TAHSİL EDİLDİĞİ / ÖDEMENİN YAPILDIĞI tarih arasındaki kur farkının KDV'ye tabi olacağı açık ve net şekilde düzenlenmiştir.

    Yukarıdaki özelgelerde ise çek ya da senedin ciro edilmesi işlemi TAHSİL HÜKMÜNDE değerlendirilmiş, ciro işlemi ÖDEME/TAHSİLAT olarak kabul edilmiştir.

    Bu yaklaşım ve kabullerin öncelikle genel düzenleyici işlem olarak kabul edilen tebliğ ve sirkülerin lafzına aykırı olduğu kanaatindeyiz. Gerek tebliğ gerekse sirkülerde yer verilen ÖDEME, TAHSİLAT ifadelerinden ne anlaşıldığına dair kime sorsak eminiz ki alacağımız yanıt NAKİT temelli bir işlem yapılmış olduğu yönünde olacaktır.

    Diğer taraftan, çek ya da senedin üzerinde yazılı tarihte ödenememesi, tahsil edilememesi, NAKDE DÖNÜŞTÜRÜLEMEMESİ riski her zaman için mevcuttur. Hatta çeki ya da senedi düzenleyen taraf ile mahkemelik olunması, icra sürecinin başlatılması; diğer bir ifadeyle alacağın şüpheli hale gelmesi dahi mümkündür. Böyle bir durumda nihai aşamada nakde dönüşmeyen, tahsil edilemeyen/ödenemeyen bir çek ya da senedin, ciro tarihi itibariyle KESİNLEŞMİŞ bir ödeme/tahsilat olarak kabul edilmesinin ne kadar hatalı bir değerlendirme olduğu daha net görülebilecektir.

    Aynı mükellef, vadeli çek ya da senedi kabul ettiğinde ve elinde tutuğu süre boyunca tahsilat yapmış olarak kabul edilmeyip, bu çek ya da senedi ciro ettiğinde tahsilat yapmış olarak kabul edilmesi de hatalı bir yaklaşım olacaktır. Diğer taraftan, çeki elinde bulunduran taraf bunu ciro etmiş olsa dahi, çeki düzenleyen mükellefin mali tablolarında bu borç vade tarihine kadar kayıtlı olacaktır. Yani, bir mükellef için elindeki çek üzerinden ciro işlemi yaptığı tarih itibariyle kur farkı hesaplayıp bu fark üzerinden KDV aranılması, bu çeki hala kayıtlarında tutan ve kendisi açısından nihai süreç tamamlanmayan mükellefi de bağlayıcı bir sonuç doğurması karşılıklılık prensibine de aykırı olacaktır. Temel düzenleme, mal teslimi ya da hizmet ifası yapılan (vergiyi doğuran olayın gerçekleştiği) tarih ile ödemenin/tahsilatın gerçekleştiği tarih arasındaki kur farkının KDV'Ye tutulmasıdır. Taraflardan birisi, dövize endeksli çeki ciro ettiği için ödeme tarihinin ciro tarihine çekilmesi, buna bağlı olarak bu çeki halen kayıtlarında borcu olarak tutan mükellef açısından da KDV mevzuatı açısından sonuç yaratılması bizce hatalı bir yaklaşımdır.

    Bununla birlikte, alınan çek veya senedin ciro edilmesi halinde ciro tarihi itibariyle ciro eden firma açısından alacağın tahsil edildiği, yani vergiye konu olacak bedelin hesaplanabilir hale geldiği; ciro eden firmanın, bu tarihten sonra söz konusu işlemle bir bağlantısının kalmadığı, dolayısıyla bu tarihten sonra ortaya çıkan kur farkının bu firmayla bir ilişkisinin olmayacağı, yani söz konusu firmanın bu işlemle ilgili ayrıca bir vergi hesaplamayacağı görüşleri mevcuttur.

    Diğer taraftan, çek veya senedin ciro edilmesinin, factoring şirketine devredilmesinin veya kırdırılmasının, kendisine mal satılan veya hizmet sunulan işletmeden bağımsız bir hukuki işlem olduğu ve söz konusu alıcı bu işleme taraf olmadığı gibi böyle bir işlemden dolayı fatura tanzim etmeye mecbur tutulmasının veya kendisine fatura verilmesinin mantık ve hukuk dışı olduğu görüşü de bulunmaktadır.

    Bir başka yaklaşım ise, ciro tarihi itibariyle satıcı açısından kur farkı hesaplanarak KDV tahsilini mevzuat açısından nispeten mümkün görmekle birlikte, alıcı tarafı da dahil ederek değerlendirme yapılması halinde bu işlemin teknik olarak hatalı, mantıksız olduğunu ifade etmektedir. Buna göre, senetli satışta senedin ciro edilmesi veya kırdırılması halinde alıcı ile satıcı ilişkisi büyük ölçüde kopmakta ve alacak tutarı başka bir ifadeyle senet tutarı alıcı ve satıcıdan bağımsız hale gelmektedir. Diğer bir ifadeyle bu durumda senedin alınmasını gerektiren satış işlemi ile senet ilişkisi kopmaktadır. Durum böyle olunca da başlangıçtaki satış işlemi ile senet arasında ilişki kurulması ve buna bağlı olarak ortaya çıkacak kur farkının KDV'ye tabi tutulması işlemi güçleşmektedir. Kur farklarının KDV'ye tabi tutulması gerektiği görüşünün en zayıf noktasını da bu şekildeki senetli satışların uygulamada yarattığı sorunlar oluşturmaktadır. Zira senedin ciro edilmesi veya kırdırılması halinde satıcı açısından tahsil işlemi sona ermiştir. Dolayısıyla satıcı bu tarih itibariyle gerekli muhasebe kayıtlarını yapacak ve ilgili senedi kayıtlarından çıkaracaktır. Alıcı, bir başka ifadeyle senet muhatabının ise bu tarihte herhangi bir kayıt yapması söz konusu değildir. Senedi kayıtlarında göstermeye devam edecektir. Senedi alan banka veya üçüncü bir şahsın ise alıcı ile satıcı ile bir ilgileri bulunmamaktadır. Esasen senedin düzenlenmesine yol açan alım-satım işleminden de haberdar değillerdir. Bu itibarla satıcının senedi ciro ettiği veya kırdırdığı tarihteki bedel ile senedin ilk bedeli arasındaki kur farkını hesaplayıp alıcı adına fatura düzenlemesi ve iç yüzde yöntemiyle KDV hesaplaması bizce yasal açıdan gerekli olmakla birlikte oldukça güç bir hale gelmektedir. Zira alıcının bahse konu faturanın düzenlendiği tarih itibariyle ciro veya kırdırma işleminden haberinin olmadığı gibi yaptığı ödeme veya katlandığı bir maliyet de bulunmamaktadır. Senedin vadesinde alıcı tarafından bankaya veya üçüncü bir şahsa ödenmesi halinde ise banka veya üçüncü şahsın alıcı adına fatura düzenlemesi ve KDV hesaplaması zaten söz konusu olmayacaktır.

    Bize göre, alıcı ve satıcı arasındaki finansal ve hukuki bağın sırf KDV mevzuatı açısından yapılan bir değerlendirme ile koparılması KDV matrahının da hatalı ve eksik tespit edilmesine yol açabilecektir. Örneğin: Malın satıldığı (vergiyi doğuran olayın gerçekleştiği) tarihte döviz cinsi mal bedelinin TL karşılığının 100.000 TL olduğunu, alıcıdan çek alındığı tarihte TL karşılığın 105.000 TL olduğunu, ciro edildiği tarihte TL karşılığın 110.000 TL olduğunu, çekin vadesinin geldiği tarihte işlemin TL karşılığının ise 120.000 TL olduğunu varsayalım. Özelgelere göre KDV matrahına esas kur farkı (110.000 100.000=) 10.000 TL'dir. Oysa bize göre olması gereken matrah (120.000 100.000=) 20.000 TL'dir.

    kur farkının KDV'Ye tabi olması külliyen hatalı bir yaklaşımdır. Danıştayın da (hatta Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunun da) bu yönde kararları mevcuttur. Ancak Maliyenin ısrarcı yorumları sonucu uygulamada kur farkları için KDV hesaplanması ve faturaya bağlanması bir nebze kabul görmüştür diyebiliriz.

    Çek ya da senedin üzerinde yazılı tarihte ödenememesi, tahsil edilememesi, nakde dönüştürülememesi riski her zaman için mevcuttur. Hatta çeki ya da senedi düzenleyen taraf ile mahkemelik olunması, icra sürecinin başlatılması; diğer bir ifadeyle alacağın şüpheli hale gelmesi dahi mümkündür. Böyle bir durumda nihai aşamada nakde dönüşmeyen, tahsil edilemeyen/ödenemeyen bir çek ya da senedin, ciro tarihi itibariyle kesinleşmiş bir ödeme/tahsilat olarak kabul edilmesinin ne kadar hatalı bir değerlendirme olduğu daha net görülebilecektir.

    Yukarıdaki özelgelere göre yada Danıştay kararlarına göre kur farkı hesaplaması yapabilirsin. Eğer çek ödenmedi ise veya birkaç kez yazı veya noter kanalı ile istendi ise ve çek ödenmedi ise Şüpheli Alacaklar hesabına her zaman alabilirsin. Hatta bunları yukarıda noter ve yazı olmadan da yapabilirsin FAKAT KARŞILIK AYIRAMAZSIN

    Karşılığı ancak Mahkeme açılınca AYIRABİLİRSİN
    Konu ferhat tarafından (27.Mayıs.2018 Saat 16:33 ) değiştirilmiştir.
    Yaklaşım bunu beğendi.

Konu Bilgileri

Bu Konuya Gözatan Kullanıcılar

Şu anda 1 kullanıcı bu konuyu görüntülüyor. (0 kayıtlı ve 1 misafir)

Benzer Konular

  1. Kur Değerleme
    Konu Sahibi Kayzer Forum TDHP-Muhasebe Uygulamaları ve Finansal Raporlama
    Cevap: 13
    Son Mesaj : 11.Ağustos.2015, 12:16
  2. 646- Değerleme
    Konu Sahibi Bluedays Forum Vergi Usul Kanunu
    Cevap: 8
    Son Mesaj : 19.Kasım.2009, 08:54
  3. Kur değerleme
    Konu Sahibi suleyman057 Forum TDHP-Muhasebe Uygulamaları ve Finansal Raporlama
    Cevap: 2
    Son Mesaj : 24.Ekim.2009, 09:39
  4. Kur Değerleme
    Konu Sahibi SMMM YASSEV Forum Türk Ticaret Kanunu
    Cevap: 7
    Son Mesaj : 03.Eylül.2009, 16:25
  5. Değerleme
    Konu Sahibi batlı Forum Vergi Usul Kanunu
    Cevap: 5
    Son Mesaj : 17.Nisan.2009, 12:38

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36