Damga Vergisi Hangi Tarihte Gidere Yazılır ?

bil_gin

Katkı Sunan Üye
Üyelik
5 Ara 2007
Mesajlar
980
Konum
İstanbul
Bu konuda çeşitli görüşler mevcut fakat genel bir toparlama olması açısından yardımlarınızı rica ediyorum. Şimdi 2012 yılında imzalanmış bir sözleşmenin damga vergisi 2013 yılında tahakkuk ettirilirken öncelikle hangi yılın oranına göre hesaplanır? Sonrasında ise hesaplanıp ödenen bu verginin 2013 yılında gider hesaplarına aktarılma şansı nedir ve niçin?
saygılar;
bil_gin
 
Son düzenleme:
Üyelik
30 Nis 2008
Mesajlar
3,824
Konum
İstanbul
1-Vergiyi doğuran olayın gerçekleştiği 2012 yılındaki oran dikkate alınmalıdır.

2-Damga vergisi GVK md.40/6'ya göre gider yazılır, özel bir belirleme yapılmadığı için giderin tahakkuk ettiği tarihte gider yazılır. Sizin 2012 yılı için pişmanlıkla beyanname vermeniz gerekiyor.
 

bil_gin

Katkı Sunan Üye
Üyelik
5 Ara 2007
Mesajlar
980
Konum
İstanbul
Üstadım o zaman 2013 yılında pişmanlıkla beyanname verip gidere yazabilir miyiz 2012 yılına ait olsada?
saygılar;
bil_gin
 
Üyelik
25 Kas 2005
Mesajlar
342
Konum
İSTANBUL
T.C.
GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI Büyük Mükellefler Vergi Dairesi Başkanlığı(Mükellef Hizmetleri Grup Müdürlüğü)
Sayı :
B.07.1.GİB.04.99.16.01/2-MUK-357
27.10.2008/31158
Konu:
Uzlaşma sonucu ödemesi taksitlendirilen damga vergisinin tahakkuk tarihinde mi yoksa ödeme tarihinde mi gider olarak kaydedileceği

…………………………..
İlgi :...10.2008 tarih ve … sayılı dilekçeniz.


İlgide kayıtlı dilekçeniz ile; Başkanlığımızın …………………vergi kimlik numaralı mükellefi bulunduğunuz, Bankanızın imzaladığı aracılık sözleşmesinden doğan damga vergisinin 28.07.2008 tarihinde yapılan uzlaşma toplantısı neticesinde belirlenen damga vergisi, vergi zıyaı cezası ve gecikme faizi tutarı toplamının 18 ayda 18 taksitte ödenmesi kararlaştırılıp ödeme planı oluşturulduğu belirtilerek, uzlaşma sonucu kesinleşen damga vergisinin tahakkuk tarihinde mi yoksa ödeme tarihinde mi gider yazılacağı konusunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.

Bilindiği üzere, 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 6’ncı maddesinde, Kurumlar Vergisinin, mükelleflerin bir hesap dönemi içinde elde ettikleri safi kurum kazancı üzerinden hesaplanacağı ve safi kurum kazancının tespitinde, Gelir Vergisi Kanunu’nun ticari kazanç hakkındaki hükümlerinin uygulanacağı, Gelir Vergisi Kanunu’nun 37’nci maddesinde de her türlü ticari ve sınai faaliyetten doğan kazancın ticari kazanç sayılacağı hükme bağlanmıştır.

193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 38’inci maddesinde bilanço esasına göre ticari kazancın, teşebbüsteki özsermayenin hesap dönemi sonunda ve başındaki değerleri arasındaki müspet fark olduğu, bu dönem zarfında sahip veya sahiplerce işletmeye ilave olunan değerin bu farktan indirileceği, işletmeden çekilen değerlerin ise bu farka ilave olacağı, ticari kazancın bu suretle tespit edilmesi sırasında Vergi Usul Kanunu’nun değerlemeye ait hükümleri ile bu Kanun’un 40 ve 41’inci madde hükümlerine uyulacağı belirtilmiş, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 192’inci maddesinin 4’üncü fıkrasında da, aktif toplamı ile borçlar arasındaki farkın, müteşebbisin işletmeye mevzu varlığını (özsermaye) teşkil edeceği belirtilmek suretiyle kazancın tespitinde tahsil değil, tahakkukun esas alınacağı hükme bağlanmıştır.

Yine, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 40’ıncı maddesinde safi kazancın tespitinde indirilecek giderlerin hangileri olduğu sayılmak suretiyle belirtilmiş olup, 6’ıncı bendinde de; işletme ile ilgili olmak şartıyla; bina, arazi, gider, istihlak, damga, belediye vergileri, harçlar ve kaydiyeler gibi ayni vergi resim ve harçların da indirilecek giderlerden olduğu açıklanmıştır.
Ticari kazancın tespitinde iki temel ilke geçerlidir. Bunlar “dönemsellik” ve “tahakkuk esası” ilkeleridir. Tahakkuk esası ilkesinde, gelir veya giderin miktar veya mahiyet itibariyle kesinleşmiş olması, yani geliri veya gideri doğuran işlemin tekemmül etmesinin yanı sıra, miktarının ve işlemden kaynaklanan alacağın veya borcun ödeme şartlarının da belirlenmiş olması gereklidir. Bu esas dikkate alındığında bir gelir unsurunun, özel bir düzenleme bulunmadığı sürece, mahiyet ve tutar itibariyle kesinleştiği dönem kazancının tespitinde dikkate alınması gerekmektedir.

Bu hüküm ve açıklamalara göre, kurum kazancının tespitinde tahakkuk esası geçerli olduğundan, 5736 sayılı Kanun kapsamında 28.07.2008 tarihinde yapılan uzlaşma toplantısı sonucu kesinleşen damga vergisi aslının 2008 yılı itibariyle kurum kazancının tespitinde gider olarak dikkate alınması gerekmektedir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.
 

ksimkesyan

Tanınmış Üye
Üyelik
22 Mar 2013
Mesajlar
2,536
Konum
İstanbul
Sayın Ertann,

Koray beyin de yazdığı gibi "Vergiyi Doğuran Olay" sözleşmenin imzalandığı tarihtir. Pişmanlıkla beyanname verip hem verginin kendisini hemde cezasını KKEG olarak anı kaydı yapacaksınız. Damga Vergisi mükellefiyetiniz olduğunu varsayıyorum, aksi halde bir yazıyla Vergi Dairenize başvurup ödemesini makbuz karşılığı doğrudan yapacaksınız. Konu hakkında bilgi olmadığı için şuna da açıklık getirmekte yarar var, sözleşme herhangi bir ihale yada kamu kurumunun siparişine dayalı bir sözleşme değildir herhalde ?

Saygılar,
Kevork
 

bil_gin

Katkı Sunan Üye
Üyelik
5 Ara 2007
Mesajlar
980
Konum
İstanbul
Damga vergisinin tahakkuk ettiği tarihte gidere yazabiliyoruz fakat bu durum dönemsellik ilkesi gereği kkeg hesaplarına altarmamız gerekmiyor mu? Bu husustaki fikriniz nedir üstatlar?
saygılar;
bil_gin
 

bil_gin

Katkı Sunan Üye
Üyelik
5 Ara 2007
Mesajlar
980
Konum
İstanbul
Kevork bey sözleşme ihale değil bir alışveriş merkezinin proje çizimine dair? İhale olsaydı durumdaki değişiklik ne olurdu acaba?
 

ksimkesyan

Tanınmış Üye
Üyelik
22 Mar 2013
Mesajlar
2,536
Konum
İstanbul
Sayın bil_gin

Kevork bey sözleşme ihale değil bir alışveriş merkezinin proje çizimine dair? İhale olsaydı durumdaki değişiklik ne olurdu acaba?

İhale ile ilgili olsaydı tüm bunların "Damga Vergisi" kaşesi sözleşmeye vurulmadan yada noter kanalıyla ödemesi yapılmadan sözleşmeniz yürürlüğe girmezdi. Bir diğeri de damga vergisi adınıza tahakkuk ettirilir vergi dairesine ödenir ve ilk ödemenizde de mahsup edilirdi.


1. Sözleşme tarihiniz 2012, bu nedenle 2013'de gider olamayacak(Gecikme cezaları veya pişmanlık bedelleri dahil) . Ancak 2012'de kayda almış olsaydınız sorun yoktu.

2. Kayıt tekniği de yine 700 hesaplara alınarak olacak. Hem DV aslı hem de cezası için. (TDHP finansal muhasebe tekniğidir yine hatırlatalım) Bu kayıtla beraber 900 Nazım Hesaplara "Eş Zamanlı Kayıt" ilkesiyle KKEG Anı kaydı yapacaksınız.

Saygılar,
Kevork
 
Üyelik
25 Kas 2005
Mesajlar
342
Konum
İSTANBUL
Yukarıdaki muktezaya göre önceki yıllarda beyanı yapılmamış ancak bir şekilde inceleme sonucu uzlaşma ile ödenecek DV tutarının, uzlaşma tutanağı tarihinde kesinleştiğinden gider yazılabileceği belirtilmiş. Dolayısıyla Aralık ayına ilişkin bugün pişmanlıkla beyan verilirse bugün gider yazılır diye anlamak gerektiğini düşünüyorum.
Saygılar,
 

ksimkesyan

Tanınmış Üye
Üyelik
22 Mar 2013
Mesajlar
2,536
Konum
İstanbul
Sayın Ali Pınar,

Uzlaşma olayının gerçekleştiği tarih ile DV'nin ödendiği tarih arasındaki tereddütü gidermekle ilgili bir mukteza. Konuya bakılırsa banka DV defaten mi gider yazabileceğini yoksa her taksidi ayrı ayrı 18 ay boyunca mı ödeyeceğini sormuş. Mukteza bunun cevabını veriyor. Defaten (bir kereden) tahakkuk ettiği tarihte yazabilirsin diyor. Yine olayda DV'nin geçmiş yıllarda meydana gelip gelmediği ile ilgili bir detay yok yani 2008 yılı öncesi mi belli değil. Bu nedenle;
1. Düşündüğünüz gibi yorumlanamaz;
2. Mukteza nev'i olayına münhasırdır ve sadece talep edeni kurtarır, siz bu muktezaya dayanarak işlem yapamazsınız.
3. Bu durumda çok daha sakıncalı bir durum da çıkar bu yorumunuzla, herkes dilediği tarihte beyanname verir, ve beyannameyi şimdi verdim diye giderini yazar.

Yok Vergiyi Doğuran Olay ve Usuller maalesef böyle işlemiyor.

Saygılar
Kevork
 
Üyelik
30 Nis 2008
Mesajlar
3,824
Konum
İstanbul
Kevork Bey 2'nci madde hariç 1 ve 3'üncü maddeler tamamen katılıyorum. Yalnız şunu unutmamak lazım 425 Nolu VUK GT'ye göre başka bir mükellefe 6009 sayılı Kanununa göre verilen özelge artık bütün mükellefleri bağlıyor.

Yeni durum şöyle

Özelge> Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi>Anayasa>Kanun>Bakanlar Kurulu Kararı>Genel Tebliğ>Sirküler

Yani normlar hiyerarşisine göre en üst vergi hukuku normu mukteza artık:confused:
 

ksimkesyan

Tanınmış Üye
Üyelik
22 Mar 2013
Mesajlar
2,536
Konum
İstanbul
Koray bey,

Ne yazıkki, böyle yorumlanmasından korkmuyor değilim. Mukteza birliğini sağlayalım derken kamyon devrildi.

Saygılar,
Kevork
 

nguroy

Tanınmış Üye
Üyelik
2 Haz 2005
Mesajlar
12,415
Konum
istanbul
Koray bey,

Ne yazıkki, böyle yorumlanmasından korkmuyor değilim. Mukteza birliğini sağlayalım derken kamyon devrildi.

Saygılar,
Kevork


Şimdi bakalım. Bu yukarda yazılan normların dayanakları nelerdir.


1-AİHS Bu tüm AB ülkelerinin mutabık kaldığı ve kendi parlemontalarında onaylattığı bir kaynak.
2-Anayasa bu ülkemizin en güclü tüm yasalarımızn uygun olmasının zorunlu olduğu mecliste 2/3 çoğunlukla onaylanan veya halk oyuna sunulan baya baya güçlü bir kayanak.
3-Yasa mecliste çoğunlukla onaylanır. Adı üstünde Yasa hukuk devletinin olmazsa olmazı
4-Bakanlar kurulu kararı Yürütmenin en güçlü aracı. Tüm bakanlar imzalıyor
5-Genel tebliğ eh bu da Maliye Bakanlığının Yasalar/K.H.K/B.K.K ve tüm uygulamaya dikkat ederek hazırladığı bir mevzuat aracı.
6-Geldik mukteza(özelgeye) Yani tabi canım bunu kim yazıyor. En iyi ihtimalle örneğin KDV müdürü. baya güçlü hatta çok güçlü
Ben böyle yaparım sen gelirsin tersini yaparsın.. Yönetimler değişir,muktezalar da değişir. Hatta ben daha güçlüysem eski muktyezanın tersine kendime uygun olanını alıveririm.:):alkış:
 

ksimkesyan

Tanınmış Üye
Üyelik
22 Mar 2013
Mesajlar
2,536
Konum
İstanbul
Sayın güroy,

İşin ilginç yanı da bu, muktezayı özellikle konu karmaşaya bürünmüşse en az 10 yıllık deneyime sahip bir komisyon kurulup onlar inceleyip yazacaklar ve en yeni muktezaları gözönüne alıp rapor haline getirecekler. Danıştay mı Yargıtay mı nedir daha çözemedim meseleyi ama bende alkışlıyorum.:alkış:

Saygılar,
Kevork
 

bil_gin

Katkı Sunan Üye
Üyelik
5 Ara 2007
Mesajlar
980
Konum
İstanbul
Sayın bil_gin



İhale ile ilgili olsaydı tüm bunların "Damga Vergisi" kaşesi sözleşmeye vurulmadan yada noter kanalıyla ödemesi yapılmadan sözleşmeniz yürürlüğe girmezdi. Bir diğeri de damga vergisi adınıza tahakkuk ettirilir vergi dairesine ödenir ve ilk ödemenizde de mahsup edilirdi.


1. Sözleşme tarihiniz 2012, bu nedenle 2013'de gider olamayacak(Gecikme cezaları veya pişmanlık bedelleri dahil) . Ancak 2012'de kayda almış olsaydınız sorun yoktu.

2. Kayıt tekniği de yine 700 hesaplara alınarak olacak. Hem DV aslı hem de cezası için. (TDHP finansal muhasebe tekniğidir yine hatırlatalım) Bu kayıtla beraber 900 Nazım Hesaplara "Eş Zamanlı Kayıt" ilkesiyle KKEG Anı kaydı yapacaksınız.

Saygılar,
Kevork

Üstadım bu konuda şöyle bir gelişme oldu. Biz 2012 yılına ait damga vergisini pişmanlıkla beyan edip süresi içerisinde de ödedik. Yalnız karşı firma iyi niyetli olarak bu damga vergisinin bir kısmını üstlenmeyi kabul etti ve bizden yansıtma faturası istedi. Şimdi bu faturanın kaydını nasıl yapmamız uygundur acaba? Ödediğimiz damga vergisinin ilk kaydını yaparken firmanın karşılayacağı tutarı 198 hesaba alıp yansıtma faturasıyla bu hesabı kapatsak uygun olur mu? Diğer türlü hem KKEG yazıp hem de 679 hesap üzerinden vergi matrahını olması gerekenin üzerinde bir değere çıkaracağımızı düşünüyorum. Yardımlarınızı rica ederim.
Saygılar;
bil_gin
 

Benzer konular

Üst