Bu süre sınırlamasının, işyerlerine ve yapılan işlere ilişkin olmayıp,işcilerin şahıslarına ilişkin olduğu malum.Sınırlama noktasında ,işciyi koruma ilkesi(işcinin ruh ve beden sağlığı) sözkonusu,aksi takdirde işveren ,ücretini ödedikten sonra istediği kadar f.çalışma yaptırmak isteyebilir ki,bu da doğru değil.Tamam işcinin rızası var ve ücreti ödeniyor,şikayet de yok, bu nedenle sorun çıkmaz/çıkmıyor olabilir,nitekim çıkmıyorda.
Tamam açık hüküm yok ama anılan sınırlama hükmünün, emredici nitelikde olduğunu söylemek de mümkün.Buna göre, bu sınır-süre işci yönünden de artırılmamalı,zira aleyhine olur,diğer tarafdan işci istiyor,itiraz etmiyor,işveren de f.çalışma yaptırıyor ve ücretini ödüyor,sorun yok ama emredici hüküm karşısında hukuken bu doğru mu?hayır,diğer tarafdan bu 270 saat üzerisi yapılan çalışmalardan taraflar adına bir sorun doğuyor mu?hayır,o halde sorun nedir?
Sorun,bu hükme aykırı yapılan çalışmalara dair, karşı açık ceza müeyyide(si)nin olmaması(olmaması durumu,işcinin rızası olsa da,ücreti artırımlı olarak ödense de ,hukuken bu sınırın aşılacağı anlamına gelmez ve 270 saat üzeri çalışma içersinde meydana gelen iş kazası ve işcinin meslek hastalığına yakalanması halinde ,bu sınır ölçütünün önem arzedeceği açık.
Mevzuatında açık hüküm yok ise,kamu niteliği bulunana(kit,bit vs.gibi)kuruluşlarda,270 saat üzeri çalışmalar karşılığı ödenen ücretler,sayıştay denetimlerinde sorun çıkarabilir düşüncesindeyim.