T
T U R K O
Ziyaretçi
Mahmut SUÇİÇEK - Vergi Denetmeni - [email protected]
Gelir İdaresi Başkanlığı (GİB), ekonominin yarısı kayıt dışı olan Türkiyede vergi sistemini güçlendirirek kayıtdışılığı azaltmak için yeni bir yönteme başvurmaya hazırlanıyor. Son günlerde basından takip ettiğiniz üzere Gelir İdaresi Başkanlığı, risk analizlerini yapacak yeni bir yazılım sistemiyle bütün mükelleflere karne vermeye hazırlanıyor.
Hazırlanacak yazılım programı ile birlikte Türkiyedeki bütün mükellefler çeşitli kriterlere göre değerlendirmeye tabi tutulacak. Bu kapsamda Gelir ve Kurumlar Vergisi, Katma Değer Vergisi, Özel İletişim Vergisi, Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi, Özel İşlem Vergisi ile diğer vergi mükellefleri elektronik ortamda sürekli takibe alınacak.
Beyannamelerde yer alan gelir rakamları, ödedikleri ve ödemedikleri vergiler, alış ve satışlarıyla ilgili bilgi formları, banka, tapu ve araç bilgileri, kredi kartı alışverişleri ve sahte fatura kullanımı sürekli olarak izlenecek. Bu ve buna benzer bir çok kriterden, mükellefin alacağı not aylık olarak hazırlanacak karnelere yazılacak. Karnede notu düşük olan mükellef riskli sayılacak. Riskli sınıfına giren mükellefler daha yakından izlenecek, vergi incelemeleri de bu risk analizlerine göre yapılacak.
Gelir İdaresi Başkanlığı?nın kurulması ile birlikte vergi sistemimizde otomasyon konusunda son derece önemli aşamalar kat edilmiştir. Gelir İdaresinin yeni başlayacağı karne uygulaması ile mükelleflerin sınıflara ayrılarak vergisel ödevlerini yerine getirmekte gevşeklik gösteren mükelleflerin incelenmesi son derece yerinde olacaktır. Uygulama, sayısal olarak risk havuzunu daraltarak, incelemelerde hedeflenen kitlenin seçiminde başarıyı getirecektir.
Uygulama güzel ama önemli olan neticesi. Çünkü riskli sınıfta yer alan mükellefler incelemeye sevk edilecektir. Peki bu incelemeleri kimler yapacak? Bugün ülkemizde vergi inceleme oranı çok düşük olduğu herkes tarafından bilinen bir gerçek. Türkiyede vergi mükelleflerinin ancak yüzde 2'si incelenmektedir. Yani 100 mükelleften sadece 2 tanesi incelemeye tabi olmaktadır. Durum böyle olunca mükelleflere karne vermişsin ne olacak?
Notu düşük olan tüm mükelleflerin incelenmesi mümkün değildir. Zaten vergi inceleme elemanları üzerinde iş yükü o kadar fazla ki cari inceleme bile yapamıyorlar. Mükellef vergiyi kaçırmış aradan 3 yıl 4 yıl geçmiş nerdeyse zamanaşımına uğrayacak, sen daha yeni yeni incelemeye başlıyorsun. Bu tarz bir inceleme ne kadar etkin ne kadar caydırıcı olabilir ki?
Bugün vergi sistemimizin kanayan yarası olan sahte belge düzenlemeyi engelleyemiyoruz. Sahte belge düzenleyenler ortalıkta cirit atıyor. (Bazen ?ata sporumuz olan cirit?i sahtecilerde olmasa kim oynayacak? diye kendi kendime sorarak hayıflanıyorum.) Karne vermekle mi olayı çözeceğiz? Öbür yandan, mali sorunlara ilgi duyan uzmanlar ?vergi daireleri şirket mezarlığına dönüştü? diye feveran ediyorlar. Karne verdikten sonra, muhtemelen notu kırık olan şirket sahipleri derhal şirketlerini kapatıp, yeni bir şirket ünvanı altında faaliyetlerine devam edebileceklerdir.
Vergi sistemimiz ile ilgili yapılacak her türlü reform dönüp dolaşıp vergi incelemesi ve vergi denetim sistemine dayanmaktadır. Etkin bir vergi sistemi güçlü bir gelir idaresi ile, güçlü bir gelir idareside ancak güçlü bir denetim sistemiyle olur. Islahat için atılacak her türlü adımda başarının ön koşulu samimiyet olarak karşımıza çıkmaktadır. Vergi yönetiminin ?evet, ben bu adımları atarsam kayıtdışını en aza indiririm, etkin mücadele ederim? diyerek önce kendini inandırması, daha sonra ekonominin diğer taraflarının güvenini araması gerekmektedir. Aksi halde, yönetmiş değil sadece ?idare etmiş? olursunuz.
Aslında uluslararası birikimleri ile yeni ve genç isimlerin ekonominin dümenine geçmesi, mali aktörlerde ?idare eden? değil ?yöneten? bir anlayışın egemen olacağı kanısı uyandırmıştı ve bu beklenti halen sürmektedir. Bu beklentiler sürecinde kalıcı önlemlerin alınması acilen gereklidir.
Mali idarenin, kayıtdışılığı azaltıp vergi gelirlerini artırmayı amaçladığı bir dönemde, vergi sistemindeki denetim olgusu ve denetim elemanlarının sıkıntıları da bir sorunsal olarak karşımıza çıkmaktadır. Denetim yapısındaki reformlarında gecikmeden gerçekleştirilmesi önem taşımaktadır. Aksi takdirde, yapılan güncel uygulamalar (örn: Karne) ne kadar kulağa hoş gelirse gelsin başarılı olması zor görünmektedir.