Ofis Ev Serbest Meslek Kazancının Tespitinde Gider Yazılır

ferhat

Moderator
Forum Yönetimi
Üyelik
6 Haz 2005
Mesajlar
5,698
Konum
İSTANBUL
Ofis ev serbest meslek kazancının tespitinde gider yazılır


Hem ikametgah hem de işyeri olarak kullanılmak üzere satın alınan gayrimenkulün iktisabı için bankadan alınan kredi ile bağlantılı olarak iktisap tarihinden ilgili takvim yılının sonuna kadar ödenen faizler, maliyete eklenebilir. Ayrıca, gayrimenkul için hesaplanacak amortisman tutarının yarısı ile tapu harcı serbest meslek kazancının tespitinde gider olarak indirim konusu yapılır.

SORU: Serbest meslek faaliyeti gösteren bir kişiyim. Hem işyeri ve hem de ikametgah olarak kullanmak üzere bir gayrimenkul (daire) satın aldım. Bu dairenin alımı sırasında ödemiş bulunduğum tapu harcı, sigorta poliçesi bedeli ile banka kredi faizini serbest meslek kazancımın tespitinde gider olarak dikkate alabilir miyim?

YANIT: Gelir Vergisi Yasası'nın 68. maddesi serbest meslek kazancının tespiti sırasında indirim konusu yapılacak olan mesleki giderleri saymak suretiyle belirlemiş bulunmaktadır. Söz konusu yasa maddesinin birinci bendi uyarınca mesleki kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için ödenen genel giderler indirilecek giderler arasında sayılmıştır. Söz konusu bendin parantez içi hükmü ile ikametgahlarının bir kısmını işyeri olarak kullananların, ikametgah için ödedikleri kiranın tamamı ile ısıtma ve aydınlatma gibi diğer giderlerinin yarısını indirim konusu yapabilecekleri, işyeri kendi mülkü olanların kira yerine amortismanı, ikametgahı kendi mülkü olup bunun bir kısmını işyeri olarak kullananların ise amortismanın yarısını gider kaydedebilecekleri hususları ayrıca belirlenmiştir.
Diğer yandan aynı yasa maddesinin 9. bendinde mesleki kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için ödenen meslek, ilan ve reklam vergileri ile işyerleriyle ilgili ayni, vergi resim ve harçların serbest meslek kazancının tespitinde indirim konusu yapılabileceği hususu hüküm altına alınmıştır.
Vergi Usul Yasası'nın 262. maddesinde de belirlendiği üzere "maliyet bedeli, iktisadi bir kıymetin iktisap edilmesi veyahut değerinin arttırılması münasebetiyle yapılan ödemelerle bunlara müteferri bilumum giderlerin toplamını" ifade etmektedir. Aynı yasanın 269. Maddesine göre de iktisadi işletmelere dahil bilumum gayrimenkuller ile tesisat, makineler, gemiler ve diğer taşıtların maliyet bedeli ile değerleneceği, 270. maddesi uyarınca da gayrimenkullerde maliyet bedeline, satın alma bedelinden başka makine ve tesisatta gümrük vergileri, nakliye ve montaj giderleri ile mevcut bir binanın satın alınarak yıkılmasından ve arsanın tasfiyesinden mütevellit giderlerin gayrimenkulün maliyet bedeline dahil edileceği ve noter, mahkeme, kıymet takdiri, komisyon ve tellaliye giderleri ile Emlak Alım ve Özel Tüketim Vergilerini maliyet bedeline ithal etmekte veya genel giderler arasında göstermekte mükelleflerin serbest oldukları hususları belirlenmiş bulunmaktadır.
Amortismana tabi iktisadi kıymetlerin iktisabında kullanılan krediler nedeniyle ödenen faizlerin iktisadi kıymetin maliyetine eklenecek kısmı ile doğrudan gider yazılacak kısmının tespitinde değerleme hükümlerinin uygulanması ile ilgili olarak 163 seri numaralı Vergi Usul Yasası Genel Tebliğinde yatırımların finansmanında kullanılan kredilerle ilgili faizlerden kuruluş dönemine ait olanların sabit kıymetle birlikte amortisman yoluyla itfa edilmek üzere yatırım maliyetine eklenmesi gerektiği, işletme dönemine ait olanların ise ilgili bulundukları yıllarda doğrudan gider yazılması ya maliyete intikal ettirilmek suretiyle amortismana tabi tutulmasının mümkün bulunduğu belirtilmektedir. Sözü edilen tebliğe göre mükelleflerin yatırım döneminde ödedikleri faizleri ile ilgili iktisadi kıymetin maliyet bedeline eklemelerinin zorunlu olduğu, işletme döneminde ödedikleri faizleri ise maliyet bedeline eklemek veya doğrudan gider yazmak hususunda serbest oldukları bildirilmiştir. Bu bağlamda da maliyet bedeline eklenmesi zorunlu olan kısmın tespitinde, iktisadi kıymetin iktisap tarihinden hesap dönemi sonuna kadar geçen sürenin dikkate alınması gerekmektedir.
Bu açıklamalar çerçevesinde, hem ikametgah hem de işyeri olarak kullanmak üzere satın alınan gayrimenkulün iktisabı için bankadan alınan kredi ile bağlantılı olarak iktisap tarihinden ilgili takvim yılının sonuna kadar ödediğiniz faizleri maliyete eklemeniz gerekmektedir. Bu tarihten sonra ödediğiniz kredi faizlerini ise tercihe bağlı olarak maliyete intikal ettirmek suretiyle amortismana tabi tutmanız veya mesleki kazancınızın elde edilmesi ve idame ettirilmesine isabet eden kısmın gider olarak dikkate alınması söz konusu olabilecektir.
Ayrıca, kısmen işyeri olarak kullanacağınız mülkiyeti size ait gayrimenkul için hesaplayacağınız amortisman tutarının yarısı ile gayrimenkule ilişkin ödediğiniz tapu harcının serbest meslek kazancınızın tespitinde gider olarak indirim konusu yapılması mümkündür.
Ancak, gayrimenkule ait sigorta poliçe bedeli ise Gelir Vergisi Yasası'nın 68.maddesinde yer alan "Mesleki Giderler" içerisinde sayılmaması nedeniyle indirim konusu yapılamamaktadır. (İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı'nın 23.07.2008 gün ve 16120 sayılı özelgesi) . (V. Seviğ)


VERGİ LEVHASININ KAYBOLMASI DURUMUNDA CEZA KESİLİR

SORU: İşyerimizde asılı bulunan vergi levhasının haberimiz olmadan kaybolması nedeniyle hakkımızda usulsüzlük cezası kesildi. Bu konunun yani işyerimizde bulunan levhanın bulunmadığına dair tespiti yapan elemana bizim bu konuda haberimiz olmadığını, söz konusu levhanın düşmüş olabileceğini, esasında asılı bulunması gereken levhanın kaybolmuş olabileceğini söylememize rağmen bu ceza kesildi. Bu cezaya karşı yapabileceğimiz bir şey var mıdır?

YANIT: Vergi Usul Yasası'nın 5. maddesinin 3. fıkrası hükmü gereği olarak gelir vergisi mükellefleri ile sermaye şirketlerinin vergi tarhına esas olan kazanç tutarları ve bu kazançlara isabet eden vergi miktarlarını gösteren bir levhayı, iş merkezlerine, şubelerine, satış mağazalarına iş sahipleri ve müşteriler tarafından kolayca görülüp okunacak şekilde asmaları gerekmektedir.
Sözü edilen yasa maddesinin gerekçesinde bu zorunluluğun amacı "yurttaşlar arasında ortak bir vergi ödeme şuurunun yaratılması" olarak ifade edilmiştir. Bu zorunluluk sermaye şirketleri dışındaki kurumlar vergisi mükellefleri için de geçerli bulunmaktadır.
Vergi Usul Yasası'nın Özel Usulsüzlük Cezaları başlıklı 353. maddesinin 4. fıkrası uyarınca "vergi kanunlarının uygulanması bakımından levha bulundurma veya asma zorunluluğu bulunan mükelleflerin bu zorunluluğa uymamaları halinde her bir tespit için 01.01.2009 tarihinden itibaren uygulanmak üzere 160 TL özel usulsüzlük cezası uygulanmaktadır. Geçtiğimiz 2008 yılında yapılan tespitler için uygulanan söz konusu ceza miktarı 149 YTL olup, bu ceza miktarları her yıl yeniden değerleme oranı dikkate alınarak arttırılmaktadır.
Bir işyerinin birden fazla kat ve reyonlarına levha asılmamış olmaması halinde buna ilişkin tespit tek bir tespit olarak dikkate alınmaktadır. Buna göre söz konusu işyeri için kesilecek usulsüzlük cezası bir defada uygulanması öngörülen miktardır.
Vergi Usul Yasası'nın 376. maddesi uyarınca usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezalarını mükellef veya vergi sorumlusu ihbarnamenin tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde ilgili vergi dairesine başvurarak öderse, bu takdirde söz konusu cezada üçte bir oranında indirim yapılmaktadır.
Siz de eğer ihbarnamenin tebellüğ tarihinden bu yana otuz günlük süre dolmadı ise ilgili vergi dairesine başvurarak söz konusu özel usulsüzlük cezasını indirimli olarak ödeyebilirsiniz. (V. Seviğ)



YARGI KARARLARINDA TİCARİ KAZANÇTA İNDİRİLECEK GİDERLER

Danıştay 4. Dairesi E.2002/4102 K.2004/276 T.18.2.2004
Davacı şirket hakkında, 1998 yılında finansal kiralama sözleşmesiyle kiraladığı binanın aynı hesap döneminde davacı şirket ortaklarının sahibi bulundukları şirkete kiraya verildiği, finansal kiralama sözleşmesinin diğer şirket yerine davacı tarafından muvazaalı olarak yapıldığı ve bu şekilde kurum kazancının azaltıldığı ileri sürülerek tarhiyat yapılmışsa da; Finansal Kiralama Kanununun 7. maddesine göre sözleşmelerin en az dört yıl süreyle feshedilmeyeceği, bu durumda kiralamaya konu malın kiralama anından itibaren finansman ihtiyacında kullanılmasa dahi kiralayan yönünden kira bedelinin ödenmesinin zorunlu olduğu, finansal kiralamaya konu malın ihtiyaç için kullanıncaya kadar bu malın kiraya verilmesinin mümkün bulunduğu, davacı şirketin 12.3.1998 tarihinde 4 yıllığına kiraladığı taşınmazı X A.Ş.'ye Nisan 1998 tarihinden itibaren kiraya verdiği ve davacı şirketin ödediği kira bedeli gider olarak kabul edilmeyerek matrahın saptandığı olayda, anılan Kanunun 15. maddesi uyarınca finansal kiralamaya konu malın zilyetliğinin devredilemeyecek olmasının yanında, 2.maddesinde bu kanunun sözleşmenin hukuki yapısını tarafların karşılıklı hak ve yükümlülüklerini düzenleyen hükümleri kapsadığı belirtildiğinden, bu yöndeki tasarrufun kiralayan ve kiracının hak ve yükümlülükleri yönünden bu kanun hükümlerini ilgilendiriyor olması, finansal kiralamaya konu malın kiraya verilmesinden elde edilen gelirin vergilendirilme dışında vergi hukuku açısından bir etkisi olmaması ve davacının finansal kiralama sözleşmesi nedeniyle katlandığı kira bedelinin gerçek bir gider olması sebepleriyle, davacı hakkında yapılan tarhiyatta yasal isabet yoktur.

Danıştay 7. Dairesi E.2000/7790 K.2002/252 T.23.1.2002
Davacı Şirketin aktifinde kayıtlı benzinle çalışan araç bulunmadığı gerekçesi ile giderleştirilen benzin faturalarının reddi suretiyle yapılan tarhiyatta Şirketin; ihale aldığı bir başka Şirketle arasında imzaladığı sözleşme uyarınca kiraladığı 28 araç ile bu kuruma bakım ve onarım hizmeti verdiği, sözleşmede belirtilen araçlardan 2'sinin benzinle çalıştığının anlaşıldığı, davacı şirketin aktifinde benzinle çalışan araç bulunmasa da sözleşmeler yoluyla yapmayı taahhüt etiği işler için kiraladığı araçların benzin giderlerini GVK md. 40/5 gereği safi kazancın tespitinde indirebileceğinin tabii olduğu, bu nedenle Şirketin aktifinde kayıtlı araçlar için ayrıca motorin faturası alınıp alınmadığı, alınmışsa bunların kanuni defterlere kaydedilip indirim konusu yapılıp yapılmadığı, alınmamışsa benzin faturalarının şirketin aktifinde kayıtlı araçlarla kiraladığı araçların harcayabilecekleri yakıt tutarlarıyla uyumlu olup olmadıkları hususu araştırılarak karar verilmesi gerekmektedir.

Danıştay 4. Dairesi E.2000/1714 K.2001/291 T.15.2.2001
GVK'nun 40/1. maddesine göre götürü gider indiriminden faydalanması gerektiğini belirterek ilgili yıl kurumlar vergisi beyannamesini ihtirazi kayıtla veren davacı şirketin, fazladan tahakkuk ettirilen verginin kaldırılması için açtığı davada; anılan maddenin parantez içi hükmünde, "ihracat, yurt dışında inşaat, onarma, montaj ve taşımacılık faaliyetlerinde bulunan mükelleflerin, bu bentte yazılı giderlere ilaveten bu faaliyetlerden döviz olarak elde ettikleri hasılatın binde beşini aşmamak şartıyla yurt dışındaki bu işlerle ilgili giderlerine karşılık olmak üzere götürü olarak hesapladıkları giderleri de indirebileceklerinin" belirtilmiş olması, ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için yapılan giderlerin tevsik edilmesinin zorunlu olması ve söz konusu parantez için hükümle bazı giderlerin tevsik edilmediği hallerde de gider yazılmasına izin verilmiş olması sebepleriyle, davacının bu haktan faydalandırılmamasında isabet görülmediği gerekçesiyle tahakkuk ettirilen fazla verginin kaldırılmasına karar veren mahkeme kararı yasaya uygundur.


ÖZELGELERDE ÖZELGELERDE KDV

1. İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı'nın 26.5.2008 tarih ve 4651 sayılı özelgesi;
"KDVK'nın 30/a maddesinde, vergiye tabi olmayan veya vergiden istisna edilmiş bulunan malların teslimi ve hizmet ifası ile ilgili alış vesikalarında gösterilen veya bu mal ve hizmetlerin maliyetleri içinde yer alan katma değer vergisinin mükelleflerin vergiye tabi işlemleri üzerinden hesaplanan katma değer vergisinden indirilemeyeceği hükme bağlanmıştır. Bununla beraber, yine KDVK'nın 17/4-c maddesinde, devir ve bölünme işlemlerinin vergiden istisna olduğu düzenlenmekle beraber, söz konusu maddenin parantez içi hükmünde bu kapsamda vergiden istisna edilen işlemler bakımdan KDVK'nın 30/a maddesinin uygulanmayacağı, işlem sonunda faaliyeti bırakan, bölünen veya infisah eden mükelleflerce yüklenilen ve indirilemeyen vergilerin, faaliyete başlayan veya devredilen veya devralan mükellefler tarafından mükerrer indirime yol açmamak kaydıyla indirim konusu yapılacağı düzenlenmiştir. Bu hükümler gereğince, devir işlemi sonunda faaliyeti bırakan şirket tarafından yüklenilen ve indirilemeyen vergiler devralan şirket tarafından mükerrer olmamak kaydıyla indirim konusu yapılabilir. Ayrıca, münfesih şirkete ait vergi borçları için, devralan şirketin ihracat istisnası ve ihraç kaydıyla teslimlerinden doğan KDV iadesi alacaklarının mahsubunun talep edilmesi mümkündür."

2. İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı'nın 29.2.2008 tarih ve 1991 sayılı özelgesi;
"KDVK'nın 11/1-c maddesi gereğince, ihraç edilmek şartıyla imalatçılar tarafından teslim edilen mallara ait katma değer vergisi ihracatçılar tarafından ödenmez, mükelleflerce tahsil edilmeyerek ilgili dönem beyannamesinde beyan edilecek olan bu vergi, vergi dairesince tarh ve tahakkuk ettirilerek tecil olunur. Konuya ilişkin düzenlemeler içeren 27 seri no'lu KDVK Genel Tebliğinde diğer şartların mevcudiyeti halinde, sanayi sicil belgesi verilmiş olanların ve bu belgenin tarafına verileceğine dair olumlu idari görüş alanların söz konusu tecil-terkin uygulamasından yararlanacağı ifade edilmiştir. Bununla beraber, Bakanlığın yazılarında sanayi sicil belgesi olmasa dahi ilgili dönemde imalatçı olmanın sanayi sicil belgesine sahip olmak haricinde tüm şartlarına sahip olduğu idarece yoklamalarla tespit edilmiş olanlarında bu uygulamadan yararlanacağı ifade edilmiştir.

3. Gelir İdaresi Başkanlığı'nın 8.4.2008 tarih ve 036257 sayılı özelgesi;
"KDVK'nın 17/4-l hükmü gereğince, varlık yönetim şirketinin bankalardan, özel finans kurumlarından ve diğer mali kurumlardan devraldığı alacakların tahsili için teminat niteliğindeki malları ve hakları müzayede yoluyla satışı işleminde; (a)mal ve hakların alacağa mahsuben varlık yönetim şirketleri tarafından satın alınması, (b) satışa iştirak edecek 3. şahısların söz konusu mal ve hizmetleri satın alması, (c) varlık yönetim şirketleri tarafından alacağa mahsuben satın alınan hak ve alacakların 3. şahıslara satışı yoluyla gerçekleşen teslimler katma değer vergisinden istisna edilmiştir. Bununla beraber, varlık yönetim şirketlerinin devraldığı alacakların tahsili amacıyla bu alacakların teminatını oluşturan mal ve hakların bedelinin varlık yönetim şirketine ödenmesi şartıyla borçlu tarafından satılması, genel hükümler çerçevesinde katma değer vergisine tabidir."

4. Bursa Vergi Dairesi Başkanlığı'nın 3.3.2008 tarih ve 427 sayılı özelgesi;
"KDVK'nın 9. maddesi ile katma değer vergisi alacağının güvence altına alınması gayesi ile tevkifat uygulaması öngörülmüştür. Tevkifat yapacak kurum ve kuruluşlar ve tevkifat yapılacak vergiye tabi işlemler 91 no'lu KDVK Genel Tebliğinde belirtilmiştir. Anılan Tebliğde tevkifata tabi tutulacak işlemler arasında, yazılım programı sonrasında verilen destek hizmetlerine yer verilmemiştir. Bu sebeple firmanın, belediyelere ve bunların teşkil ettiği birliklere yaptığı program satışı ve daha sonra verilen destek hizmetlere ilişkin düzenlediği faturalarda hesaplanan katma değer vergisi üzerinden tevkifat yapılmaz."

5. Adana Vergi Dairesi Başkanlığı'nın 25.1.2008 tarih ve 125 sayılı özelgesi;
"25 seri no'lu KDVK Genel Tebliği açıklaması gereğince, adi ortaklığın varlığını sona erdirmeyen hisse devir işlemlerinde katma değer vergisi hesaplanmaz. Bununla beraber, adi ortaklardan birinin %50 hissesinin diğer %50 hisseli ortağa satması ve söz konusu ortağında faaliyetine şahıs olarak devam etmesi halinde, adi ortaklığın varlığı ortadan kalktığı için katma değer vergisi hesaplanması gerekir. Ayrıca, burada sadece hisselerini devreden ortağın payına düşen mal bedeli üzerinden değil, toplam emtianın emsal bedeli üzerinden katma değer vergisi hesaplanması gerekir."

Veysi Seviğ - Bumin Doğrusöz
 
Üst