Ortağa Ödenen Faizin KDV ve Stopajı

Üyelik
13 Eki 2005
Mesajlar
61
Sayın üstatlarım aşağıdaki konu hakkında zor durumda olduğumdan yardımcı olursanız sevinirim.
A.Ş. ORTAKLARI AYNI ZAMANDA SERBEST MESLEK FAALİYETİNDE DE BULUNMAKTADIR. ORTAKLARDAN BİRİ ŞİRKETE VERMİŞ OLDUĞU BORCA KARŞI FAİZ TALEP ETMİŞ VE (30.09.2005)KENDİSİNE ÖDENMİŞTİR. ÖDENEN FAİZ ÜZERİNDEN KDV , STOPAJ V.S. VAR MIDIR?
HANGİ ORANLARDADIR? ÖDENEN BU FAİZ GİDER YAZILABİLİR Mİ?

Not: Bu yazının başlığı admin tarafindan forum kurallarına uygun olmadığı için düzeltilmiştir.Lütfen Forum Kuralları'nı okuyunuz.
 
Üyelik
7 Haz 2005
Mesajlar
877
Konum
Zonculdak
Merhaba

Anonim şirket ortakları şirkete borç para verebilirler. Burada dikkate edilmesi gereken husus örtülü kazanç şartlarının oluşmamış olmasıdır.

Kurumlar Vergisi Kanununun 17/3. maddesinde:

“3. Şirket 1 numaralı fıkrada yazılı kimselerle olan münasebetlerinde emsaline göre göze çarpacak derecede yüksek veya düşük faiz komisyonlarla ödünç para alır veya verirse;”

diyerek örtülü kazanç durumunu açıklığa kavuşturmuştur.

Emsal karşılaştırması ilke olarak, piyasadaki resmi faiz haddi ile yapılır. Örnek vermek gerekirse; şirket eğer bu borcu bir bankadan alsaydı kaça mal edecek idiyse ortağına da bu maliyet üzerinden faiz verebilir.
Bu durumda ödenen faiz şirket için bir giderdir.

Vergilendirilme konusuna gelince:

GVK’nun 75/6. maddesinde her nevi alacak faizi menkul sermaye iradı olarak kabul edilmiştir.

Gelir Vergisi Kanununun 94'üncü maddesi, alacak faizi ödeyen tarafa herhangi bir stopaj yapma zorunluluğu yüklemediğinden şirketin ödenen faiz tutarı üzerinden tevkifat yapması gerekmemektedir.

Diğer taraftan faiz alan tarafın borç verme işlemini devamlı veya arızi olarak yapması vergilendirme açısından önem kazanır. Kanunda kazançta arızilik ve devamlılık konusu kesin ölçülere dayanmamaktadır.

Bir Danıştay kararında:

"Bir kimsenin ikrazatçı sayılabilmesi için faiz karşılığı borç para verme olayının uğraşma veya meşgul olma anlamına gelecek sayıda tekrarlanması gerekir. DANIŞTAY 7. DAİRE;E. 1994/2233; K. 996/755 ;T. 04.03.1996 )"

Denilmektedir. Buradan çıkan sonuç değerlendirmenin objektif kıstaslara dayanmadığıdır.

Borç verme karşılığı faiz alma işlemi devamlılık arz etmeyen bir durumda ise alınan faizi arızi kazanç olarak değerlendirmek ve ona göre vergilendirmek gerekir. Bu durumda borç verenin bu iş için mükellefiyet tesis etmesi gerekmez. Dolayısıyla fatura vermez. Faizi ödeyen şirket bu ödemesini gider pusulası ile belgelendirir.

KDV yönünden incelenirse, olayda arızilik söz konusu olduğunda KDV mükellefiyeti söz konusu değildir. Zaten devamlılık söz konusu olsa bile ikrazatçılık işlemi KDV’ne değil, BSMV’ne tabi olurdu.

Olay faiz alan kişi açısından değerlendirilirse, ödenen faiz üzerinden GV.si stopajı yapılmadığından, bu kişinin geliri için dönem sonunda beyanname vermesi gerekir.
-------------
 
Üst