zirve

Osman Aroğlu'nun 10.05.2012 tarihli yazısının düşündürdükleri

Üyelik
17 Haz 2009
Mesajlar
202
Değerli Arkadaşlar

Osman Arıoğlu birden fazla meslek örgütünü dile getirirken Denetçi Odasını da düşünüyor olmasın

Osman Aroğlu'nun 10.05.2012 tarihli yazısı aşağıdadır:

Meslek odaları nasıl olmalı?
Türkiye?de meslek birlikleri ve bu birliklere bağlı odalar kanunla kurulan organizasyonlardır.
Alanlarında yegane temsilci durumundadırlar.

Bu oda ve birlikler meslekle ilgili yasaların verdiği yetkiler çerçevesinde çalışma esaslarını düzenler.

Mesleki çalışma ruhsatlarını verirler. Bu kurallarla ilgili disiplin hükümlerini işletirler. Kısaca kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşları olarak da tanımlanırlar.

Bu nedenledir ki, meslek mensupları ilgili mesleği icra etmek için bu odalara üye olmak ve belirlenen aidatları ödemek durumundadırlar.

Meslek odaları ödenmeyen aidatlarla ilgili kamu alacağı gibi faiz yürütmek suretiyle tahsilat yapma yetkisi kullanırlar.

Bu nedenledir ki, vergi ve sigorta primi yeniden yapılandırmasını düzenleyen 6111 Sayılı Kanun ile meslek kuruluşlarının aidat alacaklarına da faizlerin silinmesi ve yeniden yapılandırılan aidatların taksitlendirilmesi imkanı getirilmiştir.

Sorun nerede?

Meslek kuruluşları yasayla düzenlenip, zorunlu üyelik ve aidat uygulamasına tabi oldukları için üye sayısı çok olan yerlerde ciddi bir ekonomik kaynak birikimi sağlamaktadırlar.

Bu kuruluşlarda yönetime gelenler klasik yaklaşımların pek ötesine geçmeyip, mesleğin gelişmesi, daha ileri gitmesi, ülke ekonomisine katkısının artmasından ziyade, pragmatik davranıp klasikleşen birkaç etkinlik düzenlemek ve üyelerini gezi tarafı daha ağır basan toplantılarla tatmin etme yönüne gitmektedirler.

Oluşan kaynaklar adeta yönetime gelen kişi veya grupların inisiyatifine göre sarf edilebilmekte, buna karşılık yeterli bir kamusal denetim olmamaktadır.

Zira kısmen kamusal denetim bir siyasi baskı aracı olarak kullanılabilmekte veya bu şekilde algılanmaktadır.

Bunun sonucunda bir şekilde bu kuruluşların yönetimlerine gelen grupların yönetimi kaybetmesi kolay kolay mümkün olamamaktadır.

Yapılan yeni seçimlerde, yönetime hakim olan grupların oda ve birlik imkanları ile bir fırsat eşitsizliği içinde seçimlere katılması ve çoğu meslek mensubunun zaman içerisinde büyük bir ümitsizliğe düşmesi sonucu yönetimde kimin olacağı ile ilgilenmeme alışkanlığına kavuşmasına neden olmaktadır.

Hal böyle olunca da meslek odalarının çoğu aslında meslek içinde azınlık ama daha iyi organize olan bir siyasi görüşün egemenliği altında, bir nevi siyasi parti gibi çalışan yerler haline gelebilmektedir

Diğer meslek mensupları da doğal olarak, kendilerini temsil etmeyen bu kuruluşlara yasal zorunluluk nedeniyle üye olmak ve aidat ödemek zorunda bulunmaktan dolayı şikayet etmektedirler.

Çözüm ne?

Bu yapının kırılması, meslek odalarının, meslek mensuplarının daha genelini kapsayan ve daha meslek odaklı çalışan yerler haline gelmesinin en önemli yolu, buralardaki seçim sisteminin değiştirilmesinden geçmektedir.

Çünkü mevcut çoğunluk sisteminde bir oy fazla alan organların tamamını oluşturabiliyor, seçime katılan diğer grupların hiçbir söz hakkı veya katkı koyma imkanı kalmıyor.

Bu da yukarıda belirttiğimiz kısır döngüyü beraberinde getiriyor.Oysa, seçim sisteminin çoğunluk yerine nispi temsile dönmesi, yani seçime katılanların aldıkları oy oranında yönetim, denetim ve disiplin kurullarında temsilci bulundurabilmeleri, ister istemez bu kuruluşları daha meslek odaklı çalışmak ve harcamalarında daha dikkatli davranmak zorunda bırakmaktadır.

Olması gereken, bu kuruluşların siyasi parti gibi çalışması değil, mesleğin geleceği ve ülkeye katkısının artırılmasıdır.

Nispi temsil, meslektaşların birbirini daha iyi tanıma, anlama ve kaynaşma imkanı vereceği gibi faaliyet odağını da daha mesleğe dönük hale getirecektir.

Meslek kuruluşları kurullarına seçilenlere 2 veya üç dönem gibi bir sınırlama getirilmesi de yenilik ve dinamizmi artırıcı aynı zamanda meslek odaklılığı geliştirici bir sonuç doğuracaktır.

Bu konuda önerilebilecek ikinci ve belki daha radikal bir öneri de, bu kuruluşların yasa ile kurulma ve alanında tek olma özelliklerinin tamamen ortadan kaldırılmasıdır.

Bu suretle zorunlu üye olma ve aidat ödeme yükümlülükleri ortadan kalkacaktır. Meslek ruhsatı verme ve çalışma izni ise ilgili bakanlığa veya belli üye sayısına ulaşan meslek kuruluşuna verilebilir.

Hatta aynı yerde toplam üye sayısının 1/3?ünü veya 1/4?ünü geçen birden fazla meslek kuruluşu yetkili hale gelebilir.

Saygılarımla
 
Üyelik
26 Nis 2012
Mesajlar
42
Ynt: Osman Aroğlu'nun 10.05.2012 tarihli yazısının düşündürdükleri

smm mevzuatı ve sorunları bölümünde aynı yazıyı MESLEK ODALARIMIZ NASIL OLMALI başlığı altında açmıştım.
 
Üyelik
22 Ocak 2010
Mesajlar
155
Konum
İzmir
Ynt: Osman Aroğlu'nun 10.05.2012 tarihli yazısının düşündürdükleri

Çok değerli üstadımız! kamu görevini ifa ederken ne yapmış ki meslek örgütüne katkı sağlamak için şimdi ne yapmayı planlıyor.
 
Üyelik
22 Ara 2011
Mesajlar
60
Konum
İstanbul
Ynt: Osman Aroğlu'nun 10.05.2012 tarihli yazısının düşündürdükleri

Yapıcı eleştiriden yanayım mesleğini icra ederken çok verimli bir performans göstermemiş olması ifade ettiği fikirlerin yanlış olduğunu göstermez bence bir çok konuda haklı üstelik.
 

Benzer konular

Üst