Ynt: Bağımsız Denetim Şirketlerinden Haberler
belki de biz meslek mensupları için anahtar kelime rekabet kavramı :
rekabet kurumu sitesinden alıntıdır
ÇİN'DE DE REKABET YASASININ KABUL EDİLMESİNİN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ
Prof. Dr. Erdal Türkkan
[email protected]
1 Ağustos 2008 de Çin Halk Cumhuriyeti de Rekabet Yasası?nı kabul ederek rekabetçi piyasa ekonomisine yakınlaşma konusunda önemli bir adım daha atmış oldu. Böylece Çin de rekabet yasasını kabul etmiş yüzü aşkın ülke arasında yerini almış oldu.
Çin?in piyasa ekonomilerine özgü bir düzenleme olan rekabet yasasını çıkarmış olması şüphesiz önemli ve üzerinde durulması gereken bir konudur. Konunun anlamını daha iyi kavrayabilmek için üç temel soruya cevap verilmesi yararlı olacaktır. İlk akla gelen soru Çin?in kabul ettiği rekabet yasasının diğer ülkelerde görülen yasalardan farklı olup olmadığıdır. İkinci soru Çin'in bu yasayı uygulamak konusunda samimi olup olmadığı yani bu yasanın kabulünde dış dünyanın baskılarının bir rolü olup olmadığıdır. Üçüncü soru ise bu yasanın muhtemel sonuçlarının neler olabileceği sorusudur.
İlk soruyla ilgili olarak Çin Rekabet Yasası?nın ana hatlarıyla gelişmiş batılı ülkelerin ve bu arada Türkiye?nin kabul ettiği normlara uygun hazırlandığı söylenebilir. Ancak bazı farklılıkların varlığı da dikkat çekmektedir.
Çin Rekabet Yasası da rekabetin korunması ve geliştirilmesini üç ana boyutta düzenliyor. Bunlar:
- Kartellerin oluşumunun, yani firmalar arası rekabeti kısıtlayıcı anlaşmaların engellenmesi,
- Piyasada sahip olunan hâkim durumun kötüye kullanımının engellenmesi,
- Rekabeti azaltabilecek veya engelleyebilecek birleşme ve devralmaların engellenmesidir.
Bu kurallar hem özel sektör ve bu arada yabancı sermaye kuruluşları hem de kamu firmaları için geçerli olmaktadır.
Bunlara ilaveten ve diğer ülkelerden farklı olarak ?kamunun idari gücünü rekabetin ortadan kaldırılması veya azaltılması için kullanması? da kanun tarafından engellenmektedir. Aslında diğer ülkelerde rekabet otoritelerinin rekabet savunuculuğu işlevleri çerçevesinde buna benzer rolleri vardır. Ancak Çin?in kabul ettiği yaklaşım bu konuda rekabet otoritesine daha açık ve daha doğrudan bir görev ve yetki verilmesi anlamına gelmektedir. Bu hüküm kamunun ekonomik hayatta önemli roller oynadığı gelişmekte olan ülkelerde rekabet politikalarının başarı sağlayabilmesi açısından örnek teşkil edebilecek yeni bir yaklaşım olarak görülebilir.
Çin?deki rekabet yasasının diğer bir özelliği rekabet otoritesinin bağımsız veya özerk bir kuruluş olmamasıdır. Çin?de rekabet otoritesinin yetki ve görevleri Endüstri ve Ticaret İdaresinin (Bakanlığının) Adil Ticaret Bürosu?na verilmiştir. Bu büro genel idarenin bir parçasıdır ve hükümetten bağımsız değildir. Bu çerçevede hükümetin bir idaresinin, hükümetin idari gücünü rekabetin ortadan kaldırılması yönünde kullanmasını engellemesi söz konusudur. Bu yaklaşımın bazı soru işaretleri yaratması kaçınılmazdır.
Çin'in bu yasayı uygulama konusunda ne derece samimi ve istekli olduğu sorusuna bu aşamada cevap vermek güçtür. Ancak Çin?in daha yasa kabul edilmeden yaptığı eğitim ve bilgilendirme çalışmaları, aynı şekilde yasa çıktıktan sonra uygulamaya yönelik olarak yaptığı ilk çalışmalar ve nihayet bu alanda OECD başta olmak üzere AB ve ABD ile yaptığı temas ve anlaşmalar bu konuda hızla mesafe almaya istekli ve samimi olduğunu göstermektedir. Türkiye?de Rekabet Yasası?nın kabul edilmesinden ancak iki üç yıl sonra uygulamaya başlanılabilmesi, Çin'in bu alandaki geriliğini hızla giderme anlayışı içinde hareket ettiğini varsaymamızı anlamlı kılmaktadır. Diğer taraftan Çin?de çok geniş bir yabancı sermayenin varlığı, piyasaların önemli bir bölümünde tekelci veya oligopolcü piyasaların varlığı da Çin?in bu konuda samimi davranacağı varsayımını güçlendirmektedir. Bu arada rekabet ihlallerinin küresel boyut kazandığı bir ortamda Çin ile ticari ilişkileri ileri boyutta olan ülkelerin Çin?e bu alanda bazı telkinlerde bulunduklarını, hatta baskı yaptıklarını düşünmek de mümkündür. Aslında piyasa ekonomisine geçiş konusunda büyük ve zor adımları atmış olan Çin?in bu tamamlayıcı adımı atmış olması şaşırtıcı veya çelişkili bir durum da teşkil etmemektedir. Çin?in 1993 yılında Haksız Rekabet Yasası?nı çıkarması ve bu bağlamda özellikle yasa dışı ekonomik faaliyetlere karşı ciddi bir mücadele yürütmüş olması da rekabetçi piyasaya geçiş konusundaki iyi niyetin bir kanıtı olarak değerlendirilebilir.
Yasanın muhtemel sonuçlarının ne olacağı da üzerinde durulması gereken bir sorudur. Zaman içinde bu konunun da açıklık kazanması söz konusudur.
İlk olarak bu uygulama ile Çin ekonomisi, piyasa ekonomisine biraz daha yakınlaşmış, daha öngörülebilir ve daha şeffaf bir yapı kazanmış olacaktır. Bu uygulamalar zaman içinde kamu yardımlarının rekabete uygunluğunu da gündeme getirecektir. Bu çerçevede bundan böyle Çin?e yönelik haksız rekabet suçlamaları muhtemelen daha azalmış olacak, Çin ekonomisinin dünya ekonomisi ile rekabetçi temelde bütünleşmesi şansı artmış olacaktır. Çin?deki bu uygulamanın uluslararası düzeyde kartel oluşumunu zorlaştıracağı da muhakkaktır. Çin?in rekabetçi piyasa ekonomisini güçlendirme konusunda attığı bu yeni adımın, dünyanın geri kalan kısmında giderek kuvvetlenen ve hızlanan rekabet politikası uygulamalarına yeni bir ivme kazandıracağı da muhakkaktır.
Kamu mülkiyetinin hala hakim mülkiyet rejimi olarak kabul edildiği ve yarım milyon kişinin çalıştığı bakanlıkların varlığını sürdürdüğü bir ülkede, bu adımla piyasa ekonomisine tam geçişin sağlandığını söylemek şüphesiz mümkün değildir. Ancak bu yeni gelişme ile Çin?de uygulanan ?sosyalist piyasa ekonomisi? modeli ile kapitalist piyasa ekonomisi biraz daha yakınlaşmış olmaktadır. Her halde Çin?in rekabet politikalarını uygulamadaki bu yeni atılımı, tüm dünyada rekabetçi piyasa düzenine geçişin sağlanması açısından önemli bir gelişme olarak değerlendirilebilir.
*Burada ifade edilen görüşler Rekabet Kurumu açısından bağlayıcı değildir.