personel maaş programı

Önemli Şirket Varlığı Satışında Genel Kurul Şartı

  • Konbuyu başlatan Konbuyu başlatan ferhat
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi

ferhat

Moderator
Forum Yönetimi
Üyelik
6 Haz 2005
Mesajlar
8,676
Konum
İSTANBUL


Yüksek Mahkeme, 13 Mayıs 2026 tarihli ve E.2025/226, K.2026/112 sayılı kararıyla iptal talebini oyçokluğuyla reddetti.

Başvuru Tapu İptal Ve Tescil Davasından Doğdu

Anayasa Mahkemesine başvuru, Alanya Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından yapıldı.

Başvuruya konu süreç, tapu iptali ve tescil talebiyle açılan bir davada başladı. Davaya bakan mahkeme, Türk Ticaret Kanunu’nun 408. maddesinin ikinci fıkrasının (f) bendinde yer alan düzenlemenin Anayasa’ya aykırı olduğu kanaatine vararak iptal ve yürürlüğün durdurulması talebinde bulundu.

İtiraz konusu düzenleme, anonim şirketlerde önemli miktarda şirket varlığının toptan satışını genel kurulun devredilemez görev ve yetkileri arasında sayıyor.

İptali İstenen Düzenleme Neyi Öngörüyor?

Türk Ticaret Kanunu’nun 408. maddesine göre anonim şirket genel kurulu, kanunda ve şirket esas sözleşmesinde açıkça öngörülen durumlarda karar alıyor.

Maddenin ikinci fıkrasında genel kurulun devredilemez görev ve yetkileri düzenleniyor. Bu görev ve yetkiler arasında “önemli miktarda şirket varlığının toptan satışı” da bulunuyor.

Buna göre anonim şirkete ait önemli miktardaki mal varlığının toptan satılabilmesi için genel kurul kararı alınması gerekiyor. Bu konuda karar verme yetkisi yönetim kuruluna veya başka bir şirket organına devredilemiyor.

“Önemli Miktarda Şirket Varlığı” Nasıl Belirleniyor?

Anayasa Mahkemesi kararında, şirket varlığının anonim şirketi oluşturan unsurların ekonomik değerini ifade ettiği belirtildi.

Türk Ticaret Kanunu’nda “önemli miktar” için sabit bir tutar, oran veya yüzde öngörülmüyor. Bir varlığın önemli miktarda şirket varlığı sayılıp sayılmayacağı somut olayın özelliklerine göre belirleniyor.

Kararda aktarılan Yargıtay uygulamasına göre değerlendirmede şu ölçütler dikkate alınıyor:

  • Satışa veya devre konu varlığın ekonomik değeri,
  • Varlığın şirketin tek mal varlığı olup olmadığı,
  • İşlemin şirketin asli faaliyetlerini yürütmesini imkânsız hâle getirip getirmeyeceği,
  • İşlemin şirketin faaliyetlerinin sona ermesine veya fiilen tasfiyesine yol açıp açmayacağı,
  • Varlığın şirketin toplam mal varlığı içindeki yeri ve önemi.
Bu nedenle her şirket ve işlem bakımından geçerli tek bir parasal sınır veya oran bulunmuyor.

Kural Yalnızca Satış İşlemlerini Mi Kapsıyor?

Anayasa Mahkemesi kararında yer verilen Yargıtay içtihatlarına göre düzenleme yalnızca doğrudan satış veya mülkiyetin devri sonucunu doğuran işlemler bakımından uygulanmıyor.

Yargıtay kararlarında önemli miktarda şirket varlığını konu alan bazı rehin sözleşmeleri, üst hakkı işlemleri ve kiracılık hakkının devrine ilişkin sözleşmeler için de genel kurul kararı alınması gerektiği kabul edildi.

İşlemin düzenleme kapsamında bulunup bulunmadığı; işlemin hukuki adıyla sınırlı kalınmadan, şirket varlığı ve şirket faaliyetleri üzerindeki sonucu dikkate alınarak değerlendiriliyor.

Genel Kurul Kararı Alınmazsa İşlem Geçersiz Sayılıyor

Anayasa Mahkemesi kararında aktarılan yargı uygulamasına göre önemli miktarda şirket varlığının genel kurul kararı alınmadan toptan satılması veya devredilmesi hâlinde işlem geçersiz sayılıyor.

Bu tür bir işlem hüküm ve sonuç doğurmadığı için işlemin tarafı olan üçüncü kişinin şirket varlığı üzerinde hak sahibi olması mümkün olmuyor.

Türk Ticaret Kanunu’nun 391. maddesinde de diğer şirket organlarının devredilemez yetkilerine giren veya bu yetkilerin devrine ilişkin yönetim kurulu kararlarının batıl olduğu düzenleniyor.

İptal Başvurusunda Hangi Gerekçeler İleri Sürüldü?

Başvuru kararında, önemli miktarda şirket varlığının satışı için genel kurul kararı aranmasının anonim şirketlerin idari ve ticari hareket serbestisini sınırladığı ileri sürüldü.

Başvuruda özetle şu iddialara yer verildi:

  • “Önemli miktar” kavramının sabit ve nesnel bir ölçüte bağlanmadığı,
  • Hangi işlemler için genel kurul kararı alınması gerektiğinin açık olmadığı,
  • Hukuki işlemlerin geçerli olup olmayacağının önceden belirlenmesinin güçleştiği,
  • Üçüncü kişilerin işlem konusu varlığın şirket açısından önemli olup olmadığını her zaman bilemeyeceği,
  • Genel kurul kararının arandığı işlemlerin geçersiz sayılmasının üçüncü kişilerin sözleşme özgürlüğünü etkilediği,
  • Genel kurul onayı alınmasının ticari işlemlerde gecikmeye, fırsat kaybına ve zarara neden olabileceği.
Bu gerekçelerle düzenlemenin hukuk devleti, temel hakların sınırlandırılması, mülkiyet hakkı, teşebbüs özgürlüğü ve sözleşme özgürlüğüne ilişkin anayasal güvencelere aykırı olduğu savunuldu.

AYM Mülkiyet Hakkı Ve Teşebbüs Özgürlüğünü İnceledi

Anayasa Mahkemesi, düzenlemenin şirketin mal varlığı üzerindeki tasarruf serbestisini etkilediğini belirledi. Bu nedenle kuralı mülkiyet hakkı ile teşebbüs özgürlüğü yönünden inceledi.

Mahkeme ayrıca genel kurul kararı alınmadan yapılan işlemin geçersiz sayılmasının işlemin tarafı olan üçüncü kişileri etkilediğini belirterek düzenlemeyi sözleşme özgürlüğü kapsamında da değerlendirdi.

Kararda, mülkiyet hakkı ile teşebbüs ve sözleşme özgürlüklerinin korunmasının yalnızca devletin müdahaleden kaçınmasını gerektirmediği belirtildi. Devletin bu hakların özel kişiler arasındaki ilişkilerde de etkili şekilde korunmasını sağlayacak hukuki tedbirleri almakla yükümlü olduğu kaydedildi.

Şirketin Ve Pay Sahiplerinin Korunması Amaçlanıyor

Anayasa Mahkemesi, önemli miktarda şirket varlığının genel kurul iradesi dışında satılması veya devredilmesinin şirketin varlığını ve faaliyetlerinin devamlılığını tehlikeye düşürebileceğini belirtti.

Kararda, şirket yönetiminin pay sahiplerinin yatırım değerini doğrudan etkileyebilecek işlemleri tek başına gerçekleştirmesinin önlenmesinin amaçlandığı ifade edildi.

Genel kurul kararı zorunluluğunun işlemi pay sahiplerinin denetimine tabi tuttuğu, böylece şirket varlığını ve pay sahiplerinin menfaatlerini koruduğu belirtildi.

AYM, bu düzenlemeyi mülkiyet hakkı ve teşebbüs özgürlüğünün korunmasına ilişkin devletin pozitif yükümlülükleri kapsamında alınmış bir tedbir olarak değerlendirdi.

Menfaatler Arasında Denge İncelendi

Anayasa Mahkemesi, düzenlemenin anayasallığını değerlendirirken üç grubun menfaatini dikkate aldı:

  • Şirket ve pay sahipleri,
  • Şirket yönetimini elinde bulunduran kişiler,
  • İşlemin tarafı olan üçüncü kişiler.
Mahkeme, genel kurul kararı zorunluluğunun şirket yönetiminin ticari faaliyetleri yürütme serbestisini ve şirket mal varlığı üzerindeki tasarruf yetkisini sınırlandırdığını kabul etti.

Bununla birlikte bu sınırlamanın, şirket varlığını ve pay sahiplerinin yatırım değerini koruduğu; şirket yönetiminin ticari faaliyet yürütme serbestisini bütünüyle ortadan kaldırmadığı sonucuna ulaştı.

Kural Belirli Ve Öngörülebilir Bulundu

Başvuruda “önemli miktar” kavramının belirsiz olduğu ileri sürülmesine rağmen Anayasa Mahkemesi düzenlemenin belirli ve öngörülebilir olduğuna karar verdi.

Mahkeme, bir şirket varlığının önemli miktar oluşturup oluşturmadığının her somut olayın özelliklerine göre belirlenebileceğini kaydetti.

Yargı kararlarında varlığın değeri, şirketin tek mal varlığı olup olmadığı, şirketin asli faaliyetleri üzerindeki etkisi ve işlemin fiilî tasfiyeye yol açıp açmayacağı gibi ölçütlerin kullanıldığına dikkat çekildi.

AYM, bu ölçütler ve yargısal uygulama dikkate alındığında genel kurul kararı alınması gereken işlemlerin kapsamının belirlenebileceği sonucuna vardı.

Üçüncü Kişilerin Durumu Da Değerlendirildi

Anayasa Mahkemesi, üçüncü kişilerin işlem konusu varlığın şirket açısından önemli olup olmadığını her durumda kesin biçimde belirleyemeyebileceğini kabul etti.

Bununla birlikte şirketin faaliyet alanı, piyasa hâkimiyeti ve ekonomik büyüklüğü gibi unsurların incelenmesiyle varlığın şirket bakımından taşıdığı önem derecesinin belirlenmesinin mümkün olduğu ifade edildi.

Mahkeme ayrıca geçersiz sözleşmenin tarafı olan üçüncü kişinin, sözleşmenin geçersiz olması nedeniyle uğradığı zararın giderilmesini talep etmesine engel bir düzenleme bulunmadığını belirtti.

Bu gerekçelerle kuralın şirket, pay sahipleri, şirket yönetimi ve üçüncü kişiler arasında makul bir denge kurduğu sonucuna ulaşıldı.

İptal Talebi Oyçokluğuyla Reddedildi

Anayasa Mahkemesi, önemli miktarda şirket varlığının toptan satışı için genel kurul kararı alınmasını zorunlu tutan düzenlemenin kişilere aşırı ve ölçüsüz bir külfet yüklemediğine karar verdi.

Kuralın Anayasa’nın devletin temel amaç ve görevlerine ilişkin 5. maddesine, mülkiyet hakkını düzenleyen 35. maddesine ve çalışma ile sözleşme özgürlüklerini güvence altına alan 48. maddesine aykırı olmadığı sonucuna varıldı.

Hukuk devleti ilkesine ilişkin 2. madde ile temel hakların sınırlandırılmasına ilişkin 13. madde yönünden ileri sürülen iddiaların diğer anayasal hükümler kapsamında değerlendirildiği belirtilerek bu maddeler yönünden ayrıca inceleme yapılmadı.

İptal talebi, Yıldız Seferinoğlu’nun karşıoyu ve oyçokluğuyla reddedildi. Karar metninde karşıoy gerekçesine yer verilmedi.

Yürürlüğün durdurulması talebi ise iptal talebinin reddedilmiş olması nedeniyle oybirliğiyle reddedildi.​

 
Üst