personel maaş programı

Personelden Alınan Senet Karşılığı Maaşından Kesinti Yapılması

  • Konbuyu başlatan Konbuyu başlatan melek11
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
Üyelik
6 Ocak 2013
Mesajlar
29
Konum
istanbul
Merhaba,
kasada çalışan personelin kasadan para aldığı tespit edildi ve kendisinden daha önce alınan seneti kabul ederek maaşından kesilmesini istedi . bordroya nasıl işlenmeli muhasebe kaydı nasıl olmalı
 
Merhaba,
kasada çalışan personelin kasadan para aldığı tespit edildi ve kendisinden daha önce alınan seneti kabul ederek maaşından kesilmesini istedi . bordroya nasıl işlenmeli muhasebe kaydı nasıl olmalı
Önce personelin hesabına borç, kasa hesabına alacak kaydı yapınız. Daha sonrada bordroda kesinti yaparak hesabını kapatabilirsiniz. Yada kayıtlarda göstermek istemiyorsanız, maaşını tam ödeyip borcunu elden tahsil edebilirsiniz.
 
Merhaba,
kasada çalışan personelin kasadan para aldığı tespit edildi ve kendisinden daha önce alınan seneti kabul ederek maaşından kesilmesini istedi . bordroya nasıl işlenmeli muhasebe kaydı nasıl olmalı

4857 sayılı İş Kanunu'nun 32 ve 38. maddeleri uyarınca:

Personelden alınan senet karşılığında maaştan tek taraflı kesinti yapılması yasal değildir. Ücretten yapılabilecek kesintiler kanunda açıkça sayılmıştır (vergi, SGK primi, nafaka, icra vb.) Senet borcu, kanunda sayılan otomatik kesinti nedenleri arasında yer almaz. Bu nedenle işveren, elinde senet olsa bile maaştan kendiliğinden kesinti yapamaz.

İeride mahkeme sorunları yaşamamak adına işçinin yazılı ve açık rızası olduğuna dair bir tutanak tutulmalıdır. Zira çalışan maaşımdam rızam olmadan kesinti yapıldı diye dava açabilir yarın bir gün.
 
Merhaba,
kasada çalışan personelin kasadan para aldığı tespit edildi ve kendisinden daha önce alınan seneti kabul ederek maaşından kesilmesini istedi . bordroya nasıl işlenmeli muhasebe kaydı nasıl olmalı

@bulent249
arkadaşımızın yorumuna katılyorum. Kasadan alının parayı "Avans Olarak" nitelendirmişsiniz anladığım kadarıyla bu nedenle konunun başka yönlerini irdelemiyorum.

Avans olarak nitelendirildiğine göre önerilen maddeyi yaparken Damga Vergisi kesintisini yapmak zorundasınız özellikle hatırlatırım. Peşin ödeme yada borç vermede bu durum esastır.

@Vaudeville

İş yasasının her iki maddesini de çok yanlış yorumlamışsınız;

32. Madde "Ücret ve ücretin ödenmesi" başlığını taşıyor. Sizin bahsettiğiniz kesintiler ise ( İş yasasının bu maddesi uyarınca ) Vergi Ve SGK yasalarında tarif edilmiş, ücret avansı ve kesinti şekilleri de bu yasalarda tanımlanmıştır.

38. madde ise;
Ücret kesme cezası
Madde 38 - İşveren toplu sözleşme veya iş sözleşmelerinde gösterilmiş olan sebepler dışında işçiye ücret kesme cezası veremez.
Yani bu olayda bir cezai müeyyide yok sadece borcun tahsili var.

Ancak konunun başka boyutları var.

Kasadan alınan bedelin avans olarak kabul edildiği halde bazı sınırlamalar var, konu iş yasasını değil önce Borçlar yasasının 406. maddesini ilgilendiriyor. "....belli şartların varlığı halinde işverenin işçiye avans vermekle yükümlü olduğu düzenlenmiştir. Buna göre, işçinin zorunlu bir ihtiyacının ortaya çıkması ve işverenin mali durumunun bu ödemeyi yapmaya uygun olması halinde işveren, işçisine hizmetiyle orantılı olarak avans ödemesi yapmak zorundadır."

Yargıtaya göre ise; " avans tutarının işçinin aylık ücretini aşmaması gerekmektedir. Aynı Yargıtay kararlarına göre, işçiye aylık ücretinin üzerindeki bir tutarın ödenmesi avans olarak değerlendirilmemekte ve işçiye yapılan bu nitelikteki ödemeler borç/kredi olarak tanımlanmaktadır."

Kısaca tutar aslında başlıca bir sorun çünkü karz ( borç verme ) sayılıyor ki bu ciddi bir sıkıntı yaratabilir. Bu da TBK 386 kapsamındadır. Ancak borç belirli bir faiz veya menfaat karşılığı verilmeyeceğinden burada karz yorumu kapsam dışı kalabilir.

Borcun iadesinin de İş yasasının 37. maddesi gereklerinin yerine getirilerek sürdürülmesi esastır. "....vergi, sigorta primi, avans mahsubu, nafaka ve icra gibi her çeşit kesintilerin ayrı ayrı gösterilmesi..." Avans kesintisinin ücret bordrosunda gösterilmesi gerekir.

Kesinti miktarını da irdeleyelim. Yasalarda ücretten yapılacak kesinti konusunda bir karine var elimizde, oda işçinin ücretine gelen haciz durumudur ki buda % 25 oranıyla sınırlıdır. Bu oranın böyle bir kesinti için esas alınması gerekir görüşündeyim.

"İş Kanununun “Ücretin Saklı Kısmı” başlıklı 35. maddesi; “İşçilerin aylık ücretlerinin dörtte birinden fazlası haczedilemez veya başkasına devir ve temlik olunamaz."
 
@bulent249
arkadaşımızın yorumuna katılyorum. Kasadan alının parayı "Avans Olarak" nitelendirmişsiniz anladığım kadarıyla bu nedenle konunun başka yönlerini irdelemiyorum.

Avans olarak nitelendirildiğine göre önerilen maddeyi yaparken Damga Vergisi kesintisini yapmak zorundasınız özellikle hatırlatırım. Peşin ödeme yada borç vermede bu durum esastır.

@Vaudeville

İş yasasının her iki maddesini de çok yanlış yorumlamışsınız;

32. Madde "Ücret ve ücretin ödenmesi" başlığını taşıyor. Sizin bahsettiğiniz kesintiler ise ( İş yasasının bu maddesi uyarınca ) Vergi Ve SGK yasalarında tarif edilmiş, ücret avansı ve kesinti şekilleri de bu yasalarda tanımlanmıştır.

38. madde ise;
Ücret kesme cezası
Madde 38 - İşveren toplu sözleşme veya iş sözleşmelerinde gösterilmiş olan sebepler dışında işçiye ücret kesme cezası veremez.
Yani bu olayda bir cezai müeyyide yok sadece borcun tahsili var.

Ancak konunun başka boyutları var.

Kasadan alınan bedelin avans olarak kabul edildiği halde bazı sınırlamalar var, konu iş yasasını değil önce Borçlar yasasının 406. maddesini ilgilendiriyor. "....belli şartların varlığı halinde işverenin işçiye avans vermekle yükümlü olduğu düzenlenmiştir. Buna göre, işçinin zorunlu bir ihtiyacının ortaya çıkması ve işverenin mali durumunun bu ödemeyi yapmaya uygun olması halinde işveren, işçisine hizmetiyle orantılı olarak avans ödemesi yapmak zorundadır."

Yargıtaya göre ise; " avans tutarının işçinin aylık ücretini aşmaması gerekmektedir. Aynı Yargıtay kararlarına göre, işçiye aylık ücretinin üzerindeki bir tutarın ödenmesi avans olarak değerlendirilmemekte ve işçiye yapılan bu nitelikteki ödemeler borç/kredi olarak tanımlanmaktadır."

Kısaca tutar aslında başlıca bir sorun çünkü karz ( borç verme ) sayılıyor ki bu ciddi bir sıkıntı yaratabilir. Bu da TBK 386 kapsamındadır. Ancak borç belirli bir faiz veya menfaat karşılığı verilmeyeceğinden burada karz yorumu kapsam dışı kalabilir.

Borcun iadesinin de İş yasasının 37. maddesi gereklerinin yerine getirilerek sürdürülmesi esastır. "....vergi, sigorta primi, avans mahsubu, nafaka ve icra gibi her çeşit kesintilerin ayrı ayrı gösterilmesi..." Avans kesintisinin ücret bordrosunda gösterilmesi gerekir.

Kesinti miktarını da irdeleyelim. Yasalarda ücretten yapılacak kesinti konusunda bir karine var elimizde, oda işçinin ücretine gelen haciz durumudur ki buda % 25 oranıyla sınırlıdır. Bu oranın böyle bir kesinti için esas alınması gerekir görüşündeyim.

"İş Kanununun “Ücretin Saklı Kısmı” başlıklı 35. maddesi; “İşçilerin aylık ücretlerinin dörtte birinden fazlası haczedilemez veya başkasına devir ve temlik olunamaz."

2017 yılında biz de karşılaştık senede istinaden yapılan maaş kesintisi sonucu, bilirkişi raporu ve mahkeme kararı sonucunda ilgili senedin icra yolu ile tahsil edilmesi gerektiği, maaşından kesilemeyeceği, bu sebeple işveneri değil işçiyi haklı bulmuştu. kanunda yazanlara çok aldanmayın daha mahkemede haklı çıkan işverene pek denk gelmedim.
 
2017 yılında biz de karşılaştık senede istinaden yapılan maaş kesintisi sonucu, bilirkişi raporu ve mahkeme kararı sonucunda ilgili senedin icra yolu ile tahsil edilmesi gerektiği, maaşından kesilemeyeceği, bu sebeple işveneri değil işçiyi haklı bulmuştu. kanunda yazanlara çok aldanmayın daha mahkemede haklı çıkan işverene pek denk gelmedim.

Dava içeriğini bilemem, senetten için yapılan kesintinin sebebini de bilemem bu yüzden bu açıklamanıza katılmam mümkün değil. Senedin icra yolu ile tahsili de aslında benzer sonucu doğurur, bu karar biraz usul/şekil hükmü gibi duruyor. Yukardaki meseleyi çok bağlamıyor.

Senedin imza ve düzenleme şekli de ayrı bir konu, yukarda yaptığım açıklamalar çok daha fazlasını ekleyebilirim. AMa yeteri kadar detay verdiğimi düşünerek konuyu özellikle, "Kasadan alının parayı "Avans Olarak" nitelendirmişsiniz anladığım kadarıyla" cümlesiyle de sınırlandırdım.

Senedin bir teminat ödemenin de bir zapta dayalı olduğunu düşünün. Daha çok ayrıntıya gitmeyeyim.

Mahkeme birçok işvereni haklı bulan mahkeme sonucu biliyorum, bunlar kazanılırken yapılan işlemlerin tamamı usulüne uygundu çünkü, umarım birgün sizde görürsünüz.
 
Dava içeriğini bilemem, senetten için yapılan kesintinin sebebini de bilemem bu yüzden bu açıklamanıza katılmam mümkün değil. Senedin icra yolu ile tahsili de aslında benzer sonucu doğurur, bu karar biraz usul/şekil hükmü gibi duruyor. Yukardaki meseleyi çok bağlamıyor.

Senedin imza ve düzenleme şekli de ayrı bir konu, yukarda yaptığım açıklamalar çok daha fazlasını ekleyebilirim. AMa yeteri kadar detay verdiğimi düşünerek konuyu özellikle, "Kasadan alının parayı "Avans Olarak" nitelendirmişsiniz anladığım kadarıyla" cümlesiyle de sınırlandırdım.

Senedin bir teminat ödemenin de bir zapta dayalı olduğunu düşünün. Daha çok ayrıntıya gitmeyeyim.

Mahkeme birçok işvereni haklı bulan mahkeme sonucu biliyorum, bunlar kazanılırken yapılan işlemlerin tamamı usulüne uygundu çünkü, umarım birgün sizde görürsünüz.

sayın @ksimkesyan dava içeriği olayın neredeyse aynısıydı, çalışan şirket kasa/bankasından kendi zimmetine kurum bilgisi dahilinde olmadan para transfer etmek, geçirmekti. ortaya çıktıktan sonra şahıs parayı geri ödeyeceğine dair söz vererek, maaşından kesilmesini de kabul ederek senet imzaladı. daha sonra çalışanın maaşından tahsil edilmesine rağmen sonrasında gidip dava açtı ve davayı kazandı. yani adam hem suçlu hem güçlü oldu. gerekçeli karar da dediğim gibi bunu dava/icra yolu ile tahsil edilmesi gerektiğiydi.

yani ben sadece geçmişte başımızdan geçen ve şahit olduğum bir olayı anlatıyorum o kadar.
 
sayın @ksimkesyan dava içeriği olayın neredeyse aynısıydı, çalışan şirket kasa/bankasından kendi zimmetine kurum bilgisi dahilinde olmadan para transfer etmek, geçirmekti. ortaya çıktıktan sonra şahıs parayı geri ödeyeceğine dair söz vererek, maaşından kesilmesini de kabul ederek senet imzaladı. daha sonra çalışanın maaşından tahsil edilmesine rağmen sonrasında gidip dava açtı ve davayı kazandı. yani adam hem suçlu hem güçlü oldu. gerekçeli karar da dediğim gibi bunu dava/icra yolu ile tahsil edilmesi gerektiğiydi.

yani ben sadece geçmişte başımızdan geçen ve şahit olduğum bir olayı anlatıyorum o kadar.
@Vaudeville

a) Bu durumu tespit eden bir tutanak hazırlayıp konuyu bilen iki kişi ile de imza altına alıp tespit yaptınızmı,
d) Bu tespitte senetle ilgili bilgi yazıp örneğin bunu ayrıca teminat olarak aldığınızı belirten bir kayıt yaptınızmı
c) Senet için en azından arkasına, borç karşılığı teminat olarak alındığını belirten bir yazı yazıp onu da imzalattınızmı.

Bunlar bu gibi işlemlerde ihmal edilmemesi gereken adımlardır, yukardaki 3 madde sadece örneklerdi. "Konunun başka yönlerini irdelemiyorum" derken bu ve benzeri usulleri kastediyordum.

Benzer kuralları uygulasaydınız, borç kısım kısım tahsil edilecek, aksaklık olsa senet o zaman icra kanalıyla tahsile gidilecekti, Yine de bu yazdıklarımı tam anlamıyla bir değerlendirme olarak anlamak için bilirkişi raporu ve mahkeme kararını kendisini de bilmem gerekir. Beni karar değil bu karar sebep olan gerekçeler ve bilirkişi raporunun içeriğidir.
 
@Vaudeville

a) Bu durumu tespit eden bir tutanak hazırlayıp konuyu bilen iki kişi ile de imza altına alıp tespit yaptınızmı,
d) Bu tespitte senetle ilgili bilgi yazıp örneğin bunu ayrıca teminat olarak aldığınızı belirten bir kayıt yaptınızmı
c) Senet için en azından arkasına, borç karşılığı teminat olarak alındığını belirten bir yazı yazıp onu da imzalattınızmı.

Bunlar bu gibi işlemlerde ihmal edilmemesi gereken adımlardır, yukardaki 3 madde sadece örneklerdi. "Konunun başka yönlerini irdelemiyorum" derken bu ve benzeri usulleri kastediyordum.

Benzer kuralları uygulasaydınız, borç kısım kısım tahsil edilecek, aksaklık olsa senet o zaman icra kanalıyla tahsile gidilecekti, Yine de bu yazdıklarımı tam anlamıyla bir değerlendirme olarak anlamak için bilirkişi raporu ve mahkeme kararını kendisini de bilmem gerekir. Beni karar değil bu karar sebep olan gerekçeler ve bilirkişi raporunun içeriğidir.

Söylediklerinizin hepsi yapıldı hatta bu işlemler yapılırken video kaydı bile çekildi. Ancak sonra ilgili şahıs baskı ve tehdit altında zorla imzalattılar, diye şikayet ediyor 8 sene geçti hala dava sonuçlanmadı.
 
Üst