Tazminat Hakkı

Üyelik
10 Eyl 2010
Mesajlar
41
Konum
Eskişehir
Merhabalar,
Abim 14 yıldır aynı iş yerinde çalışıyor ve halen neredeyse asgari ücret düzeyinde maaş alıyor.
İşe 2001 yılında girdi bu tarihten öncede çalışıyordu. 1990 yılından bu yana çalıştığı yerler tarafından sigortası ödeniyor.

Şuan işten ayrılmak gibi bir düşüncesi var fakat tazminat konusunda bilgimiz olmadığı için bir karar veremiyoruz. Eşi var çocuğu var.

Şu koşullarda işten kendi isteği ile ayrılırsa tazminat alması mümkün mü?
2001 den bu yana asgari ücret düzeyinde maaş alıyor. Tazminat mümkünse ne kadar alabilir.
Birde tazminat taksit taksit ödenebilir gibi birşey duydum ama doğrumudur?

Hangi şartlarda tazminatı yanmadan işten ayrılabilir. Bilgi verebilirseniz çok makbule geçecek. İyi çalışmalar.
 

merkür2

Tanınmış Üye
Üyelik
27 Tem 2012
Mesajlar
5,295
Konum
Manisa
istifa ederek ayrılır ise tazminat alamaz. İş kanunda tanımlanan haklı nedenle feshi gerektirecek bir nedenle işten ayrılır ise alabilir. Ödemede konusunda kanunda taksit uygulaması yok. Ama çalışanlar parayı kurtarabilmek için razı gelebiliyor.
 
Üyelik
10 Eyl 2010
Mesajlar
41
Konum
Eskişehir
istifa ederek ayrılır ise tazminat alamaz. İş kanunda tanımlanan haklı nedenle feshi gerektirecek bir nedenle işten ayrılır ise alabilir. Ödemede konusunda kanunda taksit uygulaması yok. Ama çalışanlar parayı kurtarabilmek için razı gelebiliyor.

öncelikle yanıtınız için teşekkür ederim.
kanunda geçen maddelere ulaşabileceğim bir sayfa var mı acaba.
 

şeref aydemir

Tanınmış Üye
Üyelik
25 Kas 2011
Mesajlar
4,862
Konum
ankara
sn.hhmercan
sn.Keremcem beyin ifade ettiği husus,belirttiğim Kanun maddesi ile atıfda bulunulan sgk mevzuatı çerçevesinde;
08.09.1999 tarihinden önce sgortalı olup,yaş dışında 15 yıl sgortalılık süresi ve 3600 gün prim gün sayısını tamamlayanların,kanunca sağlanmış bu hakka bağlı olarak,işyerinden ayrılmaları halinde kıdem tazminatı ödenecektir.
Eğer ilgili bu şartlara haiz ise önce bu durumu belgeleyen bir yazıyı SGK dan alarak, işverene ibraz etmesi gerekir,bu yazı olmadan bu yönde işlem yapılamaz.
 
Üyelik
10 Eyl 2010
Mesajlar
41
Konum
Eskişehir

Mülga 1475/14 cü maddenin 1 ci fıkrası(5 ci bendi)

sn.hhmercan
sn.Keremcem beyin ifade ettiği husus,belirttiğim Kanun maddesi ile atıfda bulunulan sgk mevzuatı çerçevesinde;
08.09.1999 tarihinden önce sgortalı olup,yaş dışında 15 yıl sgortalılık süresi ve 3600 gün prim gün sayısını tamamlayanların,kanunca sağlanmış bu hakka bağlı olarak,işyerinden ayrılmaları halinde kıdem tazminatı ödenecektir.
Eğer ilgili bu şartlara haiz ise önce bu durumu belgeleyen bir yazıyı SGK dan alarak, işverene ibraz etmesi gerekir,bu yazı olmadan bu yönde işlem yapılamaz.

aydınlatıcı bilgileriniz için çok teşekkür ederim. sigorta başlangıcı belirtilen tarih öncesinde olmasında ötürü kıdem tazminatına hak kazanmış çalışmış olduğu iş yerinden 14 yıllık hizmeti karşılığı olan tazminatını alabilir durumda.

Son olarak şuan çalıştığı iş yerinin durumu da sallantıda, kapanabilir. İstifa değilde iş yeri kapanır ve mecburen işten ayrılırsa, madden herhangi bir avantajı olurmu?
 

keremcem

Fenomen Üye
Üyelik
5 Ara 2007
Mesajlar
5,979
Konum
izmir
İşyerinin kapanması da ( işin son bulması) kıdem tazminatı almaya hak kazandırır, ancak kapanmış bir işyerinden hak kazanılmış bile olsa, karşıda muhatap bulunamayacğı için alacağı alabilmek çok zor hatta çoğu zaman imkansızdır
 
Üyelik
10 Eyl 2010
Mesajlar
41
Konum
Eskişehir
İşyerinin kapanması da ( işin son bulması) kıdem tazminatı almaya hak kazandırır, ancak kapanmış bir işyerinden hak kazanılmış bile olsa, karşıda muhatap bulunamayacğı için alacağı alabilmek çok zor hatta çoğu zaman imkansızdır

İş yeri mali sebeplerden ötürü kapanmayacak. Eğer kapanırsa tabi kesin değil şuan. İş yeri sahibi de o tarzda bir adam değil. Yani o açıdan problem yok ama iş yerinin kapanmasını beklemeninde bir anlamı yok anladığım kadarı ile. Her türlü aynı oranda ödeme yapılacak galiba.
 

şeref aydemir

Tanınmış Üye
Üyelik
25 Kas 2011
Mesajlar
4,862
Konum
ankara
Evet.
Bu olayda en uygun/doğru seçenek,yukarıda belirttiğimiz nokta üzerinden sonuç almaktır.
Madem "sallantı"sözkonusu,bu takdirde biraz da acele etmekte yarar var.:)
Belirttiğimiz olayda"istifa"durumu sözkonusu değildir.İşcinin kendi istek ve iradesiyle Kanunen sağlanan bir hakkı kullanması durumu sözkonusudur.
 
Üyelik
10 Eyl 2010
Mesajlar
41
Konum
Eskişehir
Evet.
Bu olayda en uygun/doğru seçenek,yukarıda belirttiğimiz nokta üzerinden sonuç almaktır.
Madem "sallantı"sözkonusu,bu takdirde biraz da acele etmekte yarar var.:)
Belirttiğimiz olayda"istifa"durumu sözkonusu değildir.İşcinin kendi istek ve iradesiyle Kanunen sağlanan bir hakkı kullanması durumu sözkonusudur.

çok teşekkür ederim. biran evvel sgk ya başvuralım :)
 
Üyelik
27 Şub 2015
Mesajlar
1
Konum
trabzon
merhabalar benım ıkı sorum olacak bunların cevabına baglı olarak da 5 madde halınde sorularım olacak yardımcı olabılırsenız sevınırım

1.si hakım bılırkısı rapolarının sonucuna goremı hareket eder
2.si hakım en fazla kacdefa bılırkısı raporuna basvurabılır
3.sü birinci bilirkişi de ben haklı bulundum ıkıncı bılırkısıde de ben haklı bulundum ve ıkısınde de hesaplamalar yapıldı
ancak 3.cu bılırkısı raporu benden deıl de karsı tarafı haklı buldu tutulan tutanaklara dayanarak
sımdı tutulan tutanaklar ben ısten ayrıldıktan sonra tutuldugunu sahıtlerle kanıtladım ancak hakım tarafından ınandırıcı gelmedı sanırım kı ıkıncı ve ucuncu bılırkısıye yolladı kanunlara gore tutanak tutulan kısının savunması alınması gerekmıyormu ve de uyarı yapıldıgına daır bır belge olması gerekmıyormu
ve bunu bır bılırkısı nasıl hesaba katmadan karsı tarafı haklı bulabılıyor
 

şeref aydemir

Tanınmış Üye
Üyelik
25 Kas 2011
Mesajlar
4,862
Konum
ankara
Merhaba

1.hakim illaki b.kişi raporuna göre kanaat kullanmaz ama tabi ki önem verir,dikkate alır ve b.kişi raporları dava sürecine artı katkı sağlar.
2.sınır olduğunu sanmıyorum ama ekseriyetle 1 veya 2, sizinki gibi ihtiyac duyması halinde 3 de olabilmektedir,genelde 3 pek geçmiyor,bu noktada dava sürecinde tarafların itiraz ve iddiaları gibi sebeblerle fazlalık olabilir.
3.karşı tarafı haklı bulmuş olabilir(hakim bunu da gördü veya görecek)tutanak noktasında,olayı tam bilemediğim için kesin bir şey diyemiyorum ama savunma alınmasının gerekip/gerekmemesi, tutanak tutulan olayın seyri ve tutanağın içeriğine göre değişiklik arzedebilir,diğer taraftan vakti zamanında tutulmuş ise gereği neden zamanında yapılmamış,yapılmış ise nasıl yapılmış,sonradan tutulmuşsa tabiri caizse "alicengiz oyunu"olup olmadığı noktaları diikkate alınır/alınacak.Eğer bu tutanağın içeriği savunma alınmasını gerektiriyorsa "evet"savunması istenir,uyarı cezasının verilmesi de gerekiyorsa buda verilir/verilebilir ve aynı zamanda bu işlemler yazılı olarak yapılmalı,imza kaşılığı tebliğ edilmiş olmalı.
 
Üst