Size Güzel Bir Fıkra. Umarım Beğenirsiniz.

Üyelik
6 Nis 2007
Mesajlar
30
Dursun ile temel gezerlerken hastanenin önünden geçiyorlarmış temel parmağındaki kesik için hastaneye gitmek istemiş dursun dışarıda beklemiş.neyse temel girmiş hastaneye iki kapıda yazı var 1. hasta yatış 2. pansuman . pansumana yazana girmiş, orda da iki kapı 1.kanamalı yaralar 2.kanamasız yaralar kanamasız yaralara girmiş, orda da 2 yazılı kapı daha 1.kemik yaraları 2.et yaraları et yaralarına giriyor, orda 2 yazı daha 1. dereceden kesikler 2. dereceden kesikler bu 1. dereceden kesikler yazan kapıdan girmiş . neyse orda da 2 kapı daha 1.önemli 2.önemsiz. Temel önemsizi seçiyo bi bakıyo dışarı çıkmış ve dursun orda. dursun soruyor temel hemen geldin demek ki hemen pansuman edebildiler elleri çabuk .temel yok dursun pansuman ettiremedim elleri hızlı değil ama organizasyon süper :D
 

Cemil

Katkı Sunan Üye
Üyelik
12 Nis 2006
Mesajlar
296
Konum
istanbul
Ynt: Size Güzel Bir Fıkra. Umarım Beğenirsiniz.

Eline Sağlık Süper
 
Üyelik
7 Haz 2005
Mesajlar
2,171
Konum
İstanbul
Ynt: Size Güzel Bir Fıkra. Umarım Beğenirsiniz.

TULAYALBAYRAK53 ' Alıntı:
temeli askerde komutanı sözlü sınav yapar. sınavda sorar temel islamın şartı kaçtır. temel de 40 gomutanım der. komutanda tabi bir güzel tekme tokat döver temeli yaka paça odadan dışarı atar. temelin bu durumunu gören dursun. ula hayurdur temel nedur bu halun. ne oldi sana niye dayak yedun. hiç sorma dursun der gomutan bana islamun şartı kaç diye sordu benda 40 dedum. bu yüzden dayak yedum. dursun olurmi temel gidup gomutanun elini ayağini öpüp özür dileman lazum. islamun şarti beşdur. manyakmısun ula der temel kirki kabul etmeyen adam beşi kabul edermi.


Her fıkra için yeni başlık açmadan, tüm fıkraları bu başlık altında toplayalım.
 
Üyelik
7 Haz 2005
Mesajlar
2,171
Konum
İstanbul
Ynt: Size Güzel Bir Fıkra. Umarım Beğenirsiniz.

murat genç ' Alıntı:
Karıkoca birlikte tatile çıkarlar. Gittikleri yerde kamp kurarlar.
Tatillerinin ikinci gününün aksamı güzel bir yemek yiyip uykuya dalarlar.
Birkaç saat sonra kadın uyanır ve kocasını da uyandırır.
Adam uyku sersemidir;güzel bir rüyadan uyandırıldığı için de biraz kızgındır:

"Ne oldu? Ne istiyorsun?" diye sorar.

"Yukarıya bak ve bana ne gördüğünü söyle."

Adam gökyüzüne bakar ve cevap verir:

-"Bunun için mi uyandırdın beni?. Baktım işte.

Bir sürü yıldız görüyorum, ışıl ışıl parlayan milyonlarca yıldız."

Karısı tekrar sorar:

"Peki, bu sana neyi gösteriyor? "

Artık iyice uykusu kaçan adam biraz düşünür ve cevap verir:

"Teolojik olarak Yaradanın kudretini ve kendi acizliğimizi görüyorum.

Felsefi olarak, evrenin sonsuzluğunu ve onun karşısındaki önemsizliğimizi görüyorum.

Astronomik olarak galaksilerin, yıldızların, gezegenlerin varlığını görüyorum.

Yıldızların konumuna bakarak saatin 3 olduğunu görüyorum.

Meteorolojik olarak da bugün havanın çok güzel olacağını görüyorum.

Niye sordun bunu bana? Sana neyi gösteriyor?"

"Necati, çadırımızı çalmışlar..üstümüzdeki çadır.. onu çalmışlar.. yok.. görmüyor musun
 
Üyelik
7 Haz 2005
Mesajlar
2,171
Konum
İstanbul
Ynt: Size Güzel Bir Fıkra. Umarım Beğenirsiniz.

murat genç ' Alıntı:
Mafya babası haraclarını toplaması için yeni bir tetikçi
buldu.

seçtigi
adam sağır ve dilsizdi.

Çünkü baba, bu tetikçi
yakalanırsa polise
fazla bir
şey anlatması mümkün olamaz, diye düşünüyordu.

Baba, bir gün
ödemelerin
geciktiğini fark etti ve tetikçiyi odasına
çağırdı, bir de işaret
dilini
bilen tercüman buldular.

Tercüman işaretle sordu:

- "Para nerede?"

Sağır
dilsiz işaretle yanıt verdi:

- "Ne parası? Benim paradan maradan haberim yok.

Neden bahsettiginizi anlamıyorum.

" Tercüman tercüme etti:

"Neden bahsettiğinizi anlamıyormuş.

" Baba
38'liği koltuk altından
çekip
sağır dilsizin beyninedayadı:

"Şimdi sor bakalım, para nerede.

" Tercüman
işaretle sordu:

- "Para nerede?" Sağır
dilsiz kan ter içinde isaretle yanıt verdi:

"Şehir merkezindeki parkta, büyük heykelin
olduğu kapıdan girince
soldan
3. ağacınn kovuğunda yüz bin dolar var."

"Ne söyledi?" dedi Baba.

Tercüman yanıtladı:

"Dedi ki, hala neden bahsettiğinizi
anlamıyormuş, ayrıca o tetiği
çekmek
de biraz hüner istermiş
 
Üyelik
7 Haz 2005
Mesajlar
2,171
Konum
İstanbul
Ynt: Size Güzel Bir Fıkra. Umarım Beğenirsiniz.

murat genç ' Alıntı:
Bir Amerikali, bir Ingiliz ve bir Irakli kahvede oturmus cay iciyorlar.Amerikali cayini bitirince bardagi havaya firlatmis, silahini cikarip bardaga ates edip parcalamis: "Bizde bardaklar o kadar ucuzdur ki biz Amerika'da ayni bardakla iki kere cay icmeyiz" Ingiliz de bunun uzerinecayini bitirip bardagi havaya firlatmis ve ates ederek bardagi parcalamis: "Bizim Ingiliz kumsallarinda bardak yapacak cam icin o kadar cok kumsal vardir ki, ayni bardakla iki kere cay icmeyiz" Bunun uzerine Irakli da cayini bitirmis, bardagi havaya firlatmis, silahini cekip Amerikali ve Ingilizi vurup oldurmus"Bagdat'ta bu Ingiliz ve Amerikalilardan o kadar cok var ki, biz ayni adamlarla oturup iki kere cay icmeyiz..."
 
Üyelik
10 Haz 2005
Mesajlar
158
Ynt: Size Güzel Bir Fıkra. Umarım Beğenirsiniz.

Kadının biri, 46 yasındayken kalp krizi geçiriyor ve hastaneye kaldırılıyor. Ameliyat masasındayken, ölüme yakın, birden bir hayal görüyor.
Azrail?i görüyor ve soruyor:
"Benim saatim geldi mi?"
Azrail cevap veriyor:
"Hayır, senin daha 43 sene, 2 ay ve de 8 günün var".
Narkozdan uyandığında, estetik yaptırmaya karar veriyor.
Yüzünü gerdirttiriyor, dudaklarını doldurtturuyor ve de göğüslerini düzelttiriyor.
Kısacası: "yeniden doğmuş gibi" daha uzun bir süre yaşayacağını bildiği için şimdi, o kadar ameliyatın değdiğini düşünüyor.
Son ameliyattan sonra, hastaneden tamamen yeni bir insan gibi çıkıyor.
Karşıdan karşıya geçerken de, ambulans çarpıyor ve ölüyor.
Öte alemde Azrail?e soruyor:
"40 seneden daha fazla yaşayacağımı sanıyordum! Neden o zaman bana o
ambulansın çarpmasını sağlayıp, beni öldürttün?"
Azrail?in cevabı: "Kız ben seni hiç tanıyamadım."
 
Üyelik
10 Haz 2005
Mesajlar
158
Ynt: Size Güzel Bir Fıkra. Umarım Beğenirsiniz.

Hırsız, gecenin yarısında bir eve girer. Karanlık koridorda, yaktığı
küçük el fenerinin ışığında ilerlerken bir ses duyar,
"İSA SENİ İZLİYOR!" Şaşkınlık ve korkuyla etrafına bakınan
hırsız, bir yandan da evdeki değerli şeyleri aramaya devam
eder. Tekrar ayni sesi duyar, "İSA SENİ İZLİYOR!" Bu kez
hırsız elindeki feneri çevrede gezdirmeye baslar ve bir papağan
görür. "Bunu sen mi söyledin?" diye papağana sorar.
Papağan, "Evet, yalnızca seni uyarmak için" der.
Hırsız, "Ne ! beni uyarmak mı! kimsin sen ? Adın ne senin ?"
Papağan, "Musa" diye cevap verir.
"Musa !" der hırsız, "Hangi salak bir papağana Musa adını koyar ki !?"
Papağan cevap verir, "Bilmiyorum ama arkanda duran
Dobermana 'isa' adını veren salak olabilir....
 
N

NİSAN123

Ziyaretçi
Ynt: Size Güzel Bir Fıkra. Umarım Beğenirsiniz.

Tuareq ' Alıntı:
Kadının biri, 46 yasındayken kalp krizi geçiriyor ve hastaneye kaldırılıyor. Ameliyat masasındayken, ölüme yakın, birden bir hayal görüyor.
Azrail?i görüyor ve soruyor:
"Benim saatim geldi mi?"
Azrail cevap veriyor:
"Hayır, senin daha 43 sene, 2 ay ve de 8 günün var".
Narkozdan uyandığında, estetik yaptırmaya karar veriyor.
Yüzünü gerdirttiriyor, dudaklarını doldurtturuyor ve de göğüslerini düzelttiriyor.
Kısacası: "yeniden doğmuş gibi" daha uzun bir süre yaşayacağını bildiği için şimdi, o kadar ameliyatın değdiğini düşünüyor.
Son ameliyattan sonra, hastaneden tamamen yeni bir insan gibi çıkıyor.
Karşıdan karşıya geçerken de, ambulans çarpıyor ve ölüyor.
Öte alemde Azrail?e soruyor:
"40 seneden daha fazla yaşayacağımı sanıyordum! Neden o zaman bana o
ambulansın çarpmasını sağlayıp, beni öldürttün?"
Azrail?in cevabı: "Kız ben seni hiç tanıyamadım."

çok süper bir fıkra. ;D
 
Üyelik
10 Haz 2005
Mesajlar
158
Profesör ve Öğrenci

Üniversite yemekhanesine giren bir öğrenci tüm yerler dolu olduğundan gidip profesörünün oturduğu masaya oturmuş. Profesör kaşlarını çatarak: " Öküzler ve kuşlar aynı masada oturamaz!" Öğrenci: "O zaman ben uçuyorum..." Profesör cevaba cok sinirlenmiş, sınavda öğrenciye takmış ve sınavını başarısız geçmesi için elinden geleni yapmış. Yalnız sınavda öğrenci tüm soruları mükemmel bir şekilde cevaplamış. Profesör öğrenciye: Sana son bir soru soracağım demiş. Yolda yürürken iki torba bulduğunu hayal et, birinde akıl var, diğerinde ise para var. Hangi çuvalı alırsın? Ögrenci: "Para olan çuvalı seçerdim..." Profesör: "Ben akıl olan çuvalı seçerdim..." Öğrenci:"Normal! Herkes kendinde ne eksikse onu seçer... Profesör çok sinirlenmiş, ögrencinin not defterini alıp içine "öküz" yazmış. Ögrenci nota bakmadan odadan cıkmış. Bir dakika sonra ögrenci kapıyı aralamış : "Sayın profesör, imzanızı atmışsınız, fakat notumu yazmayı unutmuşsunuz." demiş.
 

ZİNDAN

Moderator
Forum Yönetimi
Üyelik
6 Eyl 2006
Mesajlar
7,300
Konum
İstanbul
Bir tanede benden olsun.Ben güldüm, sizinde güleceğinizden eminim :)

Hintli bir yaşlı usta, çırağının sürekli herşeyden şikayet etmesinden bıkmıştır. Bir gün çıragını tuz almaya gönderir. Hayatındaki her şeyden mutsuz olan çırak döndüğünde, yaşlı usta ona, bir avuç tuzu,bir bardak suya atıp içmesini söyler. Çırak, yaşlı adamın söyledigini yapar ama içer içmez ağzındakileri tükürmeye başlar. Tadi nasıl? diye soran yaşlı adama öfkeyle acı diye cevap verir. Usta kikirdeyerek çırağını kolundan tutar ve dışarı çıkarır. Sessizce az ilerdeki gölün kıyısına götürür ve çıragına bu kez de bir avuç tuzu göle atıp, gölden su içmesini söyler. Söyleneni yapan çırak, ağzının kenarlarından akan suyu koluyla silerken, usta aynı soruyu sorar:Tadı nasıl? Ferahlatıcı diye cevap verir genç çırak.Tuzun tadını aldın mı? diye sorar yaşlı adam, Hayır diye cevaplar çırağı. Bunun üzerine yaşlı adam, suyun yanına diz çökmüş olan çırağının yanına oturur ve şöyle der: Yaşamdaki acılar tuz gibidir, ne azdır, ne de çok. Acının miktarı hep aynıdır. Ancak bu acının şiddeti, neyin içine konulduğuna bağlıdır.. Acın olduğunda yapman gereken tek şey acı veren şeyle ilgili hislerini genişletmektir. Onun için sen de artık bardak olmayı bırak, göl olmaya çalış." Bu güzel nasihatten bir ay sonra çırak ölür, meğer yakındaki fabrikanın zehirli atıkları göle boşalıyordur. Bunun üzerine Hintli yaşlı usta şöyle der: "............!"
 

Cemil

Katkı Sunan Üye
Üyelik
12 Nis 2006
Mesajlar
296
Konum
istanbul
Ynt: Size Güzel Bir Fıkra. Umarım Beğenirsiniz.

Tuareq ' Alıntı:
Hırsız, gecenin yarısında bir eve girer. Karanlık koridorda, yaktığı
küçük el fenerinin ışığında ilerlerken bir ses duyar,
"İSA SENİ İZLİYOR!" Şaşkınlık ve korkuyla etrafına bakınan
hırsız, bir yandan da evdeki değerli şeyleri aramaya devam
eder. Tekrar ayni sesi duyar, "İSA SENİ İZLİYOR!" Bu kez
hırsız elindeki feneri çevrede gezdirmeye baslar ve bir papağan
görür. "Bunu sen mi söyledin?" diye papağana sorar.
Papağan, "Evet, yalnızca seni uyarmak için" der.
Hırsız, "Ne ! beni uyarmak mı! kimsin sen ? Adın ne senin ?"
Papağan, "Musa" diye cevap verir.
"Musa !" der hırsız, "Hangi salak bir papağana Musa adını koyar ki !?"
Papağan cevap verir, "Bilmiyorum ama arkanda duran
Dobermana 'isa' adını veren salak olabilir....
;D ;D ;D
 
N

nane

Ziyaretçi
Ynt: Size Güzel Bir Fıkra. Umarım Beğenirsiniz.

ateist bir adam bir gün ormanda geziyor ve etrafındaki güzelliklere bakıyormuş Evrim ne güzellikler yaratıyor! diye düşünüp mest oluyormuş birden arkasında kocaman bir ayı belirmiş ve onu kovalamaya başlamış
Adam bütün gücüyle kaçıyormuş ama her arkasına bakışında ayının daha hızlı olduğunu fark ediyormuş. Dakikalarca süren bir kaçışın sonunda adamın ayağı yerdeki bir dala takılmış, ayı adamın üzerine atlamış,
pençesini kaldırmış, tam vurmaya hazırlanırken adam 'Allahım! diye bağırmış.
Bir anda zaman durmuş ayı donmuş, ormandaki nehir bile akmaz olmuş bir anda orman kararmış ve gökyüzünden bir ışık huzmesi adamın üzerine parlamış.
Çok derinden gelen ilahi bir ses adama; "Yıllarca bana inanmadın, yaratılışı kozmik bir kazaya bağladın, sana bu durumda yardım etmemi mi istiyorsun? Seni sevgili bir kulum mu saymalıyım?" demiş.
Adam utanç içinde: "Biliyorum bunca yıldan sonra dindar biri olmayı istemem haksızlık, ama hiç olmazsa ayıyı dindar yapabilir misin?" demiş.
"Peki" diye karşılık vermiş ve ışık kaybolmuş. Nehir tekrar akmaya başlamış her şey eski haline dönmüş. Ayı pençesini indirmiş, iki pençesini de göğe doğru çevirmiş ve konuşmaya başlamış; "Allahım, senin rızkınla orucumu açıyorum, hamdolsun bana verdiğin nimetlere..."
 
Üyelik
20 Haz 2005
Mesajlar
1,499
Konum
DİYARBAKIR
Ynt: Size Güzel Bir Fıkra. Umarım Beğenirsiniz.

VERGİ CEZASI

Adamı , vergi dairesine çağırmışlar..
Yanında bütün defterlerini ve

hesaplarınıda

getirmesini istemişler.. Adam korku içinde, mali danışmanına gitmiş..

Sormuş :

- Vergi dairesine giderken nasıl giyineyim?. Ne tür bir izlenim

bırakırsam, bana daha az vergi cezası keserler ?.

Mali danışman öğüt vermiş :

- En eski elbiselerini giy.. Yoksul, muhtaç bir görüntü ver ki, sana

az ceza kessinler..

Adam güvenemeyip, bir de avukatına danışmış..

Avukat, mali müşavirin tam tersi bir öğüt vermiş:

- En yeni, en pahalı elbiseni giy.. Güvenli, kendinden emin bir

görüntü ver ki, az ceza kessinler vergiciler..

Adamı bu öğütler tatmin etmemiş.. Aklına güvendiği, filozof bir

arkadaşına aynı soruyu sormuş.. Bu akıllı arkadaş bir hikaye
anlatmış..
şöyle demiş :

- Bir gelin, zifaf gecesi ne giymesi
gerektiğini bir arkadaşına sorar..

O da, gırtlağa kadar kapalı, koyu renk bir gecelik giymesini tavsiye
eder..

Bir başka arkadaş ise, dekolte, şeffaf bir gecelik
giymesini söyler..

Vergi dairesine giderken ne tür bir elbise giymesi için arkadaşından

öğüt bekleyen adam, bu hikayeyi dinledikten sonra, sorar :

- Zifaf gecesi ne giyece?ini bilemeyen gelinle, vergi dairesine giderken

negiyileceğini soran benim aramda ne gibi bir ortak yan var ki ?

Adamın akıllı arkadaşı gülerek, izah eder :

- Ne giyersen giy, başına gelecek şey aynıdır...
 
Üst